Bireysel Sürgünler

MUSTAFA SAADET

Milletlerin topluca yaşadığı sürgünler veya topluca yapılan zorunlu göçler önemsenir, yazılı ve sözlü medya tarafından dünyaya duyurularak çeşitli şekillerde yerinde bir hareket olmadığı, önüne geçilmesinin gerektiği vurgulanarak,  yardım kuruluşları kampanyalar açarak ve yardımlarda bulunmak suretiyle, yerlerinden yurtlarından olanların bu durumu en hafif şekilde atlatmalarına yardımcı olunur.

Fakat, bireysel sürgünler kitlesel olmadığı için fazla konu edilmez ve çoğunlukla da yakın çevreleri dışında kimse tarafından bilinmez.

RF uçağının düşürülmesinden sonra patlak veren krizin en büyük mağdurlarının dönüş yapmış hemşerilerimizin olacağı tahminleri yapılmış ve bu tahminler yavaş yavaş gerçek olmaya başlamıştır.

Alınan kısıtlı haberlere göre, dönüş yapanlardan, RF vatandaşlığını kabul ederek Türk pasaportlarını iade etmeleri veya Türkiye’ye geri dönmeleri istenmektedir. Hangi alternatif kabul edilirse edilsin acı duymamak ve zarar görmemek mümkün değildir.

RF vatandaşlığı kabul edilirse, Türkiye’deki mal varlıklarını kaybetmeleri, emekli iseler emekli maaşlarının kesilmesi söz konusudur. Zira, iki devlet arasında bu konularda ikili bir anlaşma bulunmamaktadır.

Türk vatandaşlığını tercih etmeleri halinde RF’de edindikleri mal varlıklarını kaybedecekleri aşikardır. Yani, her iki tercihin de  zarar vereceği muhakkaktır. RF vatandaşlığını tercih edenlerin huzurlu bir ortamda yaşayamayacakları meydana gelen olaylardan bellidir. Serbest iş yapanların kapısı, penceresi kırılarak iş yerlerine girilmekte ve mülklerine şimdiden zarar verici olaylar meydana gelmektedir.

Defalarca yazıldı çizildi, toplumsal olayların toplumun birlikte hareket etmesi ile başarıya ulaşabileceği, anavatanlara dahi olsa, göçlerin göç verenle, göç alan ülke arasında varılacak ikili anlaşmalara göre yapılmasının (Birleşmiş Milletler garantisi altında)  ve hukuki bir geçerliliğin sağlanmasının zarureti anlatılmaya çalışıldı.

Bu gerçekler görmezden gelinerek, az da olsa münferit dönüş yapanların karşılaştıkları olumsuzluklar, temenni etmemekle birlikte karşılaşacakları zorluklar içimizi sızlatmakta ve en kısa sürede normal yaşam şartlarının geri dönmesi arzulanmaktadır. Dileğimiz tersine dönüşün yaşanmamasıdır.

Ancak, şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim. Dönüşü, gerçek olmayan boş ve hayali anlatımlarla özendirmeye çalışanların bu düşüncelerinden vazgeçmelerinin gerektiği de açıkça su yüzüne çıkmıştır.

Problemlerimizin tek çözüm yeri parlamentodur. Bu düşünce için kurulan ÇDP’nin toplumumuzca desteklenmemesi bu yolu kapatmış durumdadır. Doğru yolu bulmanın tek çaresinin aklı selim ile birlikte hareket etmek olduğunu, yaşanan olaylar bütün açıklığı ile yüzümüze çarpmaktadır.

Post Views: 6

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir