MURAT ÖZDEN
“Bu sürgünün sebebi olan Anadolu İhtilal Komitesini kurarak Enver’i geri getirmek için kendi soydaşları olan Çerkesleri ayaklandırarak amaçlarına ulaşmak isteyen Eşref ve Ethem, giydikleri bir subay elbisesi için Çerkeslikten istifa etmiş ve ittihatçı olmuşlardı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın en önemli adamlarından biri olan Kuşçubaşı Eşref hatıralarında kendini şöyle tanımlıyordu; “Ben ne Dağıstan rüyaları gören bir Çerkes, ne Arap, ne de Rum’dum. Ben Türkçe konuşan bir Müslüman Osmanlıydım.” (Benjamin C Fortuna, Kuşçubaşı Eşref, s: 382, Timaş Yayınları)
Çerkes Ethem ile ilgili bir tespiti de Hasan İzzettin Dinamo’nun Kutsal İsyan’ından paylaşalım:
“Eskişehir’deki karargahında gittikçe tehlikeli bir renk alan yeni olaylar karşısında gecesini gündüzüne katarak çalışan Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’dan aldığı buyruğu bildirmek üzere kendi karargahında dinlenen Ethem Bey’i yanına çağırdı. Ethem Bey üzerinde çalıştığı haritadan başından kalkarak kendisini ayakta karşılayan Ali Fuat Paşa’nın karşısındaki bir koltuğa çöktü. Onun bütün paşalar içinde biricik sevgi ve saygı duyduğu kişi Ali Fuat Paşaydı. Onun kendisine karşı zaafı olduğunu biliyordu. Bu sevdiği askeri çok üzgün buldu. Paşa’nın yüzündeki derin üzüntüyü onun bildiği yürekliliğe göre aşırı bile buldu. Bu kez, ikisi birlikte masanın üzerine yayılmış olan haritayı gözden geçirdiler. Haritada ayaklanış bölgeleri kırmızı çizgilerle gösterilmişti. Bu çizgiler neredeyse Ankara’nın dış mahallelerine dayanıyordu. Ali Fuat Paşa haritayı Ethem Bey’e göstererek;
– “Ethem Bey” dedi “size yine yol göründü.”
Ethem Bey bu buyruğu olağan olarak karşıladı şu anki bu buyruğu her an bekliyordu.
– “Paşam hemen yol hazırlıklarına başlayacağım. Yalnız sanıyorum ki Yunanlılar bu günlerde saldırıya geçeceklerdir. Salihli cephesinin çöküşü Alaşehir ve Uşak bölgesini bırakmamıza yol açar. Benim bugünkü askeri gücüm kıtalarımızın morali bir karşı saldırıya bile elverişlidir. Ben yine cepheme dönmek hazırlığındayım. Acaba Yozgat ayaklanmasını bastırmak görevini başka kıtalara veremez misiniz?”
Bunun üzerine Paşa masanın çekmecesinden bir şifre telgraf çıkardı:
– “Bu kararı ben kendim vermedim Ethem Bey! Ben bilirsiniz ki cephedeki asıl yerinize dönmeniz yanlısıyım. Bunu türlü nedenlerle istiyorum. Ne var ki sizin hemen ivedi olarak Yozgat bölgesindeki bastırma işini yönetmeniz genelkurmay başkanlığınca istenmektedir. Bu kararı da Mustafa Kemal’in kendisi imzalamıştır. Nasıl bir eksikliğiniz var mı, Ethem Bey?”
– “Hiçbir eksiğim yok. Ayaklanma bölgesinde ele geçirdiğimiz silah ve cephane bize yeter de artar bile. Müfrezelerimizin kadrosu da dolgun durumda teşekkür ederim.”
– “Ethem Bey bu ayaklanışı bastıracağınıza inanıyorum. Size bir an önce cephenize dönmenizi sağlayacağım. İnşallah olaylar buna elverişli olur.”
Paşanın bu sözleri Ethem Beyi günlerce, hem de günlerce düşündürdü. Bu sözde, çok uzaklardan gelen yanık kokuları yüzüyordu. Paşa bu yiğit adamın alın yazısında çok üzücü belirtiler görür gibiydi. (Ethem Bey altın şeref merdivenlerinden katran gibi kara bir karanlığın içine yuvarlandığı günlerde bu sözü sık sık anacak yüreği derinden derine sızlayacaktı.)
Ethem Bey kıtalarının arasında gezerken bunların yarısından çoğunun Çerkesce konuştuğunu görerek Türkçeden başka bir dilde konuşmayı şiddetle yasakladı. Çerkeslerin bölgelerinden kendisine katılan binlerce Çerkes, Laz, Ethem Bey’e büyük bir güç kazandırdığı gibi, bu yüzden onu güç durumda bırakıyordu. Bunu seziyordu. Oysa o Düzce üzerine yürüdüğü günlerde kıtaları salt Türkçe konuşuyordu.” (Hasan İzzettin Dinamo, Kutsal İsyan, Cilt: 7, s: 214-216, May Yayınları )
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
(Gönen Manyas Çerkes Sürgünü, Sayfa 109-122den)
Post Views: 24
