BALKAR SELÇUK
Ama daha çok genç. Çerkes algısına göre henüz Türkiye Cumhuriyeti tam bir adamın ömrü kadar bile yaşamış değil. Biliyorsunuz Çerkeslerde bir insanın ömrü 100 yıl ve yüzyıla Çerkesler lejığwe: “ölüm zamanı” diyorlar. Türk devleti henüz bir insan kadar bile yaşayıp dünyayı tanımış değil. Üstelik devletin kuruluş döneminde bir reddi miras kültürü üzerine kurulduğunu hatırlarsak gerçektende Türk devletinin oldukça toy bir devlet olduğunu söylemek mümkün.
Ne var ki kendi geçmişiyle bağlarını travmatik bir şekilde kopararak kurulan bu devlet yine Çerkeslerin asla anlayamayacağı bir şekilde tek adam kültü üzerine inşa edilmeye çalışıldı. Sonra hızlı bir şekilde bu tek adam kültünün üzerinden bir ideoloji üretildi ve ondan sonra zaten mutlu bir azınlık dışında Türkiye’de yaşayan herkes için korkularla dolu bir sürece girildi.
Üstelik dünyada belki de hiçbir ülkede olmayan ilginç bir sağ-sol çatışması bu yeni devleti her alanda ikiye böldü ve hem Türk devleti, hem de Türk halkı ortak bir kültür, ortak bir dil ve ortak bir Türkiye algısı üretemedi.
Şimdi AKP hükümetinin son on yılda ortaya koyduğu bir dizi iyileştirme çalışmasına, karşı olan tarafların neredeyse tamamı iliklerine kadar ideolojik bir tavır ortaya koymaktadırlar.
Çerkesler İçin Esas Olan İnsanlıktır: Dolayısıyla bu yeni dönemde bizim için önemli olan ideolojik argümanlar üzerinde yaşanan çatışmalara malzeme taşımaktan çok, Çerkes kültürünün bize dayattığı İnsanlığın üzerinden taraflarla diyologa geçmekten öte bir şey olmamalıdır.
Ne var ki Kafkas Medeniyeti’nin bize öğrettiği bu oldukça ağır başlı İnsanlık algısı üzerinden Türk devletiyle temas kurmamız ve onunla Çerkeslerin temel sorunları konusunda oydaşıp çözüm bulma yolunda adımlar atmamız şu an için optimum düzeyde gerçekleşecek gibi görünmemektedir.
Kısacası, Türkiye Çerkeslerinin sorunlarının çözülmesi için Türkiye’deki devlet aklının biraz daha olgunlaşması ve kronik sorunlarını çözmüş olması gerekmektedir.
Belki de bu genel iyileşmeye koşut olarak Çerkeslerin toplam durumunda da bir dizi iyileşme gerçekleşebilecektir.
Ne var ki Türkiye Çerkeslerinin totalde yaşanacak iyileşme ve demokratikleşmelere paralel olarak yaşayacağı iyileşme Çerkeslerin asıl sorunlarını çözmekten uzaktır.
Türk Devleti Ne Zaman Olgunlaşacak?
Türkleri Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar getiren ve buradan Avrupa’ya taşıyan göçebe aklının ve zekasının yerleşik akla ve analitik bir işleyişe sahip olmaya başladığı anda Türk Devletinin olgunlaşamaya başladığından söz edebileceğiz. Yerleşik ve göçebe olmayan aklın en temelde analitik olduğunu ileri sürmek mümkündür.
Yani Başbakan ve Bakan düzeyindeki insanlar Türkiye’de yaşayan Çerkes halkının tarihi hakkında en temel verileri bile bilmiyorsa ve Başbakan “Şimdi de Çerkesler başladı!” diyorsa, ya da Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın dediği gibi “Çerkeslerin bir sorunu varsa gidip Ruslara anlatsınlar!” denilebiliyorsa orta da analitik bir devlet aklının var olduğundan söz etmek mümkün değil demektir.
Türk Devleti Toplumu Değil Kendisini Tedavi Ediyor:
Çünkü buna ihtiyacı var. Türk Devleti Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana bazı temel sorunlarla mücadele halindedir ve bu sorunların bazıların en temelde müsebbibi de kendisi olmuştur. Bunlar Kürt sorunu, Alevi sorunu, ekonomik kalkınamamışlık başlıkları altında toplanabilir. Buna bir de en geniş kitleyi oluşturan Süniü Türk çevrenin Kemalist-Laik merkezle yaşadığı sonu gelmez gerilimleri eklemek yerinde olacaktır. Sonuçta Türk devletinin sürgit bu temel problemlerle mücadele etmesi düşünülemezdir.
Buna bir de dış dünyada yaşanan hızlı dönüşüm ve gelişme ve “küreselleşme”yi eklediğinizde aslında Türk devleti için zamanın daraldığını görmek mümkün. Yeni sistemin lordlarının dünyaya yeni bir düzen vermek için sürekli bir şekilde çalıştığını ve kendi içinde bir bütünlük arz etmeyen ve ekonomik anlamda kendisine yetemeyen her ülkeyi birkaç parçaya bölmeye çalıştıklarını görmek için dâhi olmaya gerek yok.
Devlet Türkiye Çerkeslerine Karşı Külte Çekim Kanununu İşletmekten Vazgeçsin!: İşte şimdi iktidarda olan hükümet bir anlamda devleti de kendi ihtiyaçlarına uygun olan her alanda dönüştürürken en temelde kendi canını yakan sorunları çözmeye eğilmiş görünmektedir. Kürt ve Alevi sorunları ve Cemaatler ve Sünni ortalama dokunun laik jakoben devletle yaşadığı sorunları çözmeye çalışması bu bağlamda anlaşılabilir bir şeydir.
Ne var ki Çerkeslerin Türk Devletiyle kronikleşen bir sorunu ya da bir çeşit kan davası olmaması Türkiye Çerkeslerinin sorunları olmadığı anlamına gelmez. İşte tam da bu noktada yeni dönemin devlet aklı Türkiye Çerkeslerine siyasette, ekonomide ve entelektüel alandaki özgül ağırlığıyla orantılı biçimde yaklaşmaktadır. Konu siyaset ise, kaç oyunuzun olduğu, ya da hangi sokakta kaç molotof patlattırabildiğiniz gibi ölçülebilir veriler, devleti daha çok enterese etmektedir. Ne var ki günümüz Türkiye’sinde “cıngar” çıkaracak potansiyeliniz yoksa ve bu hissediliyorsa siz de yoksunuz demektir. Bu ise güncel siyasetin ne kadar anti demokratik ve şiddet eksenli yürüdüğünün işaretlerini bize vermektedir. AKP 51-49’dan büyüktür politikasına saplanmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Çerkesleri için Türk Devleti’nin sandığından daha önemlidir ve daha gerçek bir ilişki taraflar arasında kurulabilmelidir… Bu aynı zamanda Suriye’den Kafkasya’ya kadar tüm Çerkes dünyası içinde hayati önemdedir.
Post Views: 11
