Rus Emperyası

VAHİT ERDO

Rusya’da  toplumsal  egemen ideoloji, N. Danilevskiy’in görüşü olan “Biz hiçbir komşumuzu  işgal etmedik, hiç bir topluma kötülük yapmadık. Çevremizde yoksul olan, huzur ve güvenliği bulunmayan halklar bizi davet etti, biz de onlara medeniyet götürdük, ekmeğimizi onlarla bölüştük” şeklindedir.

Bunun tercümesi: “Dağlı Kafkaslıların daveti üzerine o topraklarda asırlar boyu medeniyet, huzur ve güvenliği biz tesis ettik.”

Sovyet zamanında da rengi değiştirilmiş olarak askeri bürokratlarda hakim olan ideoloji bu idi.

Evrensel hukukta suçun şahsiliği temel ilkedir ancak Stalinizm’in uygulamalarında görüldüğü gibi toptan cezalandırmalar yapılmıştır; “Almanlarla iş birliği yaptıkları iddiası ile” Çeçenler, İnguşlar, Karaçaylar, Kumuklar, Volga Almanları v.d. halkların toptan Sibirya ya sürülmesi gibi…

Bugün de Kremlin’de hakim olan ideoloji geçmiştekinin aynısıdır. Putin biteviye Kırım ve Ukrayna’ya “davet üzerine gittiklerini” tekrarlıyor. Kafkasya’nın ayrılırsa aç kalacağını (yerli halk da kısmen buna inanıyor), halklar arasında iç kargaşa doğacağını, tekrar davet edileceklerinden dem vuruyor. Rus milletinin bilinç altına sürekli olarak “Kafkasya’nın terörizmin kaynağı olduğu” tezi işleniyor.

28 yıldır tüm tv kanallarında hergün savaş filmleri izledim. Batı ve ABD düşmanlığı her vesile ile toplumun bilinç altına işleniyor.

Devlet kadroları da Türkiye’ye hasmane tutum içerisindeler. “Rus’un Rus’tan başka dostu yoktur “, “Tüm dünyanın zengin topraklarımızda gözü var” söylemleri sürekli tekrarlanıyor. Bunlar Türkiye’den de tanıdığınız, bildiğiniz argümanlar.

“Beka sorunu” gerekçesine istinaden SSCB dağıtıldığından bu yana Kafkasya’da OHAL vardır.

***

1974’de ABD’de başlayan bilimsel teknik devrimin üretim araçlarına devredilmesi ile meta üretimi devasa miktarlara ulaştı. Halen de katlanarak  devam ediyor. Geçmişte üretim  sınırlı iken, erken kapitalistleşmiş merkezi ülkeler dünyanın geri  alanlarının zenginliklerini, yer altı ve insan kaynaklarını ordularıyla, zor kullanarak sömürüyordu.

SSCB’nin Stalinistler  tarafından kasten dağıtılmasından sonra ulusal kapitalizm global aşamaya evrildi. Günümüzde dünya kapitalist sistemi, öncelikle yarı feodal rejimlere meta, ideoloji ve, finansını salarak onları kârı uğruna kapitalistleştiriyor. Yani klasik emperya eski yöntemlerini terk ederek, günümüzde global kapitalizmle mal ve para ihraç ederek kârlılığını artırıyor. Kapitalizmin tüm dünyayı sarması sancılı, kanlı oluyor. Bu süreç aksamalara rağmen devam etmek zorunda; çünkü kapitalizmin yaşaması için onun her yere  girip kârını alması gerekir.
***

Globalizmden en çok faydalanan başta Çin, Hindistan, Türkiye olmak üzere yoksul ülkelerdir. Tıpkı buharlaşmanın denizlerden, göllerden olması ama yağmurun her tarafa yağması gibi…

Yaşadığımız globalizmde, klâsik emperya modunda kalmayı tercih eden ırkçı-dinci Putin rejimi, ABD ve AB ülkelerine hammadde satarak iktidarını dolar üstünden sürdürüyor. Kafkasya, Tataristan, Sibirya v.d. ülkelerde işgallerini  devam ettirebiliyor. Ukrayna’da Kırım v.d. yerlerde yeni işgaller yapıyor. Arap baharı dalgasının son durağının kendisi olduğunu fark edince, “davet üzerine gittiği” Suriye’de klâsik emperya dönemi refleksleri ile kazanımlar yaptığını sanıyor.

Rantiyer Putin rejiminin sürdürülebilmesi mümkün değildir. Trump’ın seçimi ile milliyetçi refleksler Putin’i biraz nefeslendirdi ancak yakında  başlayacak çok büyük ambargolara dayanma gücü yoktur (Nitekim bugün ünlü Rus iktisatçı A. Kudrin üretimde Türkiye’nin 40 yıl gerisindeyiz diye açıklamada bulundu). Çöküş, dağılış  İran üzerinden gelecek, Rusya’nın  zayıf halkası Kafkasya’dan başlayacaktır.

Rusya ve Türkiye’nin kerameti kendinden menkul ırkçı-dinci-Stalinist-Kemalist gazeteci ve sözüm ona akademisyenleri, gerici ideolojilerinin zamanımızın  ileri  görüşleri  olduğu izlenimi yaratarak Arap dünyasındaki olayların  petrol savaşı olduğunu biteviye tekrarlıyorlar. Bu ezberlerin asıl  amacı toplumda bu gerici ırkçı-dinci  görüşleri ile hegomanya oluşturmaktır. Medya ortamında başarılı da sayılabilirler, çünkü zıt görüşleri seslendirmek yasaklı.

Merkezi ülkelerin amacı  enerji kaynaklarına zorla  (çok masraflı) hakim olmak değildir. Asıl amaç, başta İslam olmak üzere dinlerde reform yapmak, feodal yönetimleri liberalleştirmek (Türkiye 1808 den beri demokratikleşemedi; hakeza Rusya da), mal ve finansın akışına engel olan gümrük vergilerini, rüşvetleri kaldırmak, mevcut TC yollarını  muhkemleştirmek ve yeni ticaret yolları açmaktır (örneğin Çin’den başlayıp Rusya üzerinden geçen yeni tren yolundan 10 günde Londra’ya varılabiliyor), v.s.

Tarih ilerlerken hiçbir millete, dine, sınıfa öncülük ve önderlik tanımaz. Gidişatı kavrayan, gideni görüp geleni anlayanlar ilerleyişin kulvarına girerlerse yaşamlarını sürdürürler. Fransız ve Sovyet devrimlerinde  ve 2. Dünya Savaşı’ndan  sonra özgürlüğünü kazanamamış  milli  devletlere, katran kazanı içinde henüz  eritilememiş halklara globalizm kendi suretinde özgürleşebilme ortamı yaratıyor. Üç vakte kadar İran rejimi değiştirilecek, Kafkasya’dan Kremline bir yol açılacak, Putin rejimi çökertilecek,  SSCB’nin küçülmüş şekli olan sahte Rusya Federasyonu dağıtılacaktır.
***

Yüz yıllardır baskı, OHAL sansürleri  altında  yaşatılan Kafkasya toplumlarında sosyal ve siyasal ilerlemeler yetersiz ve dünya ortalamasının çok altında kalmıştır. Görece ileri bir seviyede olan Türkiye’deki Kafkaslılar’ın kurdukları Çoğulcu Demokrasi Partisi Kafkasya’nın da fikri hayatında önemli bir rol oynamaya namzettir. Bu Mart ayındaki seçimde ÇDP’nin bağımsız adayı sayın Doğan Duman’a verilecek oylarla oluşturulacak nitelikli temel altyapının, Kafkasya ile Türkiye’deki Kafkaslıların entegrasyonunda ve Kafkasya’nın  demokratik hak ve özgürlüklerini kazanımında baş rol oynayacağı kanısındayım. Değilse globalizm treni de kaçırılabilir ve vuslat kalır bir başka bahara; tabii ki eğer Kafkaslıların asimilasyona direnecek ulusal demokratik bilinci kalırsa.

Çok marifet var insanda; selamlar.

Post Views: 27

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir