Demografya ve Satranç

EROL KILIÇ KUTELYA

Bazı ülkeler, yürüttükleri demografik ayak oyunlarında satranç oyununun kurallarını uygularlar.  Bu konuda Gürcistan’nın dünden bugüne devam ede gelen engin bir tecrübesi vardır.

İngur Nehri’nden Rion Nehri’ne kadar tarihsel topraklar Megrelya adını taşır. Megrel ve Lazlar’ı birleştiren Guriya bölgesiydi. Zan halkını ikiye bölmek, aynı kökenden gelen Megrel ve Laz halkının münasebetlerini kesmek için doğudan Kartvel halkını getirip bu aradaki bölgeye yerleştirdiler. Böylelikle dillerinde deniz sözcüğü olmayan Kartveller’i deniz sahiline indirdiler.

Gürcistan, bu demografik ayak oyunlarını oynarken, etnik, dini, zaman zaman mezhep faktörü, coğrafik ve stratejik konumları dikkate alır.

Büyük Kafkas sürgününden sonra Megrelya’daki Megrel nüfusunu azaltmak, Abhazya’da Abhaz nüfusu azınlığa düşürmek için binlerce Megrel’i zorla Abhaz topraklarına iskân ettiler.

Gürcistan topraklarında yaşayan Grek halkından binlercesini de Orta Asya’ya sürgün ettiler.

Batum civarında Güneyde yaşayan Müslüman Hemşinliler’le yine Müslüman Kürtleri Kazakistan ve Kırgızıstan’a sürdüler.

Ahıska bölgesinde yaşayan Türk kökenli Ahıskalılar’ı etnik ve dini inanç gerekçesi ile Orta Asya’ya sürdüler. Halen Ahıskalılar’ın bu trajedisi devam etmekte. Gürcistan devleti, uluslararası taahhütte bulunmasına rağmen Ahıskalılar’ın Gürcistan’ın Ahıska bölgesine dönüp yerleşmeleri için hiçbir somut uygulamada bulunmamakta, Ahıskalılar’ın trajedileri devam etmektedir.

Bugün Türkiye’de yaşayan Acara halkı da sırf Müslüman oldukları için Acaristan’dan sürülmüşlerdir. Bu sürgünü Ruslara mal ettikleri görülüyorsa da Rusların bu konuda direkt bir payı yoktur. Çünkü sürgün öncesi Rusya ve Gürcistan arasında bir savaş olmamıştır.

Bugün yine Türkiye’de bir Gürcü Musevi kolonisi yaşamaktadır. Bunlar da İstanbul’a dini bir gerekçe ile sürgün edilmişlerdir.

İstanbul’da bir de Gürcü Katolik cemaati vardır. Bunlar da Hıristiyan ama Katolik inancını taşıdığı için sürgünden paylarını almışlardır.

İkinci dünya savaşından sonra Svan halkı da Gürcistan’ın bu demografik ayak oyunlarından nasibini almıştır. Sürgün edilerek Orta Asya’ya sürülen Karaçay ve Balkar halkının topraklarına zorla Svan halkı yerleştirilmiştir. Karaçay ve Balkar halkı sürgünden tarihsel topraklarına döndükten sonra buraya yerleştirilen Svan halkı ikinci bir mecburi göçü yaşamak zorunda bırakılmıştır.

Sovyetler Birliği dağılınca Gürcistan’da yaşayan Musevi Gürcüler’in İsrail’e yollanmasına Gürcistan büyük destek vermiş, bu konuda oluşturulan komitenin başına bir Gürcü getirilmiş ve binlerce Musevi İsrail’e yollanmıştır.

Orta Asya’ya sürgün edilip daha sonra Gürcistan’a dönebilen Greklere de Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Yunanistan’a gitmeleri için baskı uygulamış ve bu baskı nedeni ile binlerce Grek Yunanistan’a göçmüştür.

Kartveller’in bu demografik satranç oyunundan, Gürcistan’da yaşayan Kartveller dışında hemen hemen her halk etkilenmiştir.

Bir Kolhida halkı olan, Abhaz, Megrel, Laz ve Svanlar bu demografik ayak oyunlarında piyon olarak kullanıldı.

Bugün Gürcistan’da uygulanan resmi ideoloji “Her şey Kartveller için ama Ortodoks olmak kayıt ve şartı ile” mottosu üzerine kurulmuştur.

Çok etnikli, çok dinli, çok dilli, çok kültürlü bir Gürcistan’ı, sırf Kartveller’in birinci sınıf vatandaş olarak yaşadığı homojen bir devlet haline getirmek mümkün değildir.

Artık yeni bir dünya var. Bu coğrafyada yaşayan yeni bir insan profili ve düşüncesi var.  Gürcistan’ın, Kartveller için inşa ettiği resmi devlet ideolojisi bir daha dirilmemek üzere tarihin derinliklerine gömülmelidir.

Bu, hem barış için gerekli; hem Gürcistan’da yaşayan diğer halklar için gerekli; hem de Kartveller için gereklidir.

Gürcistan’da yönetime gelen her iktidar “okyanusta tatlı su aramakta” ve bundan vazgeçememektedir. Halbuki bu coğrafyada homojen bir toplum oluşmaz, oluşamaz. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır.

Post Views: 10

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir