…Ve Dünya Dönmeye Devam Ediyor

MURAT ÖZDEN

Toplumların, ulusların, ülkelerin yaşam serüvenlerinde aşılması gereken eşikler vardır. Bu eşikler aşıldıktan sonra, artık o halklar için geriye dönüşü olmayan yeni yollar açılır. Bu yolun adına bağımsızlık diyorlar.

Hakim uluslarda adeta ateşin üstüne benzin döker gibi, yalanlarını örtmek için hoyratça bazı eylemler yaparlar. Rusya’nın 2014 yılında, üstelik Çerkes soykırımının 150. yılında  Soçi’de yaptığı Kış Olimpiyatları  tam da böyle bir şeydi. Çerkesler olimpiyat meşalesini, bir isyan ve özgürlük ateşine çevirebilirlerdi. Bu sağlanmamakla birlikte, yine de Soçi’nin Çerkeslerin anavatanı olduğu, burada bir soykırım yaşandığı ve bu topraklarda olimpiyat yapılamayacağını bir nebze olsa da anlatılmış ve Çerkes bilinçlenmesi bir ivme kazanmıştır.

Soçi Olimpiyatları’ndan sonra, Çerkes dünyası bir rehavete kapılmış, soykırımcı Rusya ve yandaşları soykırımın inkarı için yeni yalan yöntemleri ve baskılar geliştirmişlerdir. Anavatanımızda Çerkes Soykırımının telaffuz edilmesi tamamen yasaklanırken, bu tüm Çerkes diasporalarındaki bazı Çerkes kurumlarınca da benimsenmiştir. Diaspora ve anavatandaki Çerkesler arasındaki çekişmeler tamamen siyasi ve ideolojiktir. Bize soykırım uygulamış olan Rusya’ya biat mı edeceğiz, yoksa özgürlük meşalesini yakıp baş mı kaldıracağız?

Meselenin özeti bundan ibarettir.

Biz biliyoruz ki, tarih boyunca hep direnenler ve mücadele edenler hep kazanmıştır!

Çerkes davasının direnişçileri ve mücadele edenleri kazanacak, Rusya ve işbirlikçileri haklı davamız karşısında kaybedecektir!

Bu yıl, 21 Mayıs anması yapan Şapsığya Çerkeslerinin önderi Ruslan Gvaşe’nin başlattığı açlık grevi, Çerkes dünyasının önünde yepyeni ufuklar açmıştır. Ruslan Gvaşe’nin açtığı direniş yolu, anavatanda ve Çerkes diasporalarında müthiş bir heyecan ve bilinçlenme yaratmıştır.

Bu uyanış ve özgürlük ateşini canlı tutmalı ve 16 Ekim’deki Ruslan Gvaşe’nin mahkemesine kadar duyarlılığı yükselmeliyiz.

***

Sevgili Okuyucularım,

Dünya sadece Çerkeslerden ibaret değil ve her gün dönmeye devam ediyor. Savaşlar, kuraklık, açlık, iklim değişikliği, özgürlük mücadeleleri her şey ama her şey bizleri de ilgilendiriyor. Ve ilgilendirmek zorundadır.

Örneğin, iklim değişikliği… Bütün insanlığı ilgilendirdiği gibi Çerkesleri özel olarak ilgilendirmektedir. İklim değişikliği, atmosfere salınan karbon gazları nedeniyle dünyanın ısınmasıdır. Karbon gazı salınımı böyle devam ederse, dünyanın ısısının yüzyıl içerisinde altı derece artması mümkün olacaktır. Bu durumun gerçekleşmesi, kutuplardaki buzulların eriyerek, dünyanın alçak kesimlerini 8 metre yüksekliğinde bir su tabakası kaplaması sonucunu doğuracaktır. Bu su tabakasının çıkardığı buhardan dolayı insanlar nefes alamayacak ve öleceklerdir. Dünyayı bekleyen bu felakete karşı, iklim zirveleri yapılmakta ve önlemler alınmaktadır. Bu önlemlerin en önemlisi karbon gazı salınımını minimuma indirmek ve yasaklamaktır. En fazla karbon gazı salınımı veren fosil yakıtlar kömür ve petrol türevleri (Benzin,mazot, LPG) gelecekte yasaklanacaktır. Bu anlamda çok önemli tedbirler devreye girmektedir. Dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden biri olan Almanya, 2030 yılında (yani on üç yıl sonra) Almanya’da karbon gazı üreten fosil yakıtlı araçların kullanımını yasaklama kararı almıştır. Yaklaşık 25 yıl sonra bugün kullanmakta olduğumuz arabaların tamamı çöp olacaktır. Yerini elektrikle ve güneş enerjisi ile çalışan arabalar alacaktır.

O zaman petrol ve doğalgaz bir ekonomik değer olmaktan çıkacaktır. Bugün petrolü ve doğalgazı olduğu için, bir güç olan Ortadoğu ülkeleri ve Rusya gücünü yitirecektir. Bugün petrol sayesinde bir güç olan Rusya, petrolün önemsizleşmesiyle, yeniden bir dağılma sürecine girecektir. O zaman Çerkeslerin özgürlüğü için yeni bir fırsat doğacaktır.

Onun için, Çerkesler hem insanlık için, hem de kendileri için çevreci olmak zorundadırlar.

Yine dünyada verilmekte olan özgürlük ve bağımsızlık mücadeleleri bizi de yakından ilgilendirmektedir. Şu anda dünyada iki yüz civarında olan bağımsız devlet sayısının, yakın zamanda altıyüz-yediyüz civarında olacağı öngörülmektedir. Hatta bu sayıyı iki bine çıkaran görüşler de mevcuttur. Dolayısıyla bize Türkiye’nin öğrettiği ezberlere göre düşünemeyiz. Bu gelecek projeksiyonu ışığında Irak Kürdistanı ve Katalanya’da yapılan iki bağımsızlık referandumuna kısaca değinelim.

Halkların kendilerine güveni tam olduğu zaman ve şartlar olgunlaşınca, bağımsızlık talebinin karşısında hiçbir güç duramaz. Nitekim Katalan referandumunu ne İspanya’nın, ne de Avrupa Birliği’nin  tehditleri önleyememiştir.

Dünyada hiç bir devletin bu referandumları tanımamış olması, bu referandumların saygınlığına gölge düşüremez. Katalanların ve Kürtlerin bağımsızlık yolu açılmıştır. Yüksek perdeden tehditler, artık boş bir teneke gürültüsünden ibarettir.

Bir gün Çerkeslerin de aynı seviyeye gelebilmesi dileğiyle, Kürt ve Katalan Halklarını kutluyorum.

Post Views: 24

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir