Bu Dans Beni de Ağlattı

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Önce tv dizisinin isminden başlamak istiyorum: ”Ağlatan Dans”. Ağlatan dans yerine, ağlatan ezgi denseydi daha doğru olurdu kanısındayım. Çünkü dans ağlatmaz, ya ağlayarak dans edilir veya dansta çalınan ezgi ağlatır.

Dili bilmeyen biri çevri yaparsa, “Ağlatan kafe”den, “Ağlatan dans” sonucu çıkar.

Bir tarafta bildik bir konu, öte yanda bu konuya yamanmaya çalışılan ”Şekli Çerkeslik.”

Ağalığın olmadığı bir yöreye ağalık uydurmaya çalışmak… Oturma, kalkma, yemekte büyüğü bekleme… olarak algılanan Çerkeslik soslu uygulamalar.

***

Çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Uzunyayla’da arazi için kavga olduğunu hem köyümüzde, hem de civar köylerde duymadım. Hem mülk kavgası, hem de namus kavgası olmazdı. Ama köpek için kavga olurdu. Hatta kavgaların çoğu köpek için olurdu. Veya sizin çoban ekine koyun kuzu kaçırdı bahanesi kavga nedeni olurdu. Bahanesi ne ise de esas yiğitlik “Tl’ığe” kavgaları.

Yamçı üzerinde düello eden ataların çocukları da ancak yiğitlik için kavga ederlerdi. Çerkesler de düello, yamçıyı yere atıp uçlarına basarak kamalarıyla vuruşurak yapılırdı. Ayağını yamçının dışına basan yenik sayılırdı.

Ölümün bile yiğitçesini tercih eden bir halk, insan olmayı yani insanlığı Çerkeslikle özdeşleştiren bir halk için Çerkeslik birkaç göstermelik kurala indirgenemeyecek kurallar manzumesidir.

Eleştirilecek o kadar çok yönü olan dizide fon müziğinin Çerkes Halk Müziğinden alınması, Çerkes Köyünde geçtiğinin zikredilmesi dışında elle tutulur özellikler görememekteyiz.

Öncelikle Asetin isimlerinin kullanılması yöre ile çelişki oluşturmaktadır. Çünkü Güney Marmara Bölgesinde Asetin köyü yoktur. Evin şımarık kızının adı Adigece Sinemis, o da Çerkes olmayan biri ile evlenmiş ve iç güveysi almışlar. Çerkesler’de iç güveylik pek de kabul görmeyen bir şeydi. Ancak evin erkek çocuğu yoksa, kızlardan biri baba ocağını sürdürmek için iç güveysi alırdı.

Dizinin teknik yönlerinde ahkam kesecek kadar haddimi aşmam. Ama konu, Çerkes yaşamı ile ilgili ve yönetmence teferruat sayılacak şeyler olsa dahi hepimizi ilgilendirir. Ben ve benim gibi düşünenler için önemli şeylerdir. Yapımcı Çerkesmiş. Büyük ihtimalle Asetindir. Çünkü dizi kahramanlarına Asetin isimleri vererek kendini belli etmiştir. Bari konuyu da  Asetinlerin yaşadığı bölgelerde işleseydi daha gerçekçi olurdu. Özellikle senaryo yazımı sırasında gerçek anlamda Çerkes Kültürüne vakıf kimselerden danışmanlık alsaydı daha iyi olurdu sanırım.

İstenmeyen gelinin gidecek yeri olmadığı için kendisini küçüklüğünde terk eden baba evine sığınması gibi, sevilmeyen damadın kendisini küçükken terk eden babasının evine taşınması gibi garabetleri eleştirmiyorum.

Zolan, amcası Elbruz, amcasının oğlu ve Begüm ile köy kahvesine girince bütün kahvedekiler ayağa kalkar. Zolan, kapalı bir yere bayan girdiği zaman herkesin ayağa kalkmasının Çerkes adeti olduğunu söylüyor. Halbuki erkeklerin oturduğu yerden bir bayan geçtiğinde erkeklerin kalkması gerektiğinin adet olduğunu bilmek gerekir. Kahveye girdiklerinde Zolan’ın amcası Elbruz’un, yeğenine, kendisinin konuşacağını söylemesi yanlış; söylemesine gerek kalmadan konuşma önceliği zaten amcadadır. Konuşmaya katılmasa dahi oğlunun, Elbruz’un yanında oturması da yanlış…

Sözün kısası, birkaç şekilci görünümle ekranlara yansıyan “Ağlatan Dans”, Çerkes dizisi iddiasında olan ve olayların nasıl gelişeceğini tahmin edemediğimiz bir garabet vesselam.

Post Views: 19

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir