
Kayseri’de yapılan TRT Çerkes Mitingi’ne birkaç yüz kişinin katılmış olmasının ayıbı hepimize aittir.
Öncelikle, tertip komitesinin toplumla iletişime geçmeden, bire bir diyaloglar kurmadan, işi sosyal medya üzerinden yürütmeye çalışması en büyük yanlıştır. Uzunyayla’da doğan ve o ortamdan gelen birisi olarak, yapılacak eylemi yaşlılara götürüp “Nahıj ohu” (yaşlılar işi) olarak meselenin formalitesine uygun yapılmamasını öncelikli hata olarak görüyorum. 7/24 Çerkesçe yayın yapan televizyonun karşısına geçip izlemeyi hangi yaşlı Çerkes istemez ki? Ancak, geçmişte şehirde Çerkesçe konuşmayı yasaklayan ve bilinç altına yerleşen korku onları biraz çekinceli kılıyor olabilir. Kısaca, “yaşlısı olmayanın genci olmaz” atasözümüzden hareketle, bu gibi konularda danışmak ve fikir almak için yaşlılara başvurulması gerekir.
Tekrar tertip komitesine gelmek istiyor ve yedi kişiden oluşan bu arkadaşlara “yüzer kişi de mi getiremediniz?” diye soruyorum.
***
Biraz da Kayseri’de ki STK’larımızdan söz etmek istiyorum: Miting öncesi isimlerini yazarak çağrıda bulunduğum derneklerimizden de hiçbir katkı görülmedi. Duyduğuma göre, “programımızda böyle bir miting yok” deyip ilgilenmemişler. Düzenledikleri uluslararası “kültür” festivallerinde Çerkesçe konuşamayan sunucularla bu işi ne kadar götürebilirler? Ünvanlarında veya tüzüklerinde kültürel çalışmayı öne çıkartan dernekler, Çerkesçe alt yapı olmadan, hangi kültürü işleyecekler merak ediyorum?
Ben iki tane olduğunu bildiğim, 10’un üzerindeki Uzunyayla köy derneği sizinde mi haberiniz yoktu?
Fevziçakmak, Argıncık ve Mahrumlar köyünden kopan Çerkeslerin yerleştiği semtlerdi eskiden. Daha sonra Talas ve diğer semtlere de yerleşimler oldu. Şimdi Kayseri’de her sokakta birkaç Çerkes aile yaşamaktadır. Kadınlar bir araya geldiklerinde Çerkesçe konuşmakta, yaşlılar cami çıkışında karşılaşınca çevrelerindekilere ayıp olmasın diye yarım Türkçe ile başladıkları sohbetlerini Çerkesçe sürdürmektedirler. Evine geldiğinde televizyonunu açtığı zaman Çerkesçe yayın yapan bir kanalı kim istemez? Evde anneleri ile kalan kızlar Çerkesçeyi daha iyi bilir, tabii ki annenin istemesiyle. Erkek çocuklar Çerkesçe sorulana dahi Türkçe cevap verirler. Bilmezler ki geleneklere göre Çerkesçe sorulursa Çerkesçe cevap vermek lazım.
Bütün bunlar yıllar önceydi. Artık çocuklar hiç Çerkesçe bilmemektedir.
Mesele kitlelere anlatılsa acaba katılım yine birkaç yüz demi kalırdı?
Yine STK’lara biraz daha yükleneceğim. “Düzenleyenler falan guruptan, biz katılmayız, katılmak isteyenleri de engelleriz, caydırmaya çalışırız” zihniyeti ne kadar doğru?
Derneklerin yöneticileri çevrelerine “resmi” olarak, “biz katılmıyoruz, fakat yapılan iş doğru, bu toplumumuzun hayati meselesi” diyerek destek beyan edip, telefonlarla tanıdıklarını haberdar etseler daha doğru olmaz mıydı?
Köylerde harman sonu olup ekinlerin ekilmediği, işlerin epey hafiflediği bir dönem. Miting haberini göz ardı edip “amaan şimdi Kayseri’ye kim gidecek?” üşengeçliğine sarılmak acaba doğru muydu?
Kaynar Festivali’nde bir araya gelen 30 binin üzerindeki kitlenin onda birinin mitinge katılmaması yürekler acısıdır.
Özet olarak, toplum mitingin niçin yapıldığının farkında değil veya toplumun Çerkesçe televizyon diye bir ihtiyacı yoksa, en üzücü olan budur.
Mahalle kahvesinde okeye dönerken, ”Yav mıting yapecekmiş Çerkez Tivi için; bene mi sordın… Kare uçı atmadın.. Çıhuır ne zeman başlıyır” diyenlerin, TRT Çerkes yayına geçse, akşam eve geldiğinde “TRT Çerkes er ufhıt” (TRT Çerkes’i açın) diyeceğine kalıbımı basarım.
Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali’nde onbinleri bir araya getiren, söylenen şarkılar, folklor gösterileri kadar önemli bir diğer husus, aidiyet duygusunun dışa yansıtılması, “Çerkes” ismine sahip çıkılmasıdır.
Post Views: 55
