ENERJİMİZİN VE POTANSİYELİMİZİN BİR NOKTAYA YÖNLENDİRİLMESİ GEREKİYOR

MUSTAFA SAADET

Soykırım sonrası sürgünün 156. yılında yapılan yas ve anma  etkinlikleri diasporanın en yoğun olduğu Türkiye’den başka yerlerde de (Japonya’dan Amerika’ya kadar) dünya çapında yapıldı.

Türkiye’de ÇDP’nin elinde valilikten alınmış izin belgesi olmasına rağmen Emniyet tarafından basın açıklaması engellenmiş olsa da, kısıtlamaların uygulanmadığı yerlerde ve köylerde duygusal pankart ve bildiriler ile anma törenleri yapıldı. Bu sevindirici bir hadisedir. Bu oluşumu ateşleyen mitingler yaparak öncülük yapan Çerkes Hakları İnisiyatifi unutulmamalıdır.

Önemli günlerimizin ve soykırımı sahiplenme ve uygulamalarının köylerimize kadar yayılması çok önemli bir aşamadır. Diğer bir önemli aşama ise, birkaç ırkçı ve sosyalist siyasi lider dışında bütün yerel ve genel politikacıların acımızı paylaşmaları, soykırım ifadesini kullanmasalar da felaket olarak nitelemeleri ve yaşadığımız trajediye ortak olmalarıdır.

25-30 sene önce Türkiye’de Çerkes’lerin adını anmayan ve varlıklarından bihaber olan politikacıların bu davranışları ve hamaset içeren nutukları elbette ki sebepsiz değildir. Yerel seçimlerde ve Başkanlık seçimlerinde bir “oy”un bile önemli olduğunun ortaya çıkması, bu ilgi  ve alakanın temelini oluşturmaktadır.

Çerkes Halkı kimseyle çatışmadan sadece varlıklarını, dil ve adetlerini korumak için bir araya gelmek ve yaşadıkları ülkelerde refahın sağlanmasına katkıda bulunmak niyetinde olduklarını göstermiştir. Parlamentoda temsil edilmeden etkin bir neticeye ulaşılamayacağı gerçeğini gören kurucular, aynı durumdaki diğer etnik gurupların da benzer sorunlarına çare bulunması düşüncesi ile Çoğulcu Demokrasi Partisi’ni (ÇDP) kurmuş, yasalar gereği parti olarak seçime katılamadığından bağımsız adayları ile katıldığı 7 Haziran seçimlerinde 17.000

civarında oy almıştır. Tabii ki bu sayı, parlamenter sistemin geçerli olduğu dönemde önemli bir sayı olarak değer kazanmamıştır.

Görünüşe göre, 2023 yılına kadar seçim söz konusu değildir. Ancak, Siyasi Partiler ve Seçim

Kanunu’nun değiştirilmesinin bu günlerde tartışılır olması, bu sayı politikacıların ilgi alanlarına girmesine vesile olmaktadır. Yapılması gereken, mevcut potansiyelin kullanılması ve ÇDP kayıtlı üye sayısının  çok daha arttırılmasıdır. Fakat, bu güne  kadar bireysel düşünceler ve muhalif olmanın kolaylığı ile bir araya gelme sağlanamamıştır. Bu kısır çekişmelerin bertaraf edilmesi  için öncelikle federasyonlar seviyesinde diyalog başlatılması, karşı beyannameler ve deklarasyonlar ile yaratılan hizipçiliğin giderilerek, bütünleşme sağlanmasının tek çıkar yol olduğu aşikardır. ÇDP yönetiminin ilanihaye parti yönetimini elinde tutmak gibi bir düşüncesi  yoktur. Politika icra ederek faydalı olmak isteyenlere partinin bütün kademelerdeki kapısı her zaman açıktır. Bu güne kadar ayrı bir parti kurulamadığına göre çözüm yolu bellidir.

Diğer taraftan, iletişim imkanlarının çoğalması ve sosyal medya üzerinden orantısız bilgi sahibi kişiler tarafından yapılan ağır suçlama ve sataşmalar birlikteliği  her geçen gün zorlaştırmaktadır.

Bilindiği gibi, Türkiye dışında  çok sayıda  ülkede dağınık vaziyette yaşayan Çerkesler’in de Bir araya gelerek belirli konularda entegrasyon sağlaması çok önemli bir durumdur. Bu konunun hayata geçirilmesi için önümüzde bir fırsat vardır. İlan edildiği gibi, Üçüncü Uluslar Arası Çerkes Konferansı 9-11 Ekim 2020 yılında İstanbul’da yapılacaktır. Konferansın oldukça yoğun bir programı olmakla birlikte, Dünya genelinde soykırımın ve sürgünün dile getirilmesi için bir fırsattır. Bu konuda bireysel, dernekler ve federasyonlar düzeyinde yapılan çabalar sonuç vermemiştir. Kanaatimce  konunun bu konferansta gündeme getirilerek tartışılması ve sonuca bağlanması yerinde olacaktır. Katılımcıların bu konuda bilgilendirilerek görüşlerinin sunumlarının sağlanması faydalı olacaktır. Bu hususta çok tenkit edilmeme rağmen, “Sürgün Hükümeti” oluşturularak , konunun siyasi karaktere dönüştürülmesi halinde Uluslararası Kuruluşlar nezdinde  (Bilhassa Birleşmiş Milletler) makes bulacağı kanaatindeyim. Dünyaya, mağduriyetimizin başka türlü izah edilmesi mümkün değildir. Soykırıma uğradık, tazminat isteriz, TRT Çerkes açılsın gibi, münferit söylem ve arzular bugüne kadar netice vermemiştir.

Böyle bir hareketin, Rusya Federasyonu tarafından anayasa değişikliği ile getirilmek istenen Rus ırkı dışındaki halkları dışlayan, yok sayan uygulamanın önlenmesinde katkıda bulunacağı ve mağdur edilecek halklar tarafından coşku ile destekleneceği muhakkaktır.

Post Views: 15

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir