EROL KILIÇ KUTELİA
Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkas halkları 1923 yılından başlayarak siyaset ve bürokrasi dünyasından tasfiye edilmeye başlandı.
Kurtuluş savaşının öncü ve planlayıcılarını tasfiye edebilmek için Türk kurtuluş savaşının kahramanlarından Çerkes Ethem’i vatan haini ilan ettiler.
Yunanistan ve özellikle Selanik’ten gelen Sabetaist gruplar, Anadolu topraklarında kendilerine Çerkesleri rakip gördüler.
Çerkesler eğitimli bir halktı. Ulusal kurtuluş savaşına katkıları fazlaydı. Çabuk organize olabilme gibi bir özellikleri vardı. Bir de bunun yanında Osmanlı Sultanı ile yakın ilişkileri vardı.
Kurtuluş savaşının sembol ismi Ethem bey, Çerkes Ethem yapılıp hain damgası vurulacak, askeri okullarda öğrenim gören Çerkes kökenli öğrenciler atılacak, tarihi soyadları unutturulacak, köy adları değiştirilecek, kurtuluş savaşının sembolü dahi olsa Kafkas kalpağı yasaklanacak, Çerkes kimliği tanınmayarak pasifleştirilip siyasetten ve bürokrasiden uzak tutulacaktı. Maalesef bu faşist uygulamalar ulusalcılık adına pratiğe geçirilip, başarıya ulaşacaktı.
Bugün, Türkiye diasporasında ülke nüfusunun % 10’na tekabül eden yaklaşık 7 milyon Kuzey Kafkasyalı halk yaşamaktadır. Bu halkın demografik bir ağırlığı olmasına rağmen bir çoğrafyası yoktur. Birkaç il dışında yoğun bir nüfusa sahip değildir çünkü demografik ayak oyunları ile Çerkes halkı etnik ve sosyal problemi olan bölgelere dağıtılmış 150 haneden fazla Çerkes köylerinin oluşmasına mani olunmuştur.
Türkiye milletvekilliği bir türlü yürürlüğe giremediği için az nüfuslu halklar ile toplu olarak değil de dağınık yaşayan halklar TBMM’ne girip temsil edilemiyorlar.
550 milletvekilli TBMM’inde Kuzey Kafkas halkının sayısına paralel 55 milletvekilimiz olması gerekirken vekil sayımız üçü beşi geçmiyor.
Bu üç beş milletvekilin sadece birkaçı dışında ben Abhazım, ben Çerkesim, ben Çeçenim, ben Osetim, ben Dağıstanlıyım, ben Karaçayım, ben Balkarım diyen yok.
1992-1993 Abhazya Gürcistan savaşında TBMM’sinde üç beş milletvekili değil de Kuzey Kafkas kökenli bırakın 55 milletvekili 10 veya 15 milletvekilimiz olsaydı savaş 13 ay sürmez, bu kadar insan ölmez Abhazya’da 12 milyar dolarlık bir savaş zararı oluşmazdı.
TBMM’inde yeteri kadar vekilimiz olsa demokrasi ve insan hakları ile bağdaşmayan Türkiye’nin Abhazya’ya seyahat ambargosu devam edemezdi.
Abhazya Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Abhazya vatandaşlarının oy vermeleri için kurulan İstanbul’daki seçim sandığına Sakarya milletvekilimiz Abhaz kökenli Engin ÖZKOÇ sahip çıkmasaydı, bu seçime katılabilir miydik, tercihimizi ortaya koyabilir miydik?
Abhazya’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gözlemci olarak katılmayı, Türkiye’de bunca siyasi parti olmasına rağmen, sadece ve sadece Halkların Demokrasi Partisi (HDP) olumlu yaklaşmıştır.
Abhazya Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Sakarya milletvekili sayın Engin Özkoç önderliğinde muhtelif partilerden oluşan bir heyet Abhazya’yı ziyaret etmiştir. Engin Özkoç gibi bir insanımız olmasaydı bu ziyaret gerçekleşebilir miydi?
Abhazya’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı çıkan Raul Hacımbayı yazı ile ilk kutlıyan Kuzey Kafkas halklarının kurduğu ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ olmuştur.
Dünden bugüne Türkiye’nin siyaset sahnesindeki partiler Çerkes halkını seçimlerde bir garnitür olarak görmüştür. Parti içi demokrasinin olmadığı bir genel başkan dikdatoryasında Çerkes halkının oyunu almak için seçim listelerinde seçilemeyecek sırada Çerkes kökenli adayları göstermişlerdir.
Birileri; ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ’nin kurulmasından rahatsız.
– Kraldan fazla kralcılar
– Devşirmeler
– Biatçı olup insan ve vatandaşlık hakkından yoksun olmak isteyenler
– Halklardan, kültürlerden, anadillerden rahatsız olanlar,
– Asimilasyoncular, asimilasyon sevdalıları
– Etnik kimliğinden utananlar
– Onursuz ve kimliksizler
Sizi rahatsız etmek için ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ’ni kurduk.
Bulgaristan’da, Kosova’da kurulan Türk Partilerinin kurucuları ve kadroları ne kadar onurlu ise biz de o kadar onurluyuz.
Türkiye diasporasında yaşayan tüm Kuzey Kafkas halkları;
Bulgaristan, Kosova, Yunanistan diasporasında yaşayan Türk halkının yaptığı gibi yapınız. Kendinize oy verin. Kendi partiniz ÇDP’nin bağımsız adaylarına veya seçilebilecek bir sırada ise diğer partilerden aday gösterilen kendi insanınıza oy verin. Aman dikkat! seçilebilecek bir sıradaysa oyunuzu verin, oyunuz geçmiş seçimlerde olduğu gibi başka birilerinin seçilmesi için yem olmasın.
Bizim insanın problemlerini en iyi bizim insanlar bilir.
Çifte standartları, ambargoları ancak bizim insanlarla ortadan kaldırabiliriz.
TBMM’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi olabilmesi için o mecliste her kültürün, her inaçın, her dilin her rengin orada olması gerekir.
Türk, Ermeni, Rum, Yahudi, Arap, Alevi, Laz, Gürcü, Zaza, Kürt, Pomak, Arnavut, Boşnak, Çingene, Hemşinli, Abhaz, Çerkes, Süryani, Keldani renklerinin biri eksikse güzel bir mozaik de, güzel bir ebru da olamayız.
Post Views: 12
