Balıkesir Kent Konseyinde Çerkes Ethem Krizi

Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden’in, Bandırma’nın Emre Mahallesi’nde 6 Eylül’de gerçekleştirilen Çerkes Ethem’i anma etkinliğine katılması ve bu karelerin kurumun resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılması yerel siyasette deprem meydana getirdi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Balıkesir Şubesi, yaşanan bu gelişmenin ardından Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeliğinden oy birliğiyle çekildiğini duyurdu.

Dernek binasında basın toplantısı düzenleyen ADD Balıkesir Şube Başkanı Mustafa Demiralp, yaşanan sürecin kişisel bir katılımın ötesinde kurumsal bir tavır anlamına geldiğini vurguladı.

Demiralp, Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nda 30’dan fazla kurumun temsil edildiğini hatırlatarak, resmi hesaplardan yapılan paylaşımın kurulda yer alan tüm yapıları bu etkinliğin bir parçası haline getirdiğini savundu. Demiralp, “Biz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Çerkes Ethem’in anma etkinliklerinin ortağı ya da aparatı olamayız” diyerek tepkisini gösterdi.

Konuyu ilk aşamada iyi niyetle diyalog yoluyla çözmek istediklerini belirten Demiralp, Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden ile yüz yüze görüştüklerini ancak geri adım atılmayacağı yönünde bir tutumla karşılaştıklarını ifade etti.

Yaşanan gelişmeler üzerine 2 Kasım’da yönetim kurulu olarak toplandıklarını belirten Demiralp, 3 Kasım itibarıyla Yürütme Kurulu üyeliğini sonlandırmak için resmi başvuruyu yaptıklarını ve bundan sonra Kent Konseyi’nin hiçbir çalışmasına ve etkinliğine katılmayacaklarını açıkladı.

YORUM

Resmi Tarihin Hedefine Dönüşen Bir Kahraman

1886 yılında dünyaya gelen, Şapsığ kökenli bir Çerkes olan Ethem Bey, Millî Mücadele’nin en kritik dönemlerinde ortaya koyduğu askerî başarılarla tarihte silinmez bir yer edinmiştir. Düzenli ordunun henüz kurulmadığı, Ankara Hükümeti’nin Anadolu’da otoritesini tesis etmekte zorlandığı günlerde Kuvay-ı Milliye’nin en etkili askerî güçlerinden birine komuta etmiş; Yunan işgaline karşı direnişte ve iç isyanların bastırılmasında belirleyici görevler üstlenmiştir.

Bugün Çerkes Ethem’i tartışırken teslim edilmesi gereken en temel gerçek şudur: Ankara’da henüz güçlü ve düzenli bir askerî yapı yokken, Anadolu’nun birçok bölgesinde Millî Mücadele’nin yükünü sahadaki yerel kuvvetler sırtlanmıştı. Ethem Bey de bu mücadelenin en etkili aktörlerinden biriydi. Onun askerî gücü, tecrübesi ve sahadaki başarıları, Millî Mücadele’nin o zor günlerde ayakta kalmasında hayati rol oynamıştır. Bu tarihî katkılar, daha sonra yaşanan siyasî ve askerî çatışmalar gerekçe gösterilerek yok sayılamaz: yoksayanlar olsada zaten yok olmaz.

İktidar Mücadelesi ve Merkezîleşme Süreci

Ne var ki Millî Mücadele’nin ilerleyen aşamalarında mesele yalnızca işgalci güçlere karşı savaşmak olmaktan çıktı. Anadolu’da kurulacak yeni siyasi düzenin nasıl şekilleneceği, askerî gücün kimin denetiminde bulunacağı ve iktidarın nasıl merkezileştirileceği mücadelenin ana ekseni hâline geldi.

Mustafa Kemal ve Ankara yönetimi, merkezî otoriteyi tek elde toplamak ve kendi kontrolünün dışında kalan Kuvay-ı Milliye birliklerini düzenli ordu bünyesine entegre ederek mutlak kontrolü sağlamak istiyordu. Bağımsız hareket kabiliyetine sahip, büyük bir askerî gücü yöneten Ethem Bey ile Ankara arasındaki gerilimin temelinde Mustafa Kemal’in bu kontrol edilemez mutlak iktidar hırsı yatıyordu. Bu süreç, sıradan bir itaatsizlik vakası değil; yeni devlet düzeninin tek kişinin perspektifi doğrultusunda kurulması, ayağa takılacakların da bertaraf edilmesi kavgası idi.

Ethem Bey’in sahip olduğu askerî gücün ve halk nezdindeki itibarının, Ankara’daki merkezî yönetim açısından bir “kontrol sorunu” olarak görüldüğü açıktır. Ethem Bey’in tasfiye edilmesiyle sonuçlanan bu sürecin ardından, onun tarihî kişiliğinin de kazanan tarafın siyasi anlatısı çerçevesinde yeniden kurgulanması kaçınılmaz olmuştur. Ethem Bey’in sonraki süreçte yerel hiçbir yapıyla çatışmaya girmek istememesi nedeniyle Avrupa’ya gitmek üzere anlaşarak Yunanistan’a geçişi öne çıkarılarak, vatan savunmasında oynadığı kurucu ve fedakâr rolü tamamen silmeye çalışmak tarihî bükerek istedikleri söylemleri üretmek demektir.

Resmî Tarih Ezberleri ve ADD’nin Yaklaşımı

Balıkesir’deki olayda görüldüğü üzere, ADD ve benzeri yapıların Çerkes Ethem’i hiçbir derinlemesine tartışmaya yer bırakmadan peşin hükümlerle hedef alması, resmî tarih ezberciliğinin Türkiye’deki direncini gözler önüne sermektedir. Anma etkinlikleri, geçmişi tüm yönleriyle hatırlamak, anlamak ve tartışmak için vardır. Bir kişinin anılmasına dahi tahammül edememek, tarihsel bir değerlendirme yapmak değil; resmi anlatının dışına çıkılmasından duyulan korkunun bir dışavurumudur.

Tarihsel bir figürü dönemin çetin koşulları ve karmaşık siyasî dinamikleri içinde okumak yerine, bugünün kalıplaşmış siyasi argümanlarıyla yargılamak kolaycılıktır. Çerkes Ethem’i Millî Mücadele’ye yaptığı hayati katkıları görmezden gelerek tek bir kara çalma kampanyasının nesnesi kılmak, tarih bilincine değil dogmatizme hizmet eder. Bir anma etkinliğine katıldı diye kurumları hedef almak ve diyalog kapılarını kapatarak dışlayıcı bir tutum sergilemek, demokratik tahammül kültüründen fersah fersah uzaktır.

Çerkes Ethem’in mirası, ne siyasi hesaplaşmaların ne de tek tipçi resmî tarih kalıplarının insafına terk edilebilir. O, Millî Mücadele’nin en karanlık günlerinde gözlerini budaktan sakınmayan bir kahramandır. Geçmişle yüzleşmek ve farklı seslere kulak vermek, gerçek bir tarih bilincinin ilk şartıdır.

ÖZGÜR ÇERKES

 

 

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir