MURAT ÖZDEN
Çerkes Dünyası, “Asalet ve nezaketin sembolüyüz”, “Bizden daha kahramanı yok”. “Candan önce onur gelir” diyerek; mutlu, mesut, bahtiyar;
Tam da Çerkesler konu sıkıntısı çekerken, Kanal D televizyonundaki bir dizide, bir senarist bozuntusu, Türkiye’de azınlıkları aşağılamanın normal olduğunu bilerek, Çerkes kadınını aşağılayan diyaloglar içeren bölümleri gözümüze gözümüze soktu ekrandan. Doğrusu “hain olmaya alışmış” Çerkes Dünyası önce biraz afalladı. “Ne oluyoruz şimdi” moduna girdi.
Şaşkınlığı önce bilinçli Çerkesler ve internet Çerkesleri üzerinden attı. İnternet üzerinden tepkiler yükselmeye başladı. Change.org üzerinden başlatılan imza kampanyası binlere ulaştı. Peşpeşe davalar açıldı ve suç duyurularında bulunuldu. RTÜK’e şikayetlerde bulunularak kanalın ceza alması sağlandı. Milletvekilleri de peş peşe açıklamalar yaptıktan sonra, Kanal D bir tehlikenin geldiğini fark etti. Onun için Kanal D, hem Çerkes-Fed Başkanı Dr. Nusret Baş ile, hem de Kaffed yetkilileri ile görüşmek üzere federasyonlarımızı aradı.
Çerkes-Fed’in dizi ile ilgili vereceği tepkiyi görüşmek üzere yapılan toplantıya, Maltepe Çerkes Derneği Başkanı sıfatı ile ben de katıldım. Eylem akşamı kapısına bile yaklaşılmasına müsaade edilmeyen Kanal D’nin Genel Müdürü’nün Federasyon Başkanımızı davet etmesini önemsedik ve Başkanımız Dr. Nusret Baş’ın Kanal D’ye gitmesine onay verdik. Şart olarak “Dizinin mutlaka yayından kaldırılmasını ve Çerkes Halkından özür dilenmesini” belirttik. Eğer dizi yayından kaldırılmazsa mutlaka çok büyük bir protesto gösterisi yapma konusunda prensip kararı aldık.
Bu görüşmeden sonra Kanal D, dil ucuyla özür diler gibi yapmış, Nusret Baş ve Ünal Uluçay’ın açıklamaları çarpıtılarak ana haber bülteninde adeta dizinin reklamına katkı sağlayacak bir gazeteci puştluğu yaparak federasyonları güç duruma düşürmüştü. Yapılan bu manüplasyonu, Çerkes Kamuoyu “Çerkesler kanaldan özür diledi” şeklinde anlamış, hem Nusret Baş’a, hem de Ünal Uluçay’a asla hak etmedikleri ithamlarda bulunulmuştur. Toplumumuzun yükünü çeken bu değerli insanlar her zaman saygıyı hak ederler.
Ancak Kanal D aynı aşağılık diyalogları içeren diziyi tekrar tekrar yayınlamakta bir beis görmedi. Dizi yayından kaldırılmazsa çok büyük bir protesto eylemi gerçekleştirelim şeklinde aldığımız prensip kararından vazgeçmiş olması dolayısıyla Çerkes-Fed yönetimini buradan ben de eleştiriyorum.
13.10.2018 Cumartesi akşamı Kanal D önünde gerçekleştirilen eylem için en fazla çaba harcayanlardan biriyim. İnternet üzerinden örgütlenen “Çerkes Acil Eylem Grubu”nun çabalarını son derece değerli bulduğumu belirtmeliyim. İstanbul içinden ve dışından gelerek, Çerkes Halkına yapılan bu hakaretin hesabını soran herkes tek tek çok değerlidir. Gerçek anlamda asil ve kahraman olanlar, Çerkes Halkının onurunu o akşam orada savunanlardır. Bu cümleden, katılmamış olanların “Biz onursuz muyuz” diye bir anlam çıkarmak yerine, biz o akşam neden orada değildik sorusunu sormaları gerektiğini düşünüyorum.
Ancak 13.10.2018 akşamı Kanal D önünde eylem yapılırken, İstanbul’daki bazı derneklerin, aynı saate toplantı koyarak ne yapılacağını tartışıyor olmalarını manidar bulduğumu belirtmek isterim. Eğer yapılan toplantıdan, bir eylem kararı çıkmasaydı, o toplantıyı yapanlara çok ağır eleştirilerim olacaktı. Ancak sevinerek öğrendim ki 20.10.2018 Cumartesi akşamı büyük bir eylem gerçekleştirme kararı almışlar.Bu kararı alan arkadaşları kutluyor,yanlarında olacağımı can-ı gönülden deklare ediyorum
Her şey “Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde” yeniden başlayacaktır.
Çünkü “Ulusal onuru olanlar, ulusal refleks gösterebilirler.”
Bu arada o rezil dizinin yayından kaldırılacağı haberleri geliyor. Reyting düşüklüğü yanında, halkımızın tepkilerinin de bir etkisinin olduğunu düşünüyorum.
Çerkes Halkına uzanan diller kesilsin!
Post Views: 5
