Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor

MURAT ÖZDEN

Emperyal devletlerin tarih hafızaları çok güçlüdür. Geçmişte yaşananlardan ders almak için güçlü arşivleri ve güçlü tarihçileri vardır. Tarihsel olayların yazılması, kayıtlarının tutulması ve saklanması için hiç bir masraftan kaçınmazlar. Bunun için yüzyıllara dayanan bir gelenekle milli arşivler oluştururlar ve onları titizlikle muhafaza ederler.

Ama bu emperyal güçler ülkelerini işgal ettikleri ve tahakküm altına aldıkları halkların hafıza kayıtlarının silinmesi, o halkların kendilerine olan özgüvenlerinin yitirilmesi, kendilerini güçsüz ve aciz görmeleri için de her şeyi yaparlar. Bunun en önemli iki örneği Çarlık Rusyası’nın bugünkü mirasçısı Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’dir.

İşgal ettikleri ülkeleri ve tahakküm altına aldıkları halkları aşağılamada, tarih ve kimlik bilincini yok etmede birbirinden kopyalanmış yöntemleri başarıyla uygularlar. Ülke rejimleri değişse de bu yöntemler değişiklik göstermez. Rusya’nın Çarlık döneminde de, sosyalist döneminde de, diktatoryal Putin döneminde de uyguladığı tarih bilincini yok etme, halkların hafıza kayıtlarını silme yöntemleri bir değişiklik göstermez.

Geçtiğimiz birkaç günlük sıcak gelişmeler Çerkesler’de uyanan tarih ve kimlik bilincinin Rusya’yı ve Türkiye’nin Kafkasya coğrafyasındaki Turani unsurları nasıl rahatsız ettiğini hep beraber gördük.

***

Kanjal Savaşı 1708 tarihinde Kırım Hanı Kaplan Giray’a karşı Çerkeslerin kazandıkları olağanüstü bir zaferdir. Toplarla tahkim edilmiş çok üstün Kırım – Osmanlı Ordusu’nun cesaret ve akılla nasıl yenilip perişan edildiğine dair çok önemli bir örnektir. Vatanlarını işgal etmeye cesaret edenlere Çerkeslerin nasıl dersini verdiğinin bir numunesidir.

Kanjal Savaşı, Çerkeslerin Rusya ile yaptığı bir savaş değildir. Kanjal Savaşı, Kırım Hanlığı’yla ve arkasındaki güç olan Osmanlı ile yapılmış bir savaştır.

Peki Rusya, üzerinden 310 yıl geçmiş, kendisini ilgilendirmeyen böyle bir savaşın yıldönümünün anılmasından neden rahatsız olur ve anmaya katılan insanların üzerine acımasızca güvenlik güçlerini sürerek yüzlerce kişiyi tutuklar?

Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya’nın devlet aklı. 300 yıl savaşarak işgal ettiği Çerkesya’nın kitlesel bir direnişe geçtiğinde elinden kayıp gideceğini bilecek bir devlet aklı da vardır Rusya’nın.

Onun için, Çerkeslerle ilgili her şeyden korkuyor Rusya devleti.

21 Mayıs’tan korkuyor.

11 Mayıs’tan korkuyor.

Çerkes Bayrak Gününden korkuyor.

Çerkes Kıyafetlerinden korkuyor.

Çerkes Bayrağından korkuyor.

Kanjal Savaşının anmasından korkuyor.

Çerkeslerin, tarih bilincini harekete geçirecek her şeyden korkuyor.

Tabii ki korkmakta haklı. Ama korkunun ecele faydası yok. Çerkeslerin kimlik ve tarih bilinci hızla yükselmeye devam ediyor.

Sosyalist dönemde Kaberdey’in Rusya’ya gönüllü katılımının 400. yılı dolayısıyla Nalçık Meydanı’na Goşenay-Maria’nın heykelinin dikilmesi, Çerkeslerin tarih hafızasının silinmesi operasyonunun bir parçasıdır.

11 Mayıs 1918 tarihinde kurulmuş olan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin hiç olmamış hükmüne sokulması üstelik bunun Çerkeslere yaptırılması da Çerkeslerin tarih hafızasının silinmesi operasyonunun bir parçasıdır.

Çerkes ülkesini işgal eden katil sürülerinin başında bulunan general bozuntularının heykellerinin  Çerkesyanın her tarafına dikilmesi de Çerkeslerin tarih hafızasının silinmesi operasyonunun bir parçasıdır.

2014 Soçi Olimpiyatları’nda, Soçi’nin tarihinden bahsedilirken, Çerkeslerin Soçi’den silinip yok kabul edilmesi de Çerkeslerin tarih hafızasının silinmesi operasyonunun bir parçasıdır.

Kanjal savaşının yıl dönümünde anma yapan aktivistlere saldırılması da, Rusya’nın Çerkeslerin tarih hafızasının silinmesi operasyonunun bir parçasıdır.

Toplumsal dönüşümler zor, kanlı, acılı ve gözyaşlı olur. Hiçbir şey bedel ödemeden elde edilemez, Kanjal direnişçilerine saldıranlar tarihsel ve geleneksel yöntemlerini uyguluyorlar ama çabaları nafiledir. Baskıların ve zulümlerin, toplumsal uyanışı bastırmak yerine, benzin işlevi görüp alevlendirmek gibi bir görevleri vardır.

Onun için hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Direniş varsa, umut da var demektir.

Ancak bu olaylar karşısında, Çerkes diasporasının ölü gözleriyle olayı izlemesi, tepki verememesi, ibretlik bir meseledir.

Gönlümüz, Kanjal direnişçileriyle beraberdir. Umudu olanlar ve direnenler mutlaka bir gün kazanırlar.

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir