RUSYA VE TÜRKİYE, ÇERKESLER ÜZERİNDEN KILIÇLARINI ÇEKTİ.

MURAT ÖZDEN

21 Mayıs Çerkes dünyasının unutamayacağı ve unutturamayacağı bir gün olarak derin bir biçimde hafızalara kazınmaya devam ediyor. Çerkes aktivistlerin 15 yıla yaklaşan bir süredir ısrarla meydanlara çıkarak Çerkes Soykırımını görünür kılma çabaları bunda son derece etkili oldu. Verilen emekler, sarfedilen çabalar kesinlikle boşa gitmiyor, her geçen gün karşılık buluyor.

Bu yıl Türkiye’de siyasi parti, STK, sendika ve belediye başkanlarının 21 Mayıs için gösterdikleri duyarlılık en üst seviyeye ulaştı. Yapılan açıklamaları sayamayacak durumdayız. Duyarlılık gösteren herkese minnettarız.

18 Mayıs 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Tatar ve Çerkes sürgün ve soykırımları ile ilgili sorulan soruya özetle, 18 Mayıs 1944 ve 21 Mayıs 1864 tarihlerinde Rusya tarafından vatanlarından sürülen Tatarların ve Çerkeslerin büyük acılar çektiklerini, vatanlarına hasret kaldıklarını,  ve hayatını kaybedenlerin hatırası önünde eğildiğini” belirtmiştir.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsu Maria Zakharova 21 Mayıs 2021 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, kendisine Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün yaptığı Tatar ve Çerkes sürgün ve soykırımları ile ilgili değerlendirmesi sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bu tür açıklamaları siyasallaştırılmış ve çatışmacı bir söylem olarak görüyoruz. Ankara’nın tarihi olayların yorumunu yakıcı amaçlarla kullanması, kendi siyasi hırslarına alet etmek için kullanma girişimleri üzüntü vericidir bu durum her yıl devam etmektedir. 19 ve 20. yüzyılların zorlu olaylarıyla ilgili spekülatif ifadelerin ne akademik tarih yazımı ile ne de Kırım Cumhuriyeti ve Kuzey Kafkasya’daki durumla ilgisi yoktur.

Etnik, dilsel ve dini meselelerde çözümsüz sorunları olan Türkiye’nin etnik azınlıkların haklarının savunucusu durumuna soyunması şüphelidir. Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin etnik kökenlerini gizlemek zorunda kalmaları ve genellikle  anadillerinin yasaklanması çok uzak olmayan bir geçmişte yaşandı.

Ancak Sergey Viktoroviç Lavrov’un dediği gibi bizler kibar insanlarız ve elbette Türkiye’nin kendi sorunlarını elbette kendi yükümlülüklerine dayanarak çözmesi gerektiğine inanıyoruz, ancak bu söylem devam ederse, Türkiye’deki benzer sorunlara dikkat çekmemiz gerekecek. Bunu yapmak istemedik. Umarım Türkiye Dışişleri Bakanlığı bizi dikkate alır.

Türk Politikacıların, etnik faktörü, öncelikle etnik gurupların çıkarlarına zarar veren jeopolitik oyunun bir aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeleri zamanının geldiğine inanıyoruz. Ankara ile ortaklaşa çaba harcayarak etkileşim kurabileceğimiz bir çok alan var.”

Evet, Nasreddin Hocanın dediği gibi her iki tarafa dönerek sen de haklısın, sen de haklısın diyeceğiz. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Rusya’yı soykırımcı ve sürgüncü olarak suçlarken, Rusya Dışişleri Bakanlığı da sen de Çerkeslere Kültürel soykırım yaptın diyerek Türkiye’yi suçlamıştır. Rusya, eğer bu meseleleri kaşırsan benim elimde Türkiye ile ilgili açacağım çok dosya var diyerek Türkiye’ye “akıllı ol” mesajı vermiştir. Bu restleşme sonucu gerçeklerin altının çizilmiş olmasını bir kazanç olarak görmemiz gerekiyor.

***

22.5.2021 tarihinde YÖK Başkanı Prof. Yekta Saraç Tweeter heabından yaptığı açıklamada “Yeni YÖK olarak, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçları araştırmak üzere, ”Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Araştırma Enstitüsü“ adıyla bir üniversitemizin bünyesinde enstitü kurulmasına yönelik bir çalışma başlattık” diyerek, Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına bir destek mesajı göndermiştir adeta.

Öyle görünüyor ki Türkiye ve Rusya her geçen kötüleşen ilişkileri ve her alandaki karşılaşmalarını ve kapışmalarını etnik meseleler üzerinden de sürdürecekler. Rusya, Kürt ve Ermeni meselesinde Türkiye’nin aleyhinde olabilecek her türlü denklemin içinde yer alırken, Türkiye dut yemiş bülbül gibi susuyordu. Bakalım Türkiye Çerkes ve Tatar meselesinde kuyruğu dik mi tutacak, yoksa en küçük bir ekonomik taviz karşılığında sinecek mi? Hep birlikte göreceğiz.

***

Bize gelince, Çerkes Soykırımı için kim bir adım atarsa onunla çalışırız. Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıdığında nasıl birlikte hareket etmişsek, Türkiye’nin kuracağı Soykırım Araştırma Enstitüsü’nün yanında ve içinde oluruz.

YÖK’ün enstitüyü hangi üniversitede kuracağını açıklamasından sonra, bu enstitüye ilk başvuruyu yapmak üzere sırada beklediğimizi belirtmek istiyorum.

Post Views: 12

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir