MUSTAFA SAADET
Böyle bir yazının bir din alimi tarafından, çok daha geniş biçimde ve bütün gerekçelerinin ortaya konularak ele alınması ve yazılması elbette daha iyi olurdu. Ancak bu güne kadar bu perspektiften bir yazı yazılmadı veya ben görmedim.
Hudeybiye Antlaşması, 628 yılında Peygamber Efendimiz ve Ashabının umre ziyareti için Medine’den Hudeybiye’ye hareket etmelerinin sonucunda, Müslümanların aleyhine olmasına rağmen, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.) tarafından
imzalanan bir anlaşmadır.
O kadar ki, Hz. Muhammed, Allah’ın resulü olduğunu belirten ibarenin anlaşma metninden çıkarılması isteğine dahi rıza göstermiştir. Anlaşma imzalanmamış olsaydı silahlı ve güçlü durumda bulunan müşriklerin, silahsız, teçhizatsız Müslümanların hepsini yok etmeleri ve İslamiyetin çok büyük bir darbe yemesi kaçınılmazdı.
Mukaddes peygamberimiz, Medine’ye geri dönmüş fakat, yapılan bu haksız dayatmayı unutmamıştır. Bir yıl içinde gerekli bütün hazırlıkları tamamlayıp Mekke seferine çıkmış ve Mekke’yi fethederek, müşrikleri gerektiği şekilde cezalandırmıştır.
Bundan alınacak ders, orantısız bir güçle, düşmanla karşı karşıya gelindiğinde güçlünün vereceği zararı önlemek için geçici olarak karşı tarafın isteklerini kabul ederek, en kısa zamanda gerekli şekilde mukabelede bulunmaktır.
Hadis-i şerifte, “Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!” buyuruldu. (İbni Ebiddünya)
Bu konuda çok sayıda hadisi şerif bulunmakta ise de bunların hepsini böyle bir makalede yorumlamak işi uzatmak olacağından ve konunun uzmanı olmadığımdan en kısa ve anlaşılır olanını seçtim.
Bu konudaki hadislere göre Müslümanların 3 günden fazla dargın, küs kalmaları caiz değildir.
Malum olduğu üzere Türkiye ve dünyadaki güncel konu, Türkiye ile ABD arasındaki dargınlık olup, dargınlığın da üzerinde ekonomik savaştır. Her iki ülkenin de zarar görmesi kaçınılmaz olmakla birlikte güç dengesi itibariyle Türkiye’nin daha fazla etkileneceği görülmektedir. Türkiye’de USD üzerinden yapılmış olan işlemlerin mevcudiyeti ve USD değerinin anormal artışı nedeniyle kurum ve şahıslar önemli ölçülerde etkilendiğinden, bir dizi önlem alınması gerekmiştir.
3 günden fazla küs kalmanın caiz olmadığı kuralı Müslümanlar için söylenmiş ise de, ehli kitap sahibi din mensuplarının da bu gerekten faydalandırılamayacağına dair bir kural yoktur. Krizin bahanesi yapılan rahibin neticede Allahın varlığına inanan bir din adamı olduğu düşünüldüğünde, İslamın geniş hosgörü anlayışına ve Yüce Allah’ın “Şirk” dışında, sonsuz affedicilik vaadleri kıyas kabul edilerek, rahibin, İslam dininin kabul ettiği iki mübarek bayramdan olan Kurban Bayramı’nın birinci gününde hiçbir karşılık beklemeden serbest bırakılması, son senelerde İslama yöneltilen haksız karalamaları yok edeceği gibi, eşsiz İslam adaleti ve hoşgörüsünün bütün dünya bir kez daha ispatlanacağını ve dini ritüelleri bahane yapıp Türkiye’ye sataşan ve zarar vermeye çalışan kızıl suratlı Trumph’ın yüzünün daha da kızaracağı, haksızlığı hakkında dünyada oluşan kanaatin daha da pekişeceği muhakkaktır.
Post Views: 15
