Emek Asla Nankör Değildir

MURAT ÖZDEN

11 Ocak Cumartesi günü akşamı, gecenin geç saatlerinde Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezinden ayrılırken, baharda çiçekler arasında uçuşan bir kelebek gibi mutluydum. Bir kavak ağacından uçan pamukcuklar gibi hafiflediğimi hissediyordum. “Emek asla nankör değildir, emek asla nankör değildir” cümleleri dökülüyordu dilimden mütemadiyen.

Maltepe Çerkes Derneğini kurmamızın üzerinden,üç buçuk ay geçmişti. Ve halkımızın karşısına çıkıp nasıl bir mücadele yöntemini geliştireceğimizin mesajını vermek istiyorduk.

İstanbulun Anadolu yakasındaki ve Avrupa yakasındaki gönül dostlarımızla iletişim halindeydik. Çerkes camiasında bir heyecan fırtınasının esmekte olduğunun farkındaydık.

Maltepe Çerkes Derneğine ulaşan herkesin yüreğine, yüreklerimizle dokunmuştuk. Tüm açıklığıyla oluşturmak istediğimiz politikaları, mücadele yöntemlerini anlatmış ve herkese eşit mesafede durmuştuk.

Emeğin, samimiyetin ve inandığın çizgiden taviz vermemenin karşılığının mutlaka olduğunu öğretti bize hayat.

Şh’ehafi (imece geleneği) Çerkeslerin en kadim geleneklerinden biridir. Şh’ehafi xabzesini hayata geçirerek herkesin kaldırabileceği kadar bir yükü taşımasını sağladık.

Reyda Dans Grubu, İstanbul Çerkes Derneği Müzik Topluluğu ve hele miniklerimizin Çerkesce Şarkıları ümitlerimizi büyüttü. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Maltepe Çerkes Derneği’nin Tiyatro Grubu gecenin en hoş sürpriziydi. Bu kadar kısa sürede bir senaryo yazıp, sahneye mükemmel bir performansla koymak hiç de kolay bir iş değildi.

İnşallah Maltepe Çerkes Derneği Tiyatro Grubu diyaspora tarihinde bir ilki gerçekleştirecek. Diyasporada yazılmış ilk Çerkesce oyunu sahneye koyarak tarihe geçecek.

Türkan Saylan Kültür Merkezinin yöneticileri “Bu merkez kurulduğu günden bu yana, böyle kalabalık ve coşkulu bir gece görmedi” diye itirafta bulundular. Salon 400 kişilikti ama 800’ün üzerinde katılım gerçekleşti. Ve bu durum medyaya “Çerkesler salonlara sığmadı” şeklinde yansıdı. Tabi biz durumdan fazlasıyla memnun olduk.

Gecemizin birinci dili Çerkesce, çeviri dili Türkçe olarak gerçekleşti. Diyaspora tarihimizde Çerkescenin siyaset ve hitabet dili olarak kullanılması bir ilkti ve artık bu gelenek tüm kurumlarımıza yerleşecek.

Bir kez daha öğrendik ki, halkını çok sevmenin ve ona emek vermenin karşılığı var.

En azından sevgi olarak.

“Büyük fırtınalı yolculuklarda da birlikte olacağız,

Halkım benim,

Seni çok seviyoruz.”

Post Views: 15

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir