KENAN KAPLAN
Türkiye de son günlerde yaşanan olayları Çerkes Halkı açısından değerlendirdiğimizde; cumhuriyet döneminde yaşadığımız asimilasyon süreçlerinde cemaatlerin ne kadar etkin olduklarının ipuçlarını ayan beyan görmemiz mümkün oluyor.
Çocuk yaşlarda her etnik gruptan gençler, yoksul ya da bilinçsiz aileleri İslami söylemlerle kandırılarak cemaatler tarafından teslim alınıyor ve iradelerine ipotek konularak özgür iradeleriyle hareket edemeyen robotlar haline getiriliyorlar. Öyle ki; bu gençler bir süre sonra cemaat önderine biat eden, onun söylediklerini tekrar eden papağanlar haline geliyorlar ve birey olabilme, etnik kimliklerine sahip çıkabilme şanslarını sonsuza dek kaybediyorlar. Hatta bazıları bunalıma düşüp intihar ediyor.
Yine görüyoruz ki; bu cemaatler İslami söylemlerle kandırdıkları bu gençleri Türkçe misyonerliği yapmak ve küresel güçlere hizmet etmek için kullanıyorlar.
Çerkes Halkı adına üzülerek bir durum tespiti yapmamız gerekiyor: Cemaatlerin özgür iradelerini teslim aldığı ve adeta köleleştirdiği gençlik tabanının önemli bir kısmını ne yazık ki Çerkes gençleri teşkil ediyor. Yine kendisine hizmet hareketi adını veren cemaatin finansörleri ve yönetici kadrosu içinde de önemli sayıda Çerkes kardeşimizin bulunduğunu biliyoruz.
Çerkes Halkı artık şunu çok iyi bilmelidir ki; Türkiye’de ki İslami cemaatler ve İslami hareketler son tahlilde Türk milliyetçisidirler ve asla ümmetçi değildirler. Bu nedenle bir Çerkesin bu yapılar içerisinde kimliğinden soyunmadan yer alabilmesi mümkün değildir.
Aynı şekilde Türkiye’de ki siyasi yapılar da meşruiyetlerini ulusalcı Kemalist devlet ideolojisinden aldıkları için ya ırkçı Türk Milliyetçiliği anlayışına, ya ulusalcı Türk Milliyetçiliği anlayışına, ya da İslamcı Türk Milliyetçiliği anlayışına sahiptirler. Bu yapılar içerisinde de bir Çerkesin kimliğinden soyunmadan yer alabilmesi mümkün değildir.
Şimdi üzülerek görüyoruz ki; Çerkes Halkının bazı unsurları, İslamcı Türkçü, ulusalcı Türkçü, ırkçı Türkçü, siyasi yapılar ve Türkçü misyoner cemaat arasındaki iktidar mücadelesinde figüranlık yapıyor.
Siyasal Çerkes Hareketi ÇOĞULCU DEMOKRASİ HAREKETİ Çerkes Halkının içinde bulunduğu bu acıklı durumdan vazife çıkartarak, Çerkes Halkını kimliğinin sahibi haline getirerek özgürleştirmeli, Türkçü siyasal yapı ve cemaatlerin tasallutundan kurtarmalıdır.
Yaşanan olaylar cemaatlerin dış bağlantılarını ve kirli ilişkilerini deşifre ettiği gibi siyasi yapıların hırsızlık temelli, halkı soyma amaçlı yönetim anlayışını da gözler önüne sermiştir. Mesele ne tek başına cemaat meselesidir, mesele ne tek başına HSYK meselesidir, mesele ne tek başına hırsızlık meselesidir. Asıl mesele hala devlet ideolojisi olan asimilasyoncu, faşist Kemalist devlet ideolojisinin ve kurumlarının iflas ederek meşruiyetlerini yitirmiş olmalarıdır.
Tek çözüm yolu; Kemalist devlet ideolojisinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla tasfiye edilerek devletin; insan hakları ve ileri demokrasi temelinde şeffaf bir yönetim anlayışı ile halkların kardeşliği, eşitliği ilkelerine dayalı olarak yeniden yapılandırılmasıdır.
Çerkes Halkı; kendi dili, kültürü, kimliğiyle eşit vatandaş olmak, varlığını geleceğe taşımak istiyorsa Türkiye’de ki en büyük üçüncü etnik unsur olarak siyasal gücünün farkına varmalı, Türkiye de siyasal iktidarı belirleyebilecek oy potansiyeline sahip olduğunun bilincinde olmalıdır.
Ben inanıyorum ki; Çerkes Halkı bu yaşananlardan gerekli dersleri çıkararak varlığına sahip çıkacak, kimliğini cemaatlere, Türkçü siyasi yapılara ve Kemalist devlet ideolojisine feda etmeyecek, ileri demokrasiye sahip, tüm halkların kendi kimlikleri ile eşit olarak ve kardeşçe yaşadıkları bir Türkiye’yi kurmak için ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ ( ÇDP ) ile bütünleşerek Türkiye’deki demokrasi mücadelesinde önemli ve etkin bir unsur haline gelecektir.
VOREPSOV ADİĞAĞER
Post Views: 17
