Demokrasi ve Demografi

EROL KILIÇ KUTELYA

Son aylarda Kırım yarımadasında meydana gelen olaylar demokrasi ve demografi açısından iyice analiz edilmeli, sentezi yapılarak objektif olarak yorumlanmalıdır.

Bir coğrafyada, otohton halkın varlığı demografik olarak yoğunluk kazanmamışsa o halk her türlü referandumda kaybetmeye mahkumdur.

Mahkumdur, çünkü günümüzde demokrasi anlayışı, parmak kaldırmak, parmak indirmektir veya seçim sandığından çıkan oyların çokluğudur.

Bugün 26.200 kilometre karelik Kırım yarımadasında yaklaşık 2 milyon insan yaşamakta ve bu insanlar da dili, kültürü, inancı ve ideali aynı olmayan, homojenlikten uzak bir toplum oluşturmaktadır.

Demografik dağılıma bakarsak;

% 58 Rus

% 24 Ukraynalı

% 13 Kırım Tatarı

% 2 Beyaz Rus

% 3 Diğer Tatar boyları, Ermeniler, Yahudiler, Gürcüler, Moldovlar v.s

Bu demografik tabloda görüleceği üzere Kırım’da çoğunluk Rus halkı olduğuna göre Rus halkını iradesi neticeyi tayin eder bu netice de günümüz demokrasi anlayışı ile paralellik arz eder.

16 Mart 2014 tarihinde Kırım’da yapılan referandumda, Rus nüfus toplamının çok üstünde (% 96.8 oranında) Ukrayna’dan ayrılma isteği ortaya çıkmıştır.

Bu oranı analiz edecek olursak, Ukrayna yönetiminden hoşnutsuzluğun yüksek oranda olduğu görülecektir.

Ukrayna devleti, Kırımda yaşayan insanlara iş, aş, temin edemediği gibi, milliyetçi söylemler, oranın yüksek olmasına sebebiyet vermiştir

Rusya Federasyonu’na bağlanma isteği sandıktan çıkmıştır.

Kırım önce bağımsız, sonra da Rusya Federasyonu’na özerk devlet statüsünde bağlanma isteğini dile getirmiş ve bu talep Rusyaca onaylanmıştır.

Kırım yarımadası; Kimmer, İskit, Got, Hun, Bulgar, Hazar, Bizans, Kıpçak, Peçenek, Tatar, Rus ve Ukrayna halklarına vatan olmuş, ancak bu coğrafyaya Kırım Tatarları damgasını vurmuştur ve oranın otohton halkı durumuna gelmiştir.

Kırım Tatarlarının talihsizliği Moğolların istilası ile başlamış, 1774 Küçük Kaynarca anlaşması ile devam etmiş, onu Gürcü asıllı diktatör Joseph Stalin’in Orta Asya ve Sibirya sürgünü uygulaması izlemiştir. Stalin’in ölümü ile SSCB’liğinin başına Ukrayna asıllı Kuruşçev gelmiş ve Kırım Tatarlarını affederek Kırım’a dönüşlerine izin vermiş Kırım’ı da Rusya’dan alarak Ukrayna’ya bağlamıştır.

Kırım ile Abhazya ve Güney Osetya arasında benzerlikler bulunmaktadır.

Stalin Gürcü asıllıydı. Abhazya ve Güney Osetya’yı, halkın iradesini dikkate almayarak Gürcistan’a zorla bağladı.

Kuruşçev, Ukrayna asıllıydı; halkın iradesini dikkate almayarak Kırım’ı Rusya’dan kopararak Ukraynaya zorla bağladı.

Biz Kuzey Kafkasyalılar Kırım’da gelişen bu olaylardan gereken dersi doğru ve tam olarak almalıyız.

Demokrasi için demografi gerektiğini, hep ama hep düşünmeliyiz.

Demokrasilerde , son ve kesin sözü demografyanın söylediğini unutmamalıyız.

Kuzey Kafkas coğrafyasından sürgün edilip bugün 51 ayrı ülkede diasporada yaşayan halkımız, ata vatanlarını anavatan yapmak için her zamankinden daha fazla demografyaya önem vermelidir.

Abhazya’da, Adigey’de, Karaçay-Çerkes’te, Çeçenistan’da, Osetya’da, İnguşetya’da

Dağıstan’da, Kabartay-Balkar’da, gidip dedelerimizin ocaklarını yeniden yakmalıyız.

      Ata vatanımızı, anavatan yapmak için gitmeliyiz. Diasporada yaşayıp da şu ve bu nedenle ata vatana gidemeyenler de diasporada vakıflar, kurup fonlar oluşturup, ata vatanını, anavatan yapmak için dönmek isteyenlere destek vermelidir.

Post Views: 23

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir