ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR?

MURAT ÖZDEN

Bir fikrin siyasete dönüştürülebilmesinin şartları yerine getirilmediği takdirde o fikir sadece bir fikir olarak kalır. İnsanlar onu beğenebilir ya da eleştirebilir ama o fikir siyasete dönüşmez.
Bunun en önemli üç şartı vardır
1- Üzerinde toplumsal mutabakat sağlanmış kanonik bir metin. Toplumda heyecan yaratacak bir fikir.
2- Bu heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak kadrolar.
3-Kadroların heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak siyasi araç.
Siyasi parti, onu destekleyen STK’lar, yayın organları, sanatçılar,maddi kaynaklar, vd.
***
      İdeolojik netlik sağlandığı takdirde, Çerkesler’in Partisi de var, STK’sı da var, eğitimli insanları da var, Çerkes Milli Siyaseti’ni oluşturmak çok kolaydır.
Takip ettiğimiz yukarıdaki sıralamada en sıkıntılı olan kısım, Çerkes milli siyasetini yaratacak kadroların yokluğudur. Tarihsel perspektifte Çerkes halkının başına gelen en büyük talihsizlik olan soykırım ve köklerinden kopma insan kaynağımızla birlikte fikri üretimimizi de kurutmuştur. Can derdine düşmüş bir halk, çok geniş bir coğrafyaya saçılmıştı.
Çerkesler’in özellikle diasporada çiftçilik ve askerlik dışında bir seçeneği yoktu. Çiftçilik yapmak İçin köylere yerleşenler, izole bir yaşam sürdükleri için çok uzun süre dillerini ve kültürlerini azalarak da olsa bu günlere taşıyabildiler. Köyden kente çalışmak ya da okumak İçin gelenler ikinci nesilde asimilasyon girdabına kapılıp yok oldular.
Büyük sürgünle birlikte askerlik mesleğini seçenler, okuma imkanını bulanlar şehirlere yerleştiler. Neredeyse ilk nesilde, en çok ikinci nesilde asimilasyon girdabında yok oldular.
Ancak yine de Çerkesler için bir şeyler düşünen, bir şeyler yapmaya çalışanlar okumuş kesimden çıktı. Örgütlenme özgürlüğünün 1908 yılında gelmesiyle birlikte Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurdular.
İstanbul Beşiktaş’ta Çerkes Numune Mektebi’ni açtılar. İzmir’de ulusal azınlık haklarından Çerkesler’in de yararlanması gerektiğini bildiren bildiri yayınladılar. Ankara’nın yanında kurtuluş savaşına katılmaları onları hain olmaktan kurtaramadı.
Cumhuriyet dönemi ile başlayan Türk ırkçısı dalga, Türk olmayan diğer etnisiteleri zorla Türkleştirme savaşına girdi. Fiziki yok etme ve sürgün dışında aşağılama, dilini, kültürünü yasaklama gibi tedbirler devreye sokuldu. Yaratılan bu korku iklimi, kimliğini gizleme ve inkar etme davranışını beraberinde getirdi.
Kimliğinden vazgeçenlere makam ve mevki verilmesi, devlet imkanlarından yararlandırılması kimlik inkarını cazip hale getiren en önemli etkenlerden biridir.
Ayrıca kimliğini inkar etmenin en önemli güvende olma imkanını sağladığı iklimde, asıldan fazla saldırgan olmayı beraberinde getiriyor. Türkiye’de Türk’ten fazla Türkçülük yapan Çerkesler sağlıksız kişilik örnekleridir. Çift cinsiyetli insanlar gibi çift milliyetli insanlar da hastalıklı kişilerdir.
Ürdün’de Kralın yakın koruması, istihbaratını ve ordunun çekirdeğini oluşturmakla övünen Çerkeslerimiz de Kraldan fazla kralcı, Arap’tan fazla Arapçıdırlar.
Rusya’da 1 Temmuz 2020 yılında yapılan ölüm fermanımız olan anayasa oylamasında DÇB (Dünya Çerkes Birliği) Başkanı Hauti Sohrokov, “Bu anayasa oylamasına karşı çıkanlar bizden değildir” diyerek Rus’tan fazla Rusçu olduğunu göstermiştir.
Anavatanın ve Çerkes diasporalarının bu halde olduğu bir milletten Çerkes Milli siyasetinin çıkamaması olağandır. Ancak tarihi neden öyle oldu diye bugünden yargılama hakkına sahip değiliz.
Onun İçin bugün ne yapabileceğimize bakmamız gerekiyor.
Öncelikle toplumsal eleştirinin ve özeleştirinin çok değerli bir şey olduğunu öğrenerek işe başlayabiliriz. Bunu yapabildiğimiz takdirde, asil, kahraman, sadık gibi içi boş avunmalar yerine, dünyada her şeyini kaybetmiş bir halk olduğumuz gerçeğini kabullenip, kaybettiklerimizin peşine düşebiliriz.
Toplumsal eleştiriyi normalleştirebilirsek, ideolojik mücadeleyi de öğreniriz. İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
Bu işbirlikçi kesimlerin yarattığı düşünce kirliliğini temizleyip cam gibi net bir biçimde, her türlü etkiden uzak halkımızın önüne “Çerkes Milliyetçiliği” fikrini koymalıyız.

Post Views: 16

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir