KUŞHA FARUK ÖZDEN
Zaman zaman dile getirilen Taksim Gezi Parkı’nın yeniden düzenleneceği söylemleri birden haberlerin odağına oturdu. Gayet masumane, çevreyi korumak adına başlayan eylemler, gerek polisin orantısız güç kullanımı, gerekse ortalığı ateşe veren marjinal gurupların tavrı ile çığırından çıktı.
Demokratik bir hak talebi olarak nitelendirebileceğimiz ”Taksim Gezi Parkı” oturma eylemlerine polisin gece baskını ve eylemcilere karşı uygulanan çadır yakma, coplama ve biber gazı uygulamaları olayların fitilini ateşleyen bir davranış olmuştur.
Bir tarafta eylemcilere şiddet uygulayan, copla, sopayla ve gazla saldıran polis; öte yanda etrafı kırıp döken yakan, dükkanların camlarını kıran arabaları yakanlar…
Yüzlerinde maskeleri, ellerinde taşlar ve molotof kokteylleri ile “barikatlarda” mücadele edenler!..
Haziran’ın 1 ve 2’nci günleri İstanbul’da, Anadolu yakasında idim. Pendik, Kartal ve Bostancı’da Gezi veya Taksim ile ilgili halkta hiç tepki görmedim. Sadece bir veya iki yerde eylemlerin sloganı haline gelen Başbakana hakaret içeren yazıyı gördüm.
Gece tv haberlerinde ise ‘İstanbul’un her tarafını ateş sarmış’ izlenimi verilmek isteniyor görünümü vardı. Televizyonlarda haber tartışma programlarında bir tarafta devrimin başladığını müjdeleyenler; öte yanda Arap baharından sonra “Türk Baharı”ndan söz edenler… Ayrıca barikatların kurulması ile sanki “Paris Kömünü” günlerinin yaşandığını söyleyenler.
Bir tarafta Allah yarattı demeden coplarını sallayan veya kadınlara gaz sıkan polisler; öte yanda yaktığı halk otobüsünün önünde veya üstünde savaş kazanmış edası ile poz veren yüzleri maskeli tipler. Etrafı kırıp döken, ateşe veren, işyerlerinin camını kırınca kapitalizme karşı savaş kazandığını sananlar fakat bu eylemleri ile kapitalizme daha çok hizmet ettiğinin farkında olmayanlar…
İlk günlerde yayınlanan anketlerde hiçbir partiye mensup olmayan ve hiçbir partiyi tutmayan % 70’lik oranının siyasi aidiyeti son günlerde belli olmaya başladı.
Esas belirleyici olanlar Onuncu Yıl Marşı ile yürüyen, bayrak sallayan ve Atatürk Gençliği olduğunu söyleyenlerdi. Ankara Kuğulu Park ve Tunalı Hilmi’de, İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda toplananlar esas renklerini belli ettiler.
Demokrasi için yollara döküldüğünü söyleyip, İstanbul’da başı örtülü ve bebekli bir kadına saldıran kadınlı erkekli gurubun, “Bu memleketin esas sahibi biziz” bağırtıları ile kadını tekmeleyerek bayıltmaları onların ne kadar demokrat olduklarını gösterdi.
Kürt Açılımı ile barışa karşı duramayanların marşlar ve bayraklarla hükümeti istifaya çağırmaları, Başbakana küfürlerle hakaret etmeleri bir yanda; demokrasi adına “Ulusalcı-Kemalist “ guruplarla demokrasi adına eylem koyduğunu zanneden BDP’liler bir yanda.
Barış sürecine karşı çıkamayanların “Taksim-Gezi” bahanesi ile sürecin tekerine çomak sokma girişimleri ise beri yanda…
Başka ne söyleyeyim…
Post Views: 15
