MURAT ÖZDEN
Türkiye toplumunun ne kadar cahil,ne kadar dünyadan kopuk ve ne kadar korkutulmuş bir toplum olduğunu daha önce yazmış olduğum, “Cehalet dünyaya hükümdar olmaz” yazımda anlatmaya çalışmıştım.
Ancak bu korku ve cehalet Çerkesler’de katmerlenmiş olarak mevcut. Hep kendini merkeze konumlandırmaya alışmış Çerkes Davranış biçimi, hep şunu söyleye gelmiştir : “Çerkesler yediği kabı pisletmez”, ”Çerkesten hain çıkmaz”, “Çerkesler bu vatanın çimentosudur”, “Çerkesler sadıktır”… Bunlar teslim olmuşlara özgü laflardır. Bu davranış biçimi ve söylem, devletin düşman gösterdiğine, devletten ve hakim unsurdan daha fazla saldırma refleksini ortaya çıkarmaktadır. Çerkesler arasındaki Kürt düşmanlığı, Ermeni düşmanlığı bu korkak ve teslim olmuş zihniyetin açığa çıkmasıdır.
Türkiye’de diaspora, azınlık ve asimilasyon gibi kavramları çalışan profesörlerin olmadığını belirtmiştik. Üniter devlet, federasyon, özerklik gibi konularda da aynı cehaletin bulunduğunu tespit etmenin zor olmadığını biliyoruz. Dünyada ekonomisi ve demokrasisi en gelişmiş devletlerin federal devletler olduğunu biliyoruz.
Bizim teslim olmuş Çerkeslerimizin en fazla kullandığı “Çerkeslerden hain çıkmaz” lafı, Kemalist devlet tarafından tarih kitaplarında yalanlanır. Kemalistlar için savaşmış olan Ethem de, padişah için savaşmış olan Anzavur da cumhuriyet tarihi kitaplarına “hain” kategorisinden girmişlerdir.
Benim merak ettiğim ve cevabını aradığım mesele, 1921 yılında İzmir’de kurulmuş olan “Şark-ı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti”nin neden hainler listesinde cumhuriyet tarihi kitaplarına girmediğidir.
Kimse bu sorumu yanlış anlamasın, onlar benim gerçek kahramanlarımdır. Yöneticilerinin tamamı Yüzellilikler listesine giren, bazıları idam edilen, “Şarkı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti”nin üstüne toprak örtülüp unutturulmaya çalışılmasını sorgulamak istiyorum.
Çerkeslere ve diğer tüm etnik topluluklara hain olarak saldıran ırkçı İttihatçı-Kemalist zihniyet böyle bir meseleyi neden görmezden gelme ihtiyacını hissetmiştir?
Yayınladıkları bildiride, “Çerkeslerin milli menfaatlerinden, azınlık haklarından, Rumlarla eşit siyasi koşullarda yaşamaktan, Anadolu’da bir Çerkes varlığı mevcudiyetinden, Türk Hükümetinin Çerkeslere tazminat ödemesi gerektiği” hususlarını belirtmişlerdir. Hakim zihniyetin penceresinden bakıldığında, bu cümleleri bildirilerine almış olan dedelerimizin hainlikle suçlanıp cumhuriyet tarihi kitaplarına girmesi gerekmez miydi?
Ama siyasi tarih yazanlar, başka etnik topluluklara kötü örnek teşkil edeceği gerekçesiyle, bu konuyu gizleyip görmezden gelme ihtiyacı duymuşlardır.
O günkü koşullarda, Osmanlı için ya da Kemalistler için savaşmak yerine, Çerkeslerin milli menfaatleri ve varlığını koruyabilmesi doğrultusunda bir tavır geliştirmiş olan “Şarkı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti” Çerkes Halkının gerçek kahramanlarıdır.
Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, yayınladıkları bildirinin son kısmını paylaşmak istiyorum.
“ÇERKES MİLLETİNİN BÜYÜK DEVLETLERE VE MEDENİYET ALEMİNE GENEL BİLDİRGESİ”
(Yamçı Dergisi,Mayıs 1977-Şubat 1978 özel sayı’dan alınmıştır.)
(…) Yunan Hükümeti taşıdığı milletlerarası insanlık ve uygarlık nitelikleri gereği din farkını göz önüne almaksızın, Ermeni ve bilhassa Rum göçmenleri ile eşit olarak ve belki fazlası ile Çerkes göçmenleri ve mültecileri hakkında ilgi göstererek, onların iaşelerini ve yerleşmelerini en iyi bir şekilde sağlamıştır.
Yunan Hükümetinin Anadoluya ayak bastığı tarihten itibaren askeri işgal sahasına giren bölgelerde oturan Çerkes Ahalisine, Kemalistlerin zulüm ve baskı yapmaları üzerine sığınanlara,harp ederek esir aldığı milletdaşlarımıza, diğerlerinden farklı olarak hüsnü kabul göstermesi, iyi davranması,itimat etmesi ve kayırması bilhassa minnet ve şükranla anmaya ve belirtmeye değer.
Bundan dolayı bu gönül okşayıcı ve içten davranış Çerkeslerin Anadolu’da uygarlık yeteneklerine sahip ve kurtarılmaya layık bir millet olduğu ve Anadolu’da Rumlarla Çerkeslerin karşılıklı olarak hayati menfaatlerinin ve siyasi haklarının eşit olarak korunması gerektiği inancından dolayı olduğunu, Çerkesler kuvvetle ümit eder ve dilerler.
Konuyu ayrıntılı sunmaktan amaç :
a-) Milli Çehremizi göstermek.
b-) Anadolu’da uygar milletlerin dikkat nazarını çekmeye layık bir Çerkes Milleti’nin yaşadığını belirtmek.
c-) (Üçyüz seneden beri sürekli olarak egemen olan kötü idare yüzünden yıkılış vadisine yuvarlanan, asri ve medeni bir idare kurmak kabiliyetinden yoksun, içten ve dıştan yakın doğuda ve dolayısıyla Avrupa’da bir karışıklık ve harp kaynağı olan Osmanlı Hükümeti ve meşrutiyet ilanı ile onun yerine geçerek, Osmanlılığın çökmesine neden olan aşırı Türkçülerin uğursuz siyaseti, Anadolu sahasında Türkten gayrı bir milletin hayat hakkını tanımamakta direndiği, medeniyet alemince inkarı kabil olmayan bir hakikat olduğundan) bundan böyle Çerkeslerin Yakın doğuda Türklerin uğursuz yönetimlerinden kurtulmasıyla, Yunan himayesi altında bir barış ve esenlik unsuru olarak yaşamaları sebeplerinin sağlanması arzularını göstermek ve dilemekten ibarettir.
Bundan dolayı, büyük itilaf devletleri ve ortaklarınca milli olan aşağıdaki isteklerimizin kabulünü ve desteklenmesini, kongremiz rica ve hemen harekete geçilmesini sabırsızlıkla beklediğini soylu kişiliklerine sunmakla şeref duyar.
1-) Devletler arasında kabul ve ilan edilip eski sulh anlaşmalarına konduğu gibi, gelecekteki Yakındoğu sulhuna da konması kuvvetle umulan azınlık halindeki milletlerin hakları ve siyasi çıkarlarını temin ve tatmin edecek olan madde hükümlerinin bütün Çerkesleri de kapsamına alması.
2-) Çerkes Milleti, Anadolu’da her bakımdan kendisiyle aynı durumda ve karşılıklı menfaatlerle bağlı bulunduğu Rum unsuru ile eşit haklar çerçevesinde kader birliğine istekli bulunduğundan dolayı, milli ilerleme ve gelişmesine kuvvetle ümit ettiği uygar Yunan hükümetinin fiili himayesi altına sokulması.
3-) Çerkes Milletinin önce halife ve Bab-ı Âli’nin ve sonra milli ve hayati çıkarlarını şevki ile giriştiği ve bu mücadele yüzünden uğradığı bütün zarar ve ziyanların barış yapacak taraflardan biri olan Türk Hükümetine ödetilmesinin sağlanması.
4-) Barış Konferansı’nda yukarıdaki milli isteklerimize karşı çıkıldığında, delilleri göstermek, inandırıcı açıklamayı yapmak ve gerekli savunmada bulunmak üzere, yüksek konferans meclisine yetkili temsilcilerimizin davet buyrulması.
Bundan dolayı yukarıda açıklanan, kabul ve desteklenmesi hususunda medeni yardım ve desteği birinci olarak Büyük İtilaf Devletleri’nden, ikinci olarak Yunan Devleti’nden, üçüncü olarak insanlık ve medeniyet aleminden rica ettiğini ve beklediğini ve bundan böyle milli emellerinin meydana gelmesine hizmet edecek siyasi ve sosyal teşkilatı yapmak, Çerkeslerin gelenekleri ve milli, dini ve medeni ihtiyaçları çerçevesi içinde sağlamak, ilerlemek ve gelişmesi esaslarını düşünmek ve hazırlamak; hükümetler ve yüksek meclislerle bağlantı kurarak gerektiğinde yetkili temsilciler göndermek ve siyasi girişimler yapmak, lüzumlu evrakın düzenlenmesine ve imzasına ve milli haklarının dayandığı işlerin ve dayandığı hususların izlenmesine ve sonuçlandırılmasına, kongremiz kendi arasında ayırıp seçtiği daimi yürütme kurulunu teşkil eden ve daha önce Yunan Hükümetince resmen tanınmış olan “Şarkı Karip Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyetini vekil yaparak toplantısına son verdiğini, sunma vesilesiyle” yüksek saygılarını takdim eyler.
Yardım Allah’tan.
24 Ekim 1921
Adapazarı Delegesi Bağ Talustan Bey
İzmit Delegesi Çöle İbrahim Bey
İzmit Delegesi Çiyo Kazım Bey
Hendek Delegesi Bağ Osman Bey
Düzce Delegesi Hamte Ahmet Bey
Kandıra ve Karasu Delegesi Maan Şirin Bey
Yalova-Karamürsel Delegesi Ancur Yakup Bey
Bilecik Delegesi Bağ Rıfat Bey
Eskişehir Delegesi Bağ Rıfat Bey
Geyve Delegesi Çöle Arslan Bey
Bursa Delegesi Harunreşit Bey
Biga Delegesi Acur İsa Nuri Bey
Gönen Delegesi Lampez Yakup Efendi
Gönen Delegesi Şhagomit Hafız sait efendi
Erdek Delegesi Şhapli Hasan Bey
Bandırma Delegesi Brau Sait Bey
Bandırma Delegesi Berzek Tahir Bey
Balıkesir Delegesi Bjeduğ Sait Bey
Manisa Delegesi Psevu Reşit Bey
Aydın Delegesi Kavaca Hüseyin Bey
Kütahya Delegesi Açofit Sami Bey
Post Views: 2
