21 Mayıs 2026 anmaları, yalnızca yayımlanan mesajların sayısıyla değil, kullandıkları dil, tarihsel tanımlamalar ve öne çıkardıkları siyasi yaklaşımlarla da önceki yıllardan ayrıştı. 162. yıl anmaları kapsamında Türkiye’de yayımlanan resmî açıklamalar, siyasi parti mesajları, parlamenter beyanları, yerel yönetim paylaşımları ve sivil toplum açıklamalarını içerik analizi yöntemiyle tasnif ettik. Gördük ki açıklamalar dört temel eksende kümelenmektedir: Devletin zirvesindeki söylem farklılıkları ve Cumhurbaşkanlığı’nın sessizliği; devlet kurumlarının diplomatik ve kurumsal dili; muhalefet ile insan hakları çevrelerinin hak temelli yaklaşımı; son olarak da parlamentodan yerel yönetimlere uzanan geniş katılımlı toplumsal hafıza ağı. Böylece 21 Mayıs 2026, yalnızca bir anma günü değil; Türkiye’de Çerkes Soykırımı ve Sürgünü hafızasının farklı siyasi ve toplumsal aktörler tarafından nasıl anlamlandırıldığını gösteren önemli bir söylem haritası da ortaya koymuştur.
1. VURGU FARKI VE ÇELİŞKİLER:
CUMHURBAŞKANLIĞI SESSİZ, BAŞDANIŞMAN “SOYKIRIM” DEDİ
2026 yılı 21 Mayıs anmalarında Çerkes kamuoyunun en çok dikkatini çeken ve tartışılan başlık, devletin zirvesindeki retorik farklılığı oldu. 2018 yılından bu yana her yıl düzenli olarak anma mesajı paylaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yıl sessiz kalması diaspora cephesinde derin bir kırılma ve şaşkınlık meydana getirirken, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu’nun doğrudan “Soykırım” ifadesini kullandığı çok sert makalesi dengeyi sarsan en önemli çıkış oldu.
Cumhurbaşkanlığı Sessiz Kaldı, Kamuoyu Sordu
Türkiye’de siyasetten sivil topluma kadar geniş bir kesimin mesajlarıyla anılan 21 Mayıs’ta, gözlerin çevrildiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi kanallardan herhangi bir paylaşım yapmaması dikkat çekti. Diasporada sembolik bir tanınma göstergesi olarak görülen bu mesajın eksikliği Çerkes kamuoyunda tartışılırken, Saray koridorlarından yükselen farklı bir ses hafıza siyasetine yeni bir boyut kazandırdı.
Başdanışman Yalçın Topçu: “Hesabı Verilmemiş Bir Soykırım”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, yan sütunlarımızda bulabileceğiniz yayımladığı geniş kapsamlı makalede, yaşananların basit bir göç ya da sürgün olmadığını, doğrudan bir kimliği yok etme girişimi olduğunu vurguladı. Topçu, şu ifadeleri kullandı:
“21 Mayıs 1864’te Çarlık Rusyası tarafından Abhaz ve Çerkes kardeşlerimize yapılan sürgün süsü verilmiş soykırım, insanlık vicdanının yüzleşmesi gereken tarihi bir kırılmadır. Kbaada Yaylası’nda ve Karadeniz kıyılarında teslim olmayan irade, ağır askeri operasyonlarla bastırılmıştır. Bu hadise, insanlık vicdanında kapanmamış büyük bir yaranın ve hesabı verilmemiş soykırımın tarihidir.”
Topçu ayrıca, Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkes ve Abhaz’ın “Türk ebrusunun vazgeçilmez asil renkleri” olduğunu belirterek, Milli Mücadele döneminde Çanakkale’den Sakarya’ya kadar omuz omuza verilen mücadeleye ve sarsılmaz kardeşliğe dikkat çekti.
- KURUMSAL VE DİPLOMATİK YAKLAŞIM:
DEVLET AKLI VE DENGELER
Devret retoriklerinde ve bürokraside ise anmalar daha çok “insani trajedi” ve “ortak acı” ekseninde, diplomatik dengeler gözetilerek şekillendi. Dışişleri Bakanlığı’nın bölgesel dengeleri gözeten kurumsal hafızası ile kabine üyelerinin taziye mesajları bu kategoride öne çıktı.
Dışişleri Bakanlığı: “162 Yıllık Derin Acıyı Paylaşıyoruz”
Dışişleri Bakanlığı, Kafkas halklarının ana vatanlarından çok ağır şartlar altında koparılmasını “tarihteki en büyük insani trajedilerden biri” olarak nitelendirdi. Bakanlığın yazılı açıklamasında, bu trajedinin yaralarının ilk günkü gibi taze olduğu vurgulanırken, mesajda bölgesel bir başka acıya da parantez açıldı.
18 Mayıs 1944’te yaşanan Kırım Tatar sürgününün de anıldığı açıklamada, Türkiye’nin hem Kafkasya’nın mazlum halklarına hem de Kırım Tatarlarına yönelik desteğinin ve adalet arayışının kararlılıkla süreceği kurumsal bir dille deklare edildi.
Bakan Uraloğlu: “Vicdanlarda Silinmeyen Bir İz”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da kabine adına yayımladığı mesajda, sürgün yollarında kaybedilen canları ve dinmeyen hasreti andı. Uraloğlu, Çerkes halkının trajedisinin insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak, “Çerkes halkının acısı, insanlık vicdanında silinmeyen bir iz olarak yaşamaya devam ediyor” dedi.
- TEMATİK YAKLAŞIM:
RADİKAL REFORMLAR VE HAK TALEPLERİ
Muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri ise meseleyi sadece bir “yas ve anma” günü olarak görmeyip, Çerkes halkının güncel, hukuki ve kültürel taleplerini ön plana çıkaran tematik bir yaklaşımla ele aldılar. Söylemlerde “soykırımın tanınması”, “anadilde eğitim” ve “asimilasyon” vurguları öne çıktı.
CHP Lideri Özgür Özel: “Unutmadık, Unutturmayacağız”
21 Mayıs sabahı henüz “Butlan kararı” açıklanmamışken, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatı taşırken bir mesaj yayınlayan Özgür Özel, net bir duruş sergiledi. Özel, “1864’te ana yurtlarından koparılan Çerkes halkının sürgün acısını unutmadık, unutturmayacağız. Hafızalarında ve yüreklerinde bu acıyı taşıyan tüm Çerkes yurttaşlarımızın kederini paylaşıyorum” diyerek ana muhalefetin hafızayı diri tutma kararlılığını ifade etti. Mahkeme, 21 Mayıs akşamı Genel Başkan ünvanını Kemal Kılıçdaroğluna iade etti. 21 Mayıs akşamı Genel Başkan sıfatı taşıyan, geçmiş yıllarda düzenli olarak Çerkes Soykırımı ve Sürgünü için anma mesajları paylaşmış olan Kemal Kılıçdaroğlu ise 2026’da büyük acının 162. yıl dönümünde bu geleneğini sürdürmedi ve Çerkesler için önemli bugünü sessizlikle geçirdi.
DEM Parti: “Tarihsel Olayla Yüzleşme Çağrısı”
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları yaptıkları açıklamalarda, 21 Mayıs 1864’ün Çerkes halkının varlığına, diline ve kültürüne yönelik topyekûn bir yok etme politikası olduğunu belirterek, kalıcı barışın ancak tarihsel gerçeklerle yüzleşerek inşa edilebileceğini savundular.
EMEP: “Çerkes Halkının Taleplerinin Yanındayız”
Emek Partisi (EMEP), resmi açıklamasında çıtayı daha da büyüterek somut siyasi ve hukuki talepleri sıraladı. Çarlık Rusyası’nın uyguladığı inkar ve imha politikalarının günümüzde diasporada dil kaybı ve kültürel erimeyle sürdüğünü savunan parti; soykırımın uluslararası düzeyde tanınması, koşulsuz anavatana dönüş, çifte vatandaşlık hakkı ile anadilde eğitim ve yayın imkanlarının sağlanması taleplerine tam destek verdiklerini ilan etti.
İHD Adana Şubesi: “Hafıza, Bir Halkın Onurudur”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi düzenlediği basın toplantısıyla konuyu uluslararası hukuk normlarına taşıdı. BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne atıfta bulunulan açıklamada, hak arayışı şu net maddelerle kamuoyuna duyuruldu:
- Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün uluslararası alanda resmi olarak tanınması,
- Yaşanan tarihi kayıplar ve haksızlıklar için tazmin sürecinin başlatılması,
- Ön koşulsuz anavatana dönüş hakkının yasal güvenceye alınması,
- Çerkes kimliği, dili ve kültürünün korunması önündeki tüm engellerin kaldırılması.
- ÖLÇEK VE COĞRAFİ DAĞILIM:
PARLAMENTODAN YEREL YÖNETİMLERE
21 Mayıs hafızasının Türkiye’deki ölçeğini ve coğrafi yayılımını gösteren en somut alan ise parlamento çatısı ve özellikle Çerkes nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Kayseri gibi yerel dinamikler oldu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: “İnsanlık Dışı Yöntemler”
Parlamentonun zirvesinden seslenen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş (ve eski Başkan Mustafa Şentop), sürgünün insani boyutuna odaklandı. Kurtulmuş, “Çerkes kardeşlerimizin insanlık dışı yöntemlerle sürgün edilmelerinin 162. yılında, yaşanan büyük trajedinin acısını hâlâ yüreğimizde hissediyoruz” diyerek Meclis’in bu ortak acıdaki hassasiyetini dile getirdi.
Siyasi Partiler ve parlamento üyeleri Duyarsız kalmadı
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti (DP- Gen. Bşk. Gültekin Uysal), Deva Partisi (Gn Bşk. Ali Babacan), Gelecek Partisi (Gn. Bşk. Ahmet Davutoğlu) ile pek çok milletvekili ve BELEDİYE Başkanı yaptığı açıklamalarla Çerkeslerin acısını paylaştı.
Yerel Yönetimler ve Bölgesel Reaksiyon: Kayseri, Eskişehir, Pınarbaşı
Çerkes diasporasının kalbi sayılan bölgelerden gelen mesajlar, acının yerelde ne denli canlı olduğunu bir kez daha kanıtladı:
- Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu: Yayımladıkları ortak mizaçlı mesajlarda, Kayseri halkı adına bu derin tarihi acıyı paylaştıklarını ve sürgünde hayatını kaybedenleri rahmetle andıklarını belirttiler.
- CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç: Konuyu TBMM kürsüsüne taşıyarak, Kayseri’de yaşayan yoğun Çerkes nüfusu başta olmak üzere tüm Çerkeslerin haklı davasına ortak olduğunu belirtti; adalet ve insan haklarının egemen olduğu bir dünya vurgusu yaptı.
- Pınarbaşı Belediye Başkanı Deniz Yağan: 21 Mayıs’ın bir halkın hafızasına kazınmış silinmez bir yara olduğunu ve yerel yönetim olarak bu belleği asla unutturmayacaklarını ifade etti.
- Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz: Bürokrasi kanadından mülki amir düzeyinde ses vererek, Çerkes Sürgünü’nün Kafkasya’nın hafızasında derin izler bırakan, bölgeye büyük kayıplar yaşatan büyük bir insanlık trajedisi olduğunu kaydetti.
ULUSLARARASI KÖPRÜ:
DIŞARIDAN GELEN DAYANIŞMA SESİ
KTMM Başkanı Refat Çubarov: “Kafkasya’nın Ortak Kaderi”
Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajla Çerkes halkının acısına uluslararası bir dayanışma köprüsü uzattı. Çubarov, Rus İmparatorluğu’nun Kafkasya’da meydana getirdiği yıkımın, sürgün yollarındaki açlık ve hastalıkların Çerkes tarihini nasıl derinden etkilediğini belirterek, bugün dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Çerkes halkının kültürel ve tarihi mücadelesini selamladığını ifade etti
Post Views: 23
