İmam Şamil Devrimci miydi?

VAHİT ERDO

Kemalist Türk Tarih tezine göre bütün insanlık Türk’den neşet etti. Bu bakış açısıyla  Türk faşistleri, Birleşik Kafkas Ordusu’nun Abhazya’da Çeçenistan’daki savaşlarda Rus ve Gürcü Ordusu’na karşı kahramanlık gösterip, galip gelmesi üzerine, Çeçen ve Çerkesleri yayınlarında Kafkasya Türkleri olarak lanse ettiler. Geçenlerde bir Kemalist emekli öğretmen bana sormuştu, “abi Kafkasya’da  Çerkesler kopuz çalıp, kımız içiyorlar mı?” diye. Ben de öğretmenin gözlerinin içine baktım; sorusunda samimiydi. Henüz o aşamaya geçip, titreyip Türkleşemediler ama Türkiye’deki Kafkaslılar’dan  rakı içip Mustafa Kemal’i hayırla yad edenler vardır.
Türkiye’deki Faşist gerici çevreler, İmam Şamil’e Avar Türkü, Müslümanın kılıcı Şeyh (arap ünvanı) Şamil,… gibi yakıştırmalarla sahiplenip, özü itibarı ile tarihte Ruslarla yapılan tüm savaşlarda aldıkları yenilginin ürettiği aşağılık komplekslerini kendilerince onarmakta; aynı zamanda dünyadaki övünülecek olayları, başarılı insanları ve kahramanları Türk-Müslüman gösterip, bu palavralarla bir taşla 33 kuş vurmaya çalışmakta, ahmakları da fena halde aldatmaktadırlar.  

Her konuda olduğu gibi insanların çoğunluğu gerçekleri yaşlandıkları zaman kısmen de olsa anlıyorlar ama heyhat ki o zamana kadar yalancılar, sahtekârlar iktidarlarını sürdürüp  hedefine ulaşmış oluyor. Oysa gerçekler tamamen  farklıdır; Kafkasya’da, İmam Şamil işgale karşı Kafkasya’nın özgürlük mücadelesini yapan önder olarak tanımlanır,  Kafkasya’da Avarlar’a “Türksün” dersen sana gülerler. Ayrıca Kafkas toplumlarının hafızasında Osmanlı, kavgayı kışkırtıp uzaktan izleyen fitneci olarak yer edinmiştir.

Türkiye’de yaşayan Kafkaslılar kerameti kendinden menkul bir anlayışla Kafkasya’ya karşı platonik bir aşk beslerler; onlar için kendi hayallerindeki kutsal topraklardır. Özgürlük anlayışına olan hasretleriyle Kafkasya’yı bağımsız ve özgür olarak değerlendirirler. Oysa Kafkasya ekonomik, politik ve askeri bakımdan Kremlin’e bağlıdır. Yalnızca sosyal yaşamlarda farklıklar ve çeşitlilikler vardır.

1801 yılında Rusya, önemli bir sosyal ve sınıfsal  değişime uğradı. Gürcistan’ın Rus Çarlığı’na bağlanması ve toprak mülkiyet kanununda radikal değişiklikler olmuş; köylülerin vergileri 12 kat artırılmış, toprak ağalarının mülki amirlere ve Çar’a şikayetleri yasaklanmış, hukuken de tam köleleştirilerek ağaların zulmüne bağlanmışlardır. Bu mülkiyet yapılanması aynı zamanda 1917 devrimin temellerini oluşturmuştur. Ekim devriminin  önderi Lenin’in “herkese iş, Köylüye toprak” sloganı,  Ekim Devrimi’nde başrol oynamıştır. Çariçe Katerina toprak ağalarını (drvoryan) destekleyerek köylüleri köleleştirmişti. Bu durum başta Kuban ve tüm Kafkasya’daki toplumları da derinden etkilemiş, nitekim İmam Şamil’den de önce  hem sömürüye, hem işgale karşı isyanlar olmuştur. 

Yüz yıldan fazla köylü isyanları devam etmiş, diğer yandan Kozak atamanlarından Pugaçov bu zulme karşı köylüleri  örgütleyerek isyan etmiştir. En çok katılımı da  Kazan Tatarları ve Çuvaş Müslümaları yaptı ama bu bir İslam-Hıristiyan çatışması değil, sınıf çıkarlarının çatışması olarak tarihe geçti.
Bu dönemde çeşitli bölgelerde köylü ayaklanmaları oldu ve Keremlin tarafından bastırıldı, önderleri Kızıl Meydan’da idam edildi. Katerina’nın  oğlu 1. Aleksandr Fransız devriminin etkisiyle Fransız hocalar tarafından eğitildi. Liberal görüşte, devamlı güleç yüzlü bir adam olarak anılan bir Çar oldu. Toplumda ezilenler tarafından umut olarak karşılandı. Zamanla liberalliği terk edip reşit Hristiyan oldu. O da köylüler aleyhine yasalar çıkardı. O tarihlerde Kremlin henüz Dağıstan’ın bazı bölgelerini kontrol edemiyordu, bu meyanda  ilhak ettiği Gürcistan üzerinden ve kuzeyden oralara asker saldı. İlk başta birçok önderin öncülüğünde başkaldırılar oldu. Daha sonra İmam Şamil işgallere ve Kremlin’in köylülere koyduğu ağır yaptırımlara, sömürüye  karşı bir milli mücadele başlattı. Tarihsel olarak dünya konjonktörü uygun düşmediğinden başaramadı. Çünkü Avrupa ile Rusya’nın öncülüğünde ve jandarmalığında kutsal ittifak antlaşması yapılmıştı. Yani Avrupa’da ve Rusya’da olası sınıfsal ve milli ayaklanmalara karşı, ortak bastırma askeri anlaşması. Bu, egemenlerin kutsal ittifakı tüm Avrupa ve Rusya’da (Osmanlı’yı almadılar) iç isyanların başında Demokles’in  kılıcı gibi duruyordu.
Yakın tarihlerde, Abhazya’da, Çeçenistan’da yapılan,  işgallere karşı milli bir direniş ve insan  haklarını, hukukunu koruma savaşlarıydı. Kaldı ki Abhazların – Osetlerin % 80’i de Hıristiyan’dır. Şamil Basayev savaşırken Abhazya’nın dinsel demografik durumunu bilmiyor muydu? Çeyrek asır yaşadığım Kafkasya’da toplumların çoğunluğu ateisttir. Bu topraklarda yaşayan milletler için de  Rusların bu oranı hepsinin toplamında daha da  yüksektir,

Dünya ve her şeye semboller üzeriden bakan iflah olmaz Türk-İslam sentezi savunucuları, her salataya maydanoz olmak  istiyorlar ama nafile gayret. Sonuçta her seferinde  avuçlarını yalıyorlar. İmam Şamil, milli özgürlük hak, hukuk ve insan haklarının devrimci önderi olarak, sömürücü Çarlık  emperyasına karşı isyanın lideridir. Türkiye’nin Türk-İslam sentezcileri Kafkaslı önderleri tepe tepe kullanıyorlar ama “TRT Çerkes kanalı açılsın” demokratik hak talebini duyunca enselerini kaşıyorlar.
Mustafa Kemal Milli Mücadele süresince bilindiği gibi Kafkas kalpağı takmıştı. 1923 İzmir iktisat Kongresi’nden sonra İngiliz melon şapkası giydi.

Bunlar biraz düşenün diyor hayat bize..

Çok marifet var insanda.
Selamlar.

_______________

Not: Bu yazının yazılmasında Rusyalı tarihçiler N. Gomulof,  N. Pakroski ve B. Kagurlist’in tespit ve görüşlerinden faydalandım.

Post Views: 10

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir