DÇB Prangasında Çatlak

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Kayseri Kafkas Derneği’nin Eylül 2015 tarihli DÇB hakkındaki bildirisi, DÇB politikalarının, yani Putinci zihniyetin sürdürülemeyeceğinin sinyallerini taşıyordu. Hatta Kayseri Kafkas Derneği’nin bu çıkışı sinyalden öte açıkça karşı koyma ve karşı çıkma tavrıdır. Artık sabırlar taşmakta, DÇB’nin isminden başka Çerkeslikle alakasının kalmadığı iyice ortaya çıkmaktadır. DÇB’nin, Rusya Federasyonu merkezi hükümetinin hınk deyicisi olarak davrandığı ve Çerkes Halkının değil de merkezi hükümetin politikalarının uygulayıcısı olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Soçi Olimpiyatları’nda Çerkes Halkının en üst düzeyde temsil edildiğini iddia eden DÇB yönetimi, olimpiyatların açılışında tribünde Putin’in arkasında Çerkes Cumhuriyetleri yöneticilerinin oturmasını kast ediyor olmalı. Peki, Putin Olimpiyatların açılışında, tarihi Çerkesya’daki ilk çağ kolonyalistlerinden bahsettiği halde o toprakların gerçek sahiplerinin adını ağzına almamasını nasıl açıklayacaklar?

Veya Kızıl Çayır adının verilmesine neden olan Çerkes kanıyla sulanmış topraklardan bahsetmesi beklenmiyordu herhalde Putin’den.

Geçen yıllarda başta Suriye mültecisi Çerkeslerin anavatana dönüşü olmak üzere Çerkes sorunlarının tartışılacağı bir konferansın İstanbul’da toplanması önerisinde bulunmuştuk. Yineliyorum, 2016 yılının bahar aylarında DÇB’nin de masaya yatırılacağı İstanbul Dünya Çerkes Konferansı için şimdiden harekete geçelim.

Neden İstanbul?

Öncelikle dünya üzerindeki Çerkes nüfusun nerdeyse 2/3 nün yaşadığı Türkiye’nin böyle bir oluşuma ev sahipliği yapmaya hakkı olduğu inancındayım.

İkinci olarak, coğrafi olarak merkezde yer alması ve meselelerin enine boyuna açıklıkla savunulabileceği bir ortamın mevcut olması.

Merakla bekliyorum, Kaffed olağan genel kurulunda DÇB’nin tavırları ve Kayseri Kafkas Derneği’nin çıkışı nasıl değerlendirilecek acaba?

***

Alfabe tartışmaları ve basın bildirileri ile ilgili olarak Çerkesçe seçmeli sınıf oluşturma gayreti gösterenlere takdirlerimi dile getireceğimi söylemiştim.

Bu konuda duyarlı olan ve gayret gösteren Kayseri Kafkas Derneği, Kayseri Birleşik Kafkasya Derneği ve Kayseri Uzunyayla Kültür ve Dayanışma Derneği yöneticileri ile Karakuyu, Kaynar ve Panlı başta olmak üzere Çerkesçe sınıfların oluşması için emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Aynı duyarlılığı, objektiflere poz vererek Latin alfabesi aleyhine basın bildirisi okuyan başta K. Maraş, Sinop, Reyhanlı olmak üzere diğer dernek yöneticilerinde de görmek isterdik. Sınıfları oluşturacak öğrencileri bulmak ve aileleri yönlendirmek konusunda bir çabanız olmadıktan sonra alfabe ha Latin olmuş, ha Kiril ne fark eder?

***

Konumuza tekrar dönecek olursak…

DÇB, Çerkes Halkının geleceğini aydınlatıp önünü açmak yerine Anavatanda asimilasyonu hızlandırıp merkeze karşı çıkmayan bir halk yaratmaya odaklanarak toplum mühendisliği yapmaktadır. Biz bunun benzerini daha önce, daha katı ve baskıcı haliyle bu ülkede görmüştük. Kısmen de başarılı olmuş bir politikadır.

Post Views: 18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir