Kuzey Ege Çerkes Oluşumu Üzerine Düşünceler

MURAT ÖZDEN

Değerli Okuyucularım,

Son dönemde ne zaman Anadolu Şehirlerindeki Cerkes kardeşlerimizle buluşsam şaşkınlığım artıyor ve moralim yükseliyor. Üç yıl önce Samsun’un Ortasöğütlü Köyü’nde katıldığım festival umutlarımı yeşertmişti. Bir köyün mütevazi imkanlarıyla düzenli olarak festival düzenlemeyi başarıyor. olması son derece değerli bir şey. Samsun ilimiz Türkiye’de en fazla Çerkesin yaşadığı ama asimilasyonun en yoğun olduğu illerimizdendir. Dil bilmeyen ama Çerkeslik bilinci yüksek soydaşlarımızın varlığından haberdar olmak umutlarımı yeşertiyor.

***

İki yıl önce bir sezon finali gecesine katılmak için gittiğim Turhal şaşkınlığımı ve moralimi daha da yükseltti. Turhal Kafkas Derneğinin mülkiyet sorunu olmadığı gibi, gayrimenkul geliri var. Yıllar önce cezaevi olan ve terkedilen binayı Milli Emlak’tan dernek adına satın alıp düzenlemişler. Derneğin bitişiğindeki arsaya üçyüz kişilik bir düğün salonu yapmışlar ve hemşerilerimizle birlikte dışarıya da kiraya vererek gelir elde ediyorlar. Ayrıca bağışlanmış iki dairelerinin kira geliri var. Fakat asıl ümitlerini büyüten dört yaşından on iki yaşına kadar çocuklardan oluşan seksen beş kişilik çocuk ekibiydi. Kadın olan hocaları dans dışında Çerkes kimlik bilinci veren konuşmalar da yapıyor. Geçen yıl görüştüğüm Turhal Dernek Başkanı dans kurslarına gelen öğrenci sayısının yüzyirmiye ulaştığını söyledi. O çocukları büyük bir özveri ile çalıştıran bayan hocamızın ellerinden öpüyorum. Bir ilçede beş yüz kişilik bir salonu doldurduğunuz da o bölgenin bütün siyasileri, belediye başkanı, Kaymakamı, valisi, emniyet müdürü davetinize icabet ediyor. Dernek yöneticisi kamu kurumları nezdinde itibarlı bir kişi haline geliyor. Bir arada durabilen nezih bir millet olan Çerkesler itibarlı bir hale geldikleri için, insanlarımız Çerkeslikleriyle gurur duyar hale geliyorlar ve Çerkes kimlik bilinci yükseliyor.

***

Yine 8 Ağustos 2026 tarihinde Tokat Erbaa’da yapılan festivale katılmak için gittiğim Erbaa Çerkesleri şaşkınlığımi ve umutlarımı daha da arttırdı. Duzenledikleri festival son derece başarılı ve altından maddi olarak kalkılması zor bir organizasyondu. Bir dağ köyü olan Kozlu’ya kurulan muhteşem sahne, Anavatandan ve Türkiye’den katılan sanatçılar, bilgi yarışmaları, minicik çocukların okudukları şiirler her şey çok şahaneydi tek kelimeyle. Gecmiste neredeyse tamamı MHP’ye oy vermiş olan soydaşlarımızın şimdi sıkı bir Çerkes Milliyetçisine dönüşmesi takdire şayan bir ilerlemedir.

***

30 Ağustos Pazar günü Burhaniye’de “Kuzey Ege Çerkes Oluşumu”nun kahvaltısına katıldım. Doğrusunu isterseniz programımda olmayan bu kahvaltıya katılmaktan ziyadesiyle mutlu oldum ve çok şey öğrendim. Hikaye, ÇER-TAV(Çerkes Tarihini Araştırma Enstitüsü Vakfı)’ın yönetimi kurulu üyesi Avukat Tuğçehan Erdoğan’ın beni “Kuzey Ege Çerkes Gurubu’nun whatt saap sayfasına eklemesiyle başladı. Gurubun yöneticilerinden Serdar Eren’in beni kahvaltıya davet etmesi ve benim de tereddütsüz daveti kabul etmem, hem konuşmacı hem de sanatçı olarak aralarında olmama neden oldu.

Ben Gönenliyim. Balıkesir bölgesinde yaşayan Çerkesleri iyi bildiğimi sanıyordum. Ancak bilmedigimi öğrenmiş oldum. Edremit Körfezi civarına, Ayvalık, Edremit, Burhaniye bölgesine büyük şehirlerden çok sayıda soydaşımızın yerleştiğini biliyordum. Oraya gittiğimde dışardan gelen Çerkeslerden oluşan bir toplulukla karşılaşacağımı sanıyordum. Evet çok sayıda dışardan bölgeye yerleşen Çerkes dostumuzla da karşılaştık ve kucaklaştık.
Ama bilmediğim, Edremit ve Burhaniye’de dört Çerkes Köyünün olduğu ve onların da Niğde’nin Bor kazasına sürülüp geri döndüklerini ama toplu olarak yerleşmelerine izin verilmeyip köylerin dağıtıldığını öğrenmem beni ciddi şekilde çarptı. “Gönen -Manyas Çerkes Sürgünü” kitabını yazmış biri olarak yeni bir karanlıkta kalan sayfanın ucunu araladığımızı düşünüyorum. O bölgede zamanında Tahir Bey isimli bir Çerkesin yetmiş bin dönüm çiftliğinin olduğunu ve Ethem Bey’in onun çiftliğinde saklandığını ve sıkışınca oradan Midilli adasına geçtiğini ve bu yüzden köylerin dağıtıldığının anlattılar.
“Gönen -Manyas Çerkes Sürgünü” kitabımın ikinci baskısına bu bilgileri de ilave etmek için en kısa zamanda bölgeyi tekrar ziyaret edeceğim.

***

İnsanlar ama özellikle de Çerkesler köklerini kolay kolay kaybetmiyorlar. Sekiz yüz yıl önce Mısır Memlûk Devletini kuran Çerkesler bugün hala varlıklarını sürdürüyorlar. Beyrut’ta Memlûk döneminden kalan Çerkesler dernek kurup bizimle dayanışma içinde olmak için İstanbul”da ziyaretimize geldiler. Mısır’da ve  Libya’da varlıklarını sürdürüyorlar.

Yüz üç yıl önce köyleri dağıtılıp asimile edilmek istenen Çerkeslerimiz birbirleriyle irtibatlarını kaybetmeden varlıklarını sürdürmüşler. Dili kaybetmişler ama Çerkes olduklarının bilincindeler ve Çerkes kalmanın davasının peşine düşmüşler. Seksen dört yaşında Çerkesçe bilmeyen Kemal Amcanın, Cerkeslik deyince gözlerinin parlaması umudumuzu büyütecek özün yüreklerde nasıl korunduğunu gösteriyor.

Bu arada “Kuzey Ege Çerkes Oluşumu “nun dernek kurma çalışmalarını başlattığı müjdesini de sizlere iletmek istiyorum.

Post Views: 39

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir