Türkiye Önem Kazanırken

MURAT ÖZDEN

Çerkeslerin giderek siyasallaşması ve siyasi aktivitelerin içine girmeleri, siyasi örgütlenmeler yaratmaya başlamaları, zannedilenden çok daha fazla kişi üzerinde tedirginlik yaratmaya başladı.

En büyük tedirginliği ise Rusya yaşıyor.

Türkiye Kürt Meselesi gibi daha büyük bir sorunla uğraştığı için ilgisiz gibi görünüyor ancak bilgi toplayabilme ve izleme konusunda müthiş bir ilgi içinde Türkiye Devleti de.
Çerkeslerin bu hareketlenmesini ilk algılayan ve harekete geçen Gürcistan Devleti olmuştur.

Rusya’nın oluşturduğu BDT  (Bağımsız Devletler Topluluğu)’ndan ayrılan Gürcistan gerçek anlamda uluslaşmasını tamamlamaya çalışmaktadır. Diğer BDT ülkelerinde Rusça en etkin dil iken, Gürcistan’da Rusça gençlerin bilmediği, yaşlılarınsa artık konuşmadığı bir dil haline gelmiş.
Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını tanıması ve Çerkes Soykırımı Anıtını açması, Çerkeslerin tarihinde bir dönüm noktasıdır.

Ancak Gürcistanın, bu eylemi Çerkeslerin kara kaşı, kara gözü için yapmadığını da bilmek zorundayız. Gürcistan böyle bir girişimi başlatarak Kuzey sınırlarında tampon bir bölge oluşturmanın ve Kafkasyanın merkezi olmanın hesabını yapmaktadır.
Ancak Çerkesler de hesap yapmayı öğrenmişlerdir artık. Rusyanın ve Rusya borazanı olmuş kişi ve kurumların
yapmaya çalıştığı manüplasyonları ve engellemeleri ellerinin tersiyle iterek, Gürcistanın Anaklia Kentinde yapılan Çerkes Soykırım Anıtının açılışına kitlesel anlamda katılmışlardır.

***
21 Mayıslar artık Rusya için bir karabasan olmaya başlamıştır. 21 Mayıslarda Rusya temsilciliklerinin önüne gitmeme konusunda ısrar edenler, artık hızla itibar ve taban kaybetmektedirler. 21 Mayıslar Rusya için artık “Türkiye’nin 24 Nisanı” olmuştur.
Dünyanın sayılı ekonomik ve siyasi güçleri arasında yer alan Rusya, Çerkesler Haklarını arama konusunda siyasi
çıkışlar yaptı diye geri adım atacak devlet değildir. Mücadele uzun soluklu olmak zorundadır. Diyasporalarımızda da, Anavatanımızda da haklarımızı sonuna kadar istemek ve almak zorundayız.
Rusya anavatana yerleşmiş olan dönüşçülerden herzaman rahatsız olmuştur. Ancak bir kısmını safına çekmiş, bir
kısmını da apolitik hale getirmiştir.

Üç yıl önce ortaya çıkan “Çerkesya Yurtseverleri” bu manüplasyonu kırma ve aşma konusunda önemli görevler üstlenebilirler diye umutlanmıştık. Ancak gelişmeler gösteriyor ki, Rusya “Çerkesya Yurtseverleri”ni ya teslim alacak, ya da sınırdışı edecektir. Kısa vadede üçüncü bir yol görünmüyor.
Bu durumda Diyasporalarımıza, özellikle Türkiye Diyasporasına önemli görevler düşüyor.

***
Rusya hızla üniterleşmeye ve despotizme doğru giderken, Türkiye’de tek parti döneminden kalma alışkanlıklar
terk edilerek, çok kültürlülüğe anlayışla bakılabilen bir iklime doğru gidilmektedir. Oluşan bu iklime katkıda bulunmak ve oluşmakta  olan Demokratik bir Türkiye’nin inşaasında görev almak zorundayız. Demokratikleşmesine katkıda bulunduğumuz Türkiye’yi, Çerkeslerin mücadelesinin merkezi haline getirebiliriz.
Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engel, etnik meselelerine yapılan şoven yaklaşımlardır. Türkiye’nin etnik meselelerini çözecek bilgi ve tecrübe birikimi oluşamamıştır.
ÇHİ’nin 25-26 Şubat tarihlerinde düzenlediği Çerkes Çalıştayı’nda buna açık olarak tanık olduk. “Diyaspora, azınlık ve asimilasyon” kavramları üzerinden Çerkes Sorununu akademisyenlere ve entellektüellere tartıştırmak istedik. Ancak 170  üniversitenin bulunduğu Türkiye’de bu kavramlar üzerine bilimsel makale yazmış bilim insanı bulmakta zorlandık. Gördük ki Türkiye’nin bilim üreten kurumları Türkiye’nin en temel meselesinin çözümüne ilişkin kavramsal bir çalışma dahi yapmamış, ya da yapamamış.
Temel sorunlar konusunda bile üniversitelerinin hiçbir hazırlığının olmadığı bir ülkedir Türkiye.

Ne siyasi partilerinin, ne entellektüellerinin, ne istihbarat kuruluşlarını, ne dışişlerinin, ne emniyet teşkilatının, ne ordunun, ne sivil toplum kuruluşlarının, ne de halkının en temel meselesi konusunda bir hazırlığının olmadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Türkiye’nin yaşamakta olduğu demokratik dönüşüm sürecine aktif olarak katılarak haklarımızı kazanabiliriz. Ancak haklarımızın kazanılması, kullanılabilmesi ve Türkiye’nin Çerkes Meselesinde taraf haline getirilebilmesi Çerkeslerin siyasi örgütlülüğüyle mümkündür.
Bu aşamada Türkiye’nin Çerkes Meselesinde taraf haline getirilmesi hayati bir önem taşımaktadır.
Tüm siyasi yapılanmalarımızın belirli bir koordinasyon içerisinde, enerjilerini Türkiye’nin Çerkes Meselesinde taraf haline getirilmesine yoğunlaştırmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bu çabayı Çerkeslerin siyasi çatı örgütlenmesinin ilk adımı olarak başlatabiliriz.

Post Views: 17

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir