BALKAR SELÇUK
Sanırım Çerkes Hakları İnisiyatifi’nin Kayseri’deki mitinginden sonraydı. İş bu mezhepteki Çerkes gençlerinden birisiyle bir dost mekânında oturmuştuk.
Kendileri yeryüzündeki tüm hakikatlerin künhüne vakıf oldukları için,
-“Yahu bu işlerle uğraşıyorsunuz da, kendinize hiç soruyor musunuz bu yaptığımız mitinglerde Allahın rızası var mı acaba diye?” şeklinde okkalı bir soru soruverdi.
– “Bilemiyorum! Belki vardır, belki yoktur” diye cevap verdim.
Ama ikinci soru daha sertti.
– “E peki bu işlerden para kazanabiliyor musunuz bari?”
– “Eee, yok kazanmıyoruz, bilakis üste para veriyoruz” dedim.
– “Yahu Allah rızası yok, para da kazanmıyorsunuz, bir de çıkmış Çerkes Hakları diye miting yapıyorsunuz! Ne işe yarayacak peki bu?” diye üsteledi.
Konuşmamız ondan sonra Gülen mezhebinin ne kadar eşi benzeri bulunmaz bir “şey” olduğu, hem para kazanan, hem Allah rızasını hiç ıskalamayan bir hizmet olduğu ile ilgili beylik cümlelerle geçti. Eleman ağzımın payını vermişti anlayacağınız.
Düşünecek olursak haklı da…
Yani Çerkeslerin “Çerkesçe eğitim istiyoruz!” ya da “TRT Çerkes Açılsın!” yollu taleplerinin neresinde Allah rızası olabilirdi ki?
Allah Rızası dediğin Türkçe Olimpiyatları’nda olur.
Zaten Allah bir işten razı oldu muydu da ardından KOÇ bile size sponsor olur. Mesele bu kadar basit.
Hadi şimdi dağılalım…
***
İşte bizim Çerkes gençleri, “hizmet mezhebi”nde böylesine beyni alınmış mutantlara döndüler. Onları her gördüğümde içim sıkılır, mekânı terk edesim gelir. Bildik ezber laflar, iyi ezberletilmiş tiratlar: “Biz ne kadar büyüğüz, orijinaliz, dünya bize muhtaç, sevin bizi ki hidayete eresiniz!” yollu efelenmeler. Kendinden emin, şişmiş bir ego. Ukalalığın güya mütevazilikle harmanlandığı katlanılması mümkün olmayan bir özgüven patlaması vs.
Ama yapacak bir şey yok. Giden gitmiş de biz yine de elde kalan Çerkes gençlerine kendi hikâyelerini anlatalım. Hangisini seçeceklerine kendileri karar versinler.
İşte her halkın, her mezhebin ya da cemaatin bir hikâyesi var. Hangi hikâyeye inanıyorsanız siz de ona göre davranıyorsunuz. Gülen mezhebinin hikâyesini yazdık daha önce; onlar güya ahir zamanın seçilmişleri(!) olarak kıyamet öncesinde son bir kez İslam’ı dünyaya yayacak gönül erleri. Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar, ne Neoconlar,…, fark etmez, hepsine İslam’ı anlatmakla görevli kolonizatör derviş arkadaşlar kendileri.
Mehdi yol arkadaşları,
Mesih önderleri,
Peygamberimiz günübirlik istişarelerinde onlarla omuz omuza.
Hikâye bu, yerseniz tabiî.
Bunu beğenmiyorsanız size “ananas” öneririm o da iyi gider.
Ama bu hikâye Çerkes halkının ve Çerkes gençlerinin hikâyesi değildir ve olamaz. Çerkes halkının hikayesi böylesine idealize, böylesine sofistike bir hikaye değil. Çerkes halkının hikâyesinde soykırım var, sürgün var ve diasporada asimile olmak var. Çerkes halkının hikâyesinde kullanılmak var, dili ve kültürüyle yok olma sınırını aşmış olmak var.
İşte şimdi ölmekte ve yok olmakta olan bu dilin ve kültürün sahibi olan bu halk yıllardır Türkiye’nin ideolojilerine ve cemaatlerine dolgu malzemesi olmuş bir halktır.
Biz artık Çerkes gençlerinin elalemin havas mezheplerinde, güya tanrısal bir misyonu var olduğu söylenen batınî gruplarda gönüllü asker olmasını istemiyoruz.
Biz artık Çerkes gençlerinin kendi tarihi, dili, kültürü ve gerçekliğiyle ilgilenmesini istiyoruz.
Evet, bu işte Allah Rızası var mı yok mu bilemeyiz!
Evet, bu işten para kazanacağınızı da söyleyemeyiz. Hatta size verecek ananasımız da yok.
Ama Türkleri Türk, Kürtleri Kürt, Arapları Arap olarak yaratan Allah bizi de Çerkes olarak yaratmıştır.
Bırakın artık yaban ellerde iş koşturmayı.
Siz kendinizi unutmuş olabilirsiniz ama sizin bir diliniz ve kültürünüz var. Mağara kovuğundan çıkmadınız. Çok yazık. Analarınıza, babalarınıza, soyunuza, tarihinize yazık.
Sizi zamanın seçilmişleri olmaya çağıranlar size yalan söylüyor. Gülen mezhebinin “kullanışlı aptalları” olmayı bırakın artık.
Esas olan seçilmiş olmak değil, sıradan olmaktır. Sıradan bir insan olmanızı ve kendi kimliğinize dönmenizi, dilinize ve kültürünüze sahip çıkmanızı istiyoruz.
Artık yeter!
Önce can, sonra canan. Bizi Gülen mezhebinden önce, AKP hükümetinden önce kendi halkımız ilgilendirir. Ve halkımızın geleceği ve umudu olan gençlerimizin kendi diline ve kültürüne kendi kimliğine bu kadar yabancı kalmaları bizi her şeyden daha çok üzüyor.
Ve sizleri seçilmiş olmaya değil, sıradan insanlar olmaya, sıradan Çerkesler olmaya çağırıyoruz!
Kendi ana dilini unutmuş olan sizler, Afrika’nın zencilerine Türkçe öğreterek, başkasının hikâyesinde kurşun asker olmaktan başka bir işe yaramış olmuyorsunuz. Bu hikaye sizin hikayeniz değil.
We Sigoş! Kendi hikayene dön…
Post Views: 17
