[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-12]: “Aram- hutu’nun masalı”

ALİ İHSAN AKSAMAZ

Vakti zamanında Kolhların memleketi Kolheti’de bir karı- koca yaşıyormuş. Hiç çocukları yokmuş. Bu sebeple de çok pişmanmışlar. Bir gün kadın kocasına şöyle demiş:

–Adamcağızım, böyle çocuksuz daha ne zamana kadar yaşayacağız? Hele bir git, araştır, belki bir ilaç filan bulursun!

–Tamam, gideceğim!

Adam böyle deyip ilaç bulmak için yola koyulmuş.

Adam çok gitmiş. Çok yol aşmış. Gel gör ki derdine çare olacak ilaç filan bulamamış.

Yorgun argın bir hâlde bir yerlerdeki bir ormana dinlenmek için girip bir kütüğe oturmuş. Adam orada öyle otururken birden ağaçların içinden güzel sarı saçlı bir kadın çıkmış.

Sormuş:

— Sen de kimsin?

Adam da âdet olduğu üzere, kendisine lazım olan şeyi anlatmış.

Kadın, adamın meramını öğrendikten sonra şunları söylemiş:

–Ben Kolhların annesi Daliko’yum. Hoş sen de benim evladımsın. Sana bir ilaç vereceğim.  Bu elmayı al götür; sen de ye, karına da yedir! Dokuz ay sonra bir erkek evladınız olunca adını Aram- hutu koyun! Sözünün eri bir evlat olup Kolhların adını da cümle âleme duyurur.

Adama bunları söylemiş.

Adam güle oynaya evine gitmiş. Tâbii Daliko’nun verdiği elmayı da götürmüş. Karı ve koca, Daliko’nun öğrettiği gibi yapmışlar. Gerçekten de dokuz ay sonra bir erkek evlatları olmuş.

Bu evlatlarına Aram- hutu Dalişi adını vermişler. Burada belirtmeliyim ki Aram- hutu’dan sonra bu karı-kocanın iki erkek evlatları daha olmuş. Onlara Uzarbi ve Usubi adını vermişler. Böylece üç erkek kardeş olmuşlar. Her geçen gün büyüyüp serpiliyormuşlar. Ancak bu kardeşler içinde Aram- hutu’nun delikanlı biri olduğu daha çocukluğundan itibaren iyice görülüyormuş. Başkaları bir yılda ne kadar büyüyorsa, Aram- hutu bir günde o kadar büyüyormuş.  Üstelik çok da kuvvetliymiş. Öyle ki kısa bir zaman sonra Aram-hutu’nun namını Kolh memleketinin dışındaki herkes de duymuş.

O zamanlar bu koca dünyada yalnızca Kolhlar ile Rumlar yaşıyormuş. Kolhlar ile Rumlar birbirleriyle daima kavga hâlindeymişler.

Rumlar durmadan şöyle diyorlarmış:

–En kuvvetli biziz!

Kolhlarla takışıyorlarmış. Rumlar, Kolh memleketini de ele geçirmek istiyorlarmış. Bu emellerine nail olmak için de ellerinden geleni yapıyorlarmış.

Rumların bu kötülüklerini duyduktan sonra, Aram- hutu bir gün babasına sormuş:

–Baba, bu Rumlar bizden ne istiyor? Bizimle neden hep böyle kavga ediyorlar?

Babası şöyle cevaplamış:

–Aram- hutu, evladım,  bizim çok eskiden beri memleketimizde bir altın postumuz vardı. Gel gör ki Rumlar, o altın postumuzu kuvvet ve düzenbazlıkla elimizden alıp memleketlerine götürdüler.  O altın post şimdi onların Tanrısı Zeus’un önünde duruyor. Her kim o altın postu memleketimiz Kolheti’ye geri getirirse, o kişi kahraman olacak, sonra memleketimiz her yere ışık saçacak.

Aram- hutu, babasının bu sözlerini duyduktan sonra hemen şöyle demiş:

–Baba, hele ben bir gidip Rumlardan o altın postumuzu alıp getireyim!

Aram- hutu yanına erkek kardeşlerini de alıp Rumların Tanrısı Zeusa’a gitmiş.

Aram- hutu ve kardeşleri, bugün Lazların âdeti de olan, tulumu çala çala yolda güle oynaya yürüyorlarmış, öyle gidiyorlarmış.

Aram- hutu ile kardeşleri Rumların memleketine yaklaştıklarında yüksek bir tepe görmüşler. Zeus da o tepede yaşıyormuş. Meğerse tepenin alt tarafı da askerlerle çevriliymiş. Aram- hutu ile kardeşleri tepeye yaklaştıklarında askerler üzerlerine üşüşmüş.

Aram- hutu, elini bir savurmuş askerlerin hepsini de yere sermiş. Kavga seslerini duyan Zeus, bulunduğu tepeden Aram- hutu ve kardeşlerine bakıp seslenmiş.

–Siz de kimsiniz? O çaldığınız her neyse bana bir türlü rahat vermiyorsunuz. Sıkıntınız nedir? Hele bir yukarıya çıkın!

Kolhlar tepeye çıkmışlar. Aram- hutu, Zeus’a şöyle demiş:

–Ben Kolh ülkesinden geliyorum. Sende, bizim olan bir altın post var. O altın post Kolhlar’a ait. Altın postu bize vereceksin, vermezsen, senden onu zorla alıp götürürüm.

Zeus da ona şöyle demiş:

–Şimdi anladım! Senin adını duymuşluğum var. Sen Aram- hutu Dalişi’sin. Benden daha kuvvetliysen olur, hele ben ve sen bir dövüşelim. Beni yenersen, altın postu memleketine götürürsün. Beni yenemezsen, altın post yine Rumlarda kalır.

Aram- hutu da şöyle demiş:

–Çok iyi, hadi dövüşelim.

Ne var ki Zeus şöyle demiş:

–Sen buraya kardeşlerinle beraber geldin. Ben tek başıma bir adamım. Kardeşlerin dışarı çıksın da ben ve sen kendi başımıza dövüşelim.

Aram -hutu biraz düşünmüş:

–Ben kuvvetli bir adamım ama kardeşlerim dışarı çıkınca bu Zeus beni yener.

“Kardeşlerim de burada kalsın,” diyecekmiş ama düşünüp “beni korkak sanmasınlar,” diye şöyle demiş:

–İyi ya, kardeşlerim dışarı çıksınlar da, sen ve ben kendi başımıza dövüşelim.

Böylece Aram-hutu’nun iki erkek kardeşi Uzarbi ile Usubi dışarıya çıkmışlar.

Zeus ile Aram-hutu dövüşmeye başlayacaklarmış.

Rum Zeus biraz düzenbaz bir adammış, hileye başvurmuş. Aram- hutu, kardeşleri dışarı çıkınca Zeus’un bu düzenbazlığını anlamış. Zeus, onu arkadan iple bağlayıp tuttuğu gibi yere çalmış. Aram- hutu, omuzlarını germiş ama çok sıkı bağlandığı için ipleri kopartamamış.

Sonra şöyle demiş:

–Eğer kardeşlerim dışarda olmasalar, sana ancak bir gece göstereceğiz.

Zeus da Aram-hutu’ya şöyle demiş:

–Sen çok kuvvetli bir adamsın ama aklın yok. Aklın olsa, kardeşlerini dışarı niçin gönderiyorsun?

Aram- hutu karşılık vermiş:

–Benim aklım da var, kuvvetim de var ama senin gibi yalancı biri değilim.

Böyle konuşurlarken Zeus, Aram-hutu’yu kaptığı gibi yüksek koca bir tepeye götürmüş. Bu tepenin adı Elbruzmuş. Bu tepe Kafkasya’daymış. Zeus, Aram-hutu ile kardeşlerini bu tepede bağlamış.

Zeus, Aram- hutu’yu büyük zincirlerle, kardeşlerini de küçük zincirlerle oraya bağlamış. Yanlarına da bir köpek koyarak esirlerini orada bırakmış.

Bundan sonra Elbruz’daki o köpek Aram- hutu’nun zincirlerini yalamış, yalamış. Derken zincirler kırılmış.  Ne var ki memleketin demirci ustaları örslerine vura vura zinciri yine sağlamlaştırmışlar. Böyle olunca da Aram- hutu ile kardeşleri zincire vurulmuş  hâlde kalmışlar.

Aram-hutu böyle aciz bir hâlde kalınca kıvrılıp yatmış. Rüyasında Kolhların eski Tanrısını görmüş. Tanrı, Aram-hutu’ya şöyle demiş:

–Evladım, Aram-hutu, Zeus seni yendi çünkü sen, beni unuttun. Sana lazım olduğu zaman kardeşlerinin yardımını da reddettin. Ama beni bekle. Olur ki, sen beni unuttunsa, ben seni unutmuyorum. Dua et! Bir gün gelip sana yardım edeceğim. Elbette!”

Ondan sonra Aram- hutu, Tanrı’ya umut bağlayıp dua etmiş. Tanrı’yı bekleyip acı çekmemiş.

[Bu tarihî masalın sonunda söyleyeceğim şu ki, Rumlar Aram-hutu’yu da çaldılar. Onun adını Promete koydular. Rumlar, Aram- hutu’ya Promote diyorlar. Promete’nin Rum olduğunu söylüyorlar. Ne var ki Promete Rum değil Kolh’du. Gerçek Kolh adı da Aram-hutu’dur.]

*******

 

“Aram- xuuşi aramii”

 

Zamanis K̆olxepeşi let̆as ar çili do kimoci skidut̆es. Entepes berepe var uqount̆es do dido ip̆işmanet̆es amuşeni. Andğas oxorcak k̆oçi muşis uǯu ki:

“K̆oçi, aşo ubereli mundeşa viqvaminonan? İdi, mutxa ç̆ami beki žiropya.”

“K̆aia, vidaminonya” dotku k̆oçikti do igzalu ç̆ami ožiramu şeni.

Aya idu, dido gzalepe golilu. Mara soti mutu ç̆ami steri va ažiru. Eşo doç̆k̆inderi sotxani germaşa amaxtu do oşvacinu şeni cirek̆is golaxedu. Aşo xet̆uşi, hemen žirops ki, k̆ai sari tomoni oxorca gamaxtu ncalepeş doloxendo do k̆oçis, “Si minorya?” do dok̆itxu.

Amukti adeti ren steri, mu na ç̆irt̆u iri-xolo duǯu. K̆oçişi xali ognuşk̆ule, oxorcak aşope dotku:

“Man K̆olxepeşi nana Dalik̆o vore. Siti xoş bere çkimi re do ar mutxa ç̆ami mekçaminan si. Aya uşkuri goǯomiği do siti ç̆k̆omi do oxorca skanisti koçi. Çxoro tutaşk̆ul ar biç̆i dogaqvan do Aram- xut̆u gyodvi. İya delik̆anli kogamikten do K̆olxepeşi coxo mtelli kianaşa kogamimersya,” duǯu Dalik em k̆oçis.

Do k̆oçikti xeleberi igzalu oxori muşişa, hemti tabi uşkuriti mendiğu. Edo Dalik na oguru steri doqves antepek do mtiniti ar biç̆i doaqves k̆oçis do oxorca muşis.

Emus gyodverenan coxo Aram- xut̆u Dalişi. Ako iya ptkvat̆i ki, Aram- xut̆uşk̆ul, çili do kimocis xoloti jur bere dvaqves. Entepeşi coxope t̆u Uzarbi do Usubi. Eşo antepe sum cumalepe diqves do aşote gamirdet̆es. Cumalepe muşiş doloxe Aram- xut̆u dido delik̆anli na t̆u, berelaşendo k̆ai gamižiret̆u. Çkvalepe na ar ǯanas irdet̆es k̆onari, Aram- xut̆u ar dğas irdet̆u do dido menceli uğut̆u. Ek̆o dido ki, mʒika çkvaşk̆ule K̆olxepeş let̆aş galeti irik kognu Aram- xut̆uşi ambai.

Hemindos am didi dunyas xvala K̆olxepe do Urumepe skidut̆erenan do antepes dido ok̆ok̆idinu uğut̆erenan artikartik̆ala.

Urumepek zop̆ontes ki:

“İrişen mencelonia çkin voretya” do K̆olxepes nuk̆ubunt̆es. Urumepes K̆olxetişi ezdimu unt̆erenan do iri-xolo doxvenupt̆es amuşeni.

Urumepeşi p̆at̆oba na şignuşk̆ule, andğas Aram- xut̆uk baba muşis k̆itxu ki:

“Babaya, em Urumepes mu unonan, mot memintxipan aşoia?” do baba muşikti nena guiktiru:

“Çkin, e skiri, mcveşendoni a let̆a çkinis t̆ik̆anişi okroşi t̆k̆ebi miğut̆es. İya Urumepek menceli do zoriten goǯomiğes. İya okroşi t̆k̆ebi aǯi entepeşi Ğormotis, Ževsis guǯužin do mintxas iya t̆k̆ebi geri K̆olxetişa guaktinen, iya p̆alik̆ari iqvasion do emuşk̆ule K̆olxetiti dotanasya.”

Aram-xut̆uk aya şignuşi, asta-xolo dotku ki:

“Ar ma vida do iya t̆k̆ebi Urumepes goǯovuğaminonanya!” do cumalepe muşi k̆elik̆atu do igzalu Urumepeşi Ğormoti Ževsişa.

Gzas nit̆esşi, Aram- xut̆u do cumalepe muşik, Lazuri adeti na ren steri, [tulumi, yani mtini Lazuri doptkvat na,] ç̆imoni gelaç̆andinapt̆es do eşo ulurt̆es.

Urumepeşi let̆as nanç̆esşi, ar didi rak̆ani kožires. Em rak̆anis Ževsi geşaxet̆een do meger tude askeriti t̆u godgineri. Rak̆anis nanç̆eşk̆ule, Aram- xut̆us do cumalepe muşis Urumepeşi askeri kogvabğes.

Aram- xut̆uk ar xe guink̆inu, guink̆inu do mtelisti gubğiru. K̆abğaşi sersi ognuşi, rak̆anişen Ževsik geliǯk̆edu do momxtimupes gelicoxu:

“ Tkvan mi noret? Aya mutxa na oç̆andinapt do raxat̆i va momçapt. Ar keşaxtit jileya.”

Eşaxtes K̆olxepe do Aram- xut̆uk uǯu:

“Manya, K̆olxetişen moptiya. Sin na t̆ik̆aniş okroş t̆k̆ebi giğun, iya çkini renya,  K̆olxepeşi renya do momçaginonanya, vana, va momçit na, menceliten goǯogimertya.”

Ževsik uǯu ki:

“Ma coxo skani mignapun. Si Aram- xut̆u Dalişi re. Edo çkimden menceloni re na, man do sin ar dovibaxat. Gemocgini na, mendiği aya skani t̆k̆ebi. Var gemocgini na, okroş t̆k̆ebi tkvani xolo Urumepes doskidunya.”

Aram- xut̆uk uǯu:

“Dido k̆aia, dovibaxatya.”

Mara Ževsik xolo aşo uǯumers:

“Sin ak cumalepe k̆ala moxtia. Ma arteği k̆oçi voreya. Cumalepe skani gale gamaxtan do man do sin xvala-xvala dovibaxatya.”

Aram -xut̆uk amʒika nizmonu ki:

“Manya menceloni k̆oçi kovoreya, mara cumalepe çkimi gale gamaxtanşia, gemocginapsya aya Ževsikya.” Edo uǯvasunt̆u ki, cumalepeti ak t̆anya, mara ifik̆ru amus şkurnace var açkinenya do, dotku:

“K̆aia, gamaxtan gale cumalepe çkimia do man do sin dovibaxatya.”

Edo aşo Uzarbi do Usubi gale gamaxtes. Edo Ževsi do Aram- xut̆uk artikartik̆ala obaxus kogyaç̆k̆asunonan.

Edo Ževsi Urumi rt̆u, amʒika mʒudela k̆oçi rt̆u do xerxi ixmaru. Aram- xut̆uşi cumalepe gamaxtesşi, iya konagnu Aram- xut̆us, uk̆açxendo do tok̆iten dok̆iru. Aşoten dok̆ireli duşeğis ot̆k̆oçu. Aram- xut̆uk guink̆inu mxucepe muşi mara mu qvat̆u, menceloni rt̆u dok̆ireli!

Edo dotku ki:

“Cumalepe çkini gale var t̆anna, si ar seri kožiraminonanya”

Ževsik uǯu ki:

“Si dido menceloni k̆oçi kore, mara ğnosi var giğun. Ğnosi giğut̆as na, cumalepe skani gale mot oçkumer?”

Aram- xut̆uk uǯu:

“Ma ğnositi komiğun, menceliti komiğun, mara skani steri mʒudela k̆oçi var voreya!”

Edo aşo ok̆iğarğalesşi, Ževsik ezdu dok̆ireli Aram- xut̆u do mendiqonu didi mağala rak̆anişa. Aya rak̆anis coxons Yalbruzi do K̆avk̆asias ren. Aya rak̆anis konok̆iru Aram- xut̆u do cumalepe muşi. Aram- xut̆u didi zenciriten konok̆iru, cumalepe muşi ç̆it̆a- ç̆it̆a zenciriten. Entepe k̆ala ar coğori kodut̆alu do eşo naşku mteli mek̆irelepe.

Amuşk̆ule Yalbruzis coğorik Aram- xut̆uşi zenciri loskums. Loskumsşi, doloskums, doloskums do zenciriti dit̆axen. Mara emindos kianaşi mç̆k̆adupek ç̆ak̆acupe na k̆ulamuris geçapan, e zenciri xoloti dimt̆elen. Aşoten Aram- xut̆u em rak̆anis mek̆ireli skidun, cumalepe muşiti tabi.

Aram-xut̆u aşo aciz t̆uşi, elvanciru do ezmoces K̆olxepeşi mcveşi Ğormoti žiru. Ğormotik moxtuşk̆ule aşope duǯu:

“E skiri çkimi, Aram- xut̆u, si Ževsik gocginu emuşeniki, man gomiç̆k̆endini do na dogaç̆iru vakitis, cumalepe skaniş gelaşvelu? moivarer. Mara domiqondi. İqven ki, gomiç̆k̆ondi na, man va gogiç̆k̆ondinap. İxvami! Ar dğa iqven, ma mopta do gişvelaminon. Moro!”

Emuşk̆ule Aram- xut̆us Ğormotişi medi uğun do ixvameps. Ğormotis uqondeps do var aci var žirops.

[Edo am ist̆oriaşi axiris, ma ptkvaminon ki, Urumepek Aram -xut̆uşi ambaiti nixires. Edo emus P̆romet̆eusişi ambai gyodves. Urumepek Aram- xut̆us P̆romet̆eusi uǯumelan do žoponan ki, P̆romet̆eusiti Urumi t̆erenya. Mara P̆romet̆eusi Urumi var t̆u, K̆olxi rt̆u do mtini K̆olxuri coxo muşi Aram- xut̆u koren.]

———-

[(Anlatan: Mişa Numanişi, Radyo Kolha/ İmedi TV yayını, Gürcistan, 2005), (Radyo Kolha yayınından dinleyip Latin alfabesiyle yazan, düzenleyen ve Lazcadan Türkçeye çeviren: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2006)] aksamaz@gmail.com

Post Views: 28

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir