Seçim Sath-ı Maili ve Çerkeslerin Tavrı

MURAT ÖZDEN

Türkiye seçim sath-ı mailine girdi.

Seçim günü hızla yaklaşıyor ancak ortalık hiç de o hava da değil.

“Ankaralaştığı” için yönetemez hale gelmiş bir iktidar, öngörüsü ve vizyonu olmayan bir muhalefet, tapeler, darbe iddiaları, yolsuzluk kasetlerinin ortaya saçılması, çöken hukuk ve emniyet sistemi, ergenekon ve darbe davalarında sil baştan, tıkanmış olan barış süreci arasında ortalığı toz duman götürüyor.

Seçim için kimin ne dediği ve ne yaptığı ne duyuluyor, ne de görülüyor.

***

Çerkeslerin durumu ise her zaman olduğu gibi içler acısı.

Türkiye’nin 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde ülkenin demokratikleşmesi için bütün halklar bedeller ödedi. Bu acılı ve kanlı süreci hepimiz biliyoruz. Ancak 2009 yılında başlayan demokratik açılım süreciyle birlikte Türkiye’de yaşayan halklar bir nebze olsun nefes alabildiler.

Kürt, Alevi, Roman Çalıştayları yapıldı.

TRT 6, TRT Arap televizyonları açıldı.

Romanların sorunlarının çözümü ile ilgili bütçeden fon ayrıldı.

Ancak bu süreçte devlet Çerkesleri ısrarla görmezden geldi ve görmeme konusundaki inadını sürdürüyor.

150 yılda Çerkeslerin yapabildiği tek şey bazı derneklerin ve federasyonlarının duvarına “Çerkes Derneği” tabelası asabilmek oldu.

2011 yılında ÇHİ’yi oluşturarak, “Bu ülkede Çerkesler de yaşıyor” diye meydanlara çıktığımızda Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, “Şimdi de Çerkesler başladı” cümlesinden öte Çerkeslere bir ilgi göstermedi.

ÇHİ’nin ortaya çıktığı 2011 yılı da bir seçim süreci öncesiydi. Üzerinden geçen üç yıllık süreçte ÇHİ gerek devlet yetkilileriyle, gerekse siyasi partilerle defalarca görüşme yaptı. Bu görüşmelerde devlet bizi sadece dinledi ama sonrasında hiçbir şey yapmadı.

Siyasi partilerden CHP ve MHP ise “Bu ülkeyi bölmek mi istiyorsunuz” tavrı takındı ve tersleyici bir tutum içerisine girdi.

AKP ise dinleyip nazik bir tavır içerisinde sırtımızı sıvazlayıp gönderdi.

BDP ise elinde olan imkanlarla yanımızda durdu. Geçen yıl Çerkes soykırımı ile ilgili önergeyi TBMM’ye BDP verdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın Soçi’ye gitmesine BDP Eşbaşkanı Sayın Demirtaş Çerkeslerle birlikte tepki gösterdi.

Yine Sırrı Sakık, “TBMM sıralarına Çerkes kimliği ile bir milletvekilini taşıyacağız” sözünü verdi. Bu konudaki samimiyetlerini Süryani asıllı bir milletvekilini meclise taşıyarak gösterdiler.

Tüm bu süreçlerde devlet ısrarla Çerkesleri görmezden geldi ama verilen mücadele Çerkesler’de kimlik bilincinin canlanmasını tetikleyip,  sorunlarının siyaset yoluyla çözüleceğine dair bir inanç oluşturdu.

Sürgün ve soykırımın 150. yılında Çerkesler de kendi siyasi partilerini kurma yönünde harekete geçtiler. Çoğulcu Demokrasi Hareketi (ÇDH)  bu yönde somutlaşan ilk Çerkes partisinin nüvesidir.

Artık Çerkesler Türkiye’nin ve Rusya’nın manüplasyon çabalarını yıkıp kendi çıkarlarının yanında durmayı öğrendiler.

Türkiye’nin uyguladığı psikolojik savaş teknikleri ile oluşturduğu “Kürt Düşmanlığı” politikasını artık hiç kimse yutmuyor.

Hiçbir halk, diğer halkların düşmanı değildir ve olamaz. Kürtler de, Türkler de, Lazlar da, Gürcüler de, Araplar da, Ermeniler de, Süryaniler de, Yahudiler de Çerkes halkının dostlarıdır.

Bu seçimlerde en dikkati çeken husus, Türkiye’de geriletilmiş olan ırkçılığın yeniden hortlatılmaya çalışılmasıdır. Bu anlamda HDP’ye karşı yapılan linç girişimleri, seçim çalışmalarını engelleme çabaları bunun en somut örneğidir. Yapılan bu saldırıları tüm halklarla birlikte Çerkes halkına da karşı sayarız.

Siyaset uzlaşma sanatıdır.

Siyaset ittifaklar geliştirebilmektir.

Siyaset çare üretebilmektir.

Siyaset yol gösterebilmektir.

Tüm kurumlarımız uyuyadursunlar, ÇHİ bu seçimlerde Çerkes Halkı için kazanımlar elde edecektir.

Kim bizim için bir adım atarsa, biz de onlara yaklaşacağız.

Kim Çerkes halkının çıkarı için faydalı bir şey yaparsa oyumuzu onlara vereceğiz.

Önümüzdeki dönemde yapılacak üç seçimden Çerkes halkı için kazanımlar elde ederek çıkmak zorundayız.

Post Views: 9

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir