MURAT ÖZDEN
Değerli Okuyucularım,
Aydını ve siyasal yol göstericisi olmayan halklar her türlü manüplasyona, aldatmaya ve aşağılanmaya maruz kalırlar. Gerçekleri söyleyebilecek aydınları olmadığı için söylenen yalanlara inanırlar ve bu söylenen yalanları gerçekmiş gibi savunabilirler. Hele bu toplumlar Türkiye ve Rusya gibi baskıcı otoriter rejimler arasına sıkışıp kalmış halklarsa, korkutulmuş ve kimliğinden vazgeçirilmiş hale getirilerek istenilen her şeyin söyletilebildiği bir sürü haline getirilebilirler.
21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve sürgününün 161. yıldönümüne üç gün kaldı. Ancak böyle önemli bir günde bile bazı kurumlarımız hafıza mekanı oluşturabilmek için yürütülen çabaları baltalamak için 21 Mayısı her yıl farklı yerlerde dolaştırıyor ve sanki piknik günüymüş gibi illa hafta sonu anma günü yaparak meseleyi sulandırıyor.
Ayrıca, işledikleri toplumsal suçlardan utanmayan Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde bazı kavramları savunmakta büyük riskler taşıyabilir. Soykırım kardeşliği yapan ülkeler ısrarla suçlarını gizlerler ve soykırım gerçeğini savunanları cezalandırırlar.
***
“İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle” olarak ülkemizde mutlu, mesut bahtiyar olarak yaşarken; 1975 yılında Asala Terör Örgütü tarafından Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil’in öldürülmesi ile başlayan suikastler serisi 1984 yılına kadar sürdü. Böylece Türkiye’nin bizlere dikte ettiği “Sözde Ermeni Soykırımı” teriminden dolayı “soykırım” sözü bizim hayatımıza da girmiş oldu. Ancak dünyanın en önemli devletlerinin parlamentolarının Ermeni Soykırımını kabul etmesi bu soykırımın sözde değil, özde olduğunu bizlere öğretmiş oldu.
Ancak soykırım teriminin ülke ve dünya gündemine bu kadar yoğun olarak girdiği bir dönemden sonra, çok değer verdiğim İzzet Aydemir1988 yılında yazdığı kitapta Çerkes meselesine Göç demiş ve kitabının ismini “Göç” koymuştur. Daha sonraları bu kavram sürgüne evrilmiş ve yakın zamanda “soykırım” olarak Çerkes halkının önemli bir kısmının gündemine girmiştir. Ancak Rusya ve payandaları bu durumdan son derece rahatsızdırlar.
Çerkes Dünyasındaki ilk web sitelerinden biri olan Circassian Canada’nın Kurucusu Kuban Seauhmann iki gün önce Facebook’ta yaptığım bir yoruma yazdığı cevapta “Ne yazık ki diasporada senin gibi “adam”ların sayısı az değil ! Çerkeslik sadece soykırım kavramına sıkıştı kaldı! Asıl soykırımın Türkiye’de olduğunun farkına varamadan yok olup gideceksiniz!!!!!!!!!” diyerek bize nefretini kusmuş Rusya payandası küstah.
Hiç kimse endişe etmesin; Gürcistan ve Ukrayna Parlamentolarından sonra Çerkes Soykırımını daha bir çok parlamento kabul edecek ve Çerkes Soykırımının faili Rusya suçlu koltuğuna oturtulacaktır.
***
Rusya ve payandaları Soykırım suçunu perdelemek için Kafkas Savaşlarında ölenler ya da Kafkas-Rus savaşlarında ölenler adı altında 21 Mayıs anması yapılmasını teşvik etmektedirler. Bu tür bir anmayı kabullendiğimizde bu işgal savaşında ölen Rus askerlerini de anmış oluyoruz. Biz katiller sürüsünü de böylece anmış oluyoruz.
Ayrıca yüz bir yıl Rusya’ya karşı kahramanca savaştık diyerek bir tuzağa düşüyoruz. Eğer iki ordunun savaştığı bir şey varsa insanların ölmesi son derece doğaldır. Savaşta kazananın istediğini yapma hakkı vardır. Siz ne anlatıyorsunuz. Olanlar son derece doğaldır diyerek bir argüman ortaya sürebiliyorlar.
Oysa ortada teknik anlamda savaş denebilecek bir olgu yoktur. Bir meseleye savaş diyebilmek için eşit iki ordu ve devlet olması gerekir. Rus Emperyalist devleti topuyla, Tüfeğiyle, yüzbinlerce askeri ile saldırırken, Çerkes tarafının ne bir ordusu, ne de bir devleti vardı. Vatanlarını zorla ellerinden almak isteyen Rus, Kazak ve diğer milletlerden oluşan hırsızlar sürüsüne karşı direniş mücadelesi vermekteydiler. Bu katliam sadece insanlara karşı değil, hayvanların öldürülmesi, ormanların yakılması şeklinde, adeta doğa da kazınarak gerçekleştirilmiştir. Bu katliamda sadece insanlığa karşı işlenmiş bir suç değil, aynı zamanda doğaya karşı da işlenmiş bir suç vardır.
Sevgili dostlar!
Hiç kimse bilerek ya da bilmeyerek, Kafkas Savaşları yada Kafkas-Rus Savaşları sözünü kullanmasın. Çerkeslerin yüz bir yılda gerçekleştirdikleri şanlı bir direniştir.
21 Mayıs direnişin günüdür !
Yaşasın Çerkes Kalma mücadelemiz !
Post Views: 25
