Bari O Andı Okumayın!

BALKAR SELÇUK

21 Mayıs’ın içini henüz hakkıyla dolduramadan birileri boşaltmaya başladı bile. Oturup kafalarına göre içerik oluşturuyorlar.

21 Mayıs için hazırlanan mesajlara bakın:

“Çerkesçe soyadlarımız verilsin!”

“Çerkes köy adları verilsin!”

“Çerkesçe TRT açılsın!”

Bu slogan ve pankartların 21 Mayıs ile ne alakası var?

Türkiye’nin en iri cüsseli Kafkas kurumu, 21 Mayıs’ı Çerkes halkının yaşadığı soykırım ve sürgüne dikkat çeken ve Rusya Federasyonu’nu muhatap alan bir gün olmaktan çıkarıp; demokratik haklara odaklanan ve Türkiye siyasetini muhatap alan bir gün haline getiriyor.

Bu yaklaşım Çerkes halkına atılmış sinsi bir çalımdır.

***

Peki Kayseri’de düzenlediğimiz Çerkesler’in demokratik haklarını talep eden miting için “yanlış yer”, “yanlış zaman” değerlendirmesinde bulunanların, 21 Mayıs’ta demokratik hakları öne çıkarmasını nasıl değerlendir meliyiz?

Çok açık:

Birincisi, “yer ve zaman” konusunda hassasiyet beyan eden ifadelerinin hiçbir objektif kritere dayanmadığı, aksine zaman ve yer konusunda ne kadar basiretsiz olduklarına,

İkincisi, ne 21 Mayıs’ın taşıdığı mana, ne de demokratik haklar konusunda bir samimiyet taşımadıklarına,

Üçüncüsü, -partnerleri DÇB’nin tercihi doğrultusunda – kullanımına mani olamadıkları “soykırım” kavramının mümkün mertebe az kullanılması için çalıştıklarına ve Rusya Federasyonu’nun Çarlık Rusyası’nın hukuki varisi olduğunu hatırlatan ve sorumlu tutan söylemlerden uzak durmaya çalıştıklarına

Dördüncüsü, ……  yoruyoruz.

 ***

Aslında biraz ders(!) almalıyız belki de…

Biz onlar kadar yaratıcı(!) olamadığımız için böyle cinlikler yapamıyor, zor yoldan gitmeye çalışıyoruz.

“Çerkes Hakları Mitingi” için komite oluşturup, halkımızı da bu başlık altında talepte bulunmaya çağırıyor ve doğruyu söylemek gerekirse oldukça da zorlanıyoruz. Zorlanma sebebimiz, devletin 80 yıldır yasak ettiklerini talep etmenin “sorun oluşturabileceği”ne dair doğan çekinceler, “kimlik talebiyle” ortaya çıkmanın yaptığı olumsuz çağrışım ve özdeşleştirmeler, bu çağrışımlar kullanılarak yapılan “bölücülük” dezenformasyonları,… v.d. Bayağı da etkili oluyor. İnsanları, bütün bu olumsuzluklara karşı mücadele vererek meydana toplamaya çalışıyorsunuz.

Fakat görünen o ki boşuna uğraşmışız. Bir sonraki mitingde onların taktiğini uygulamak daha sonuç verici olacak gibi.

Mesela kitleleri,

–          “Haydin festivale!” diye çağırıp,

–          “Hazır toplanmışken demokrasimiz için aşk ile…” diye slogan attırsak nasıl olur acaba?

Nasıl olsa adını festival koyunca hem muhalefet etmeyi aklından geçiren olmaz, hem kitlelere “bölücü olma” filan gibi “zararlı düşünceler” musallat olup psikolojik baskı oluşmaz, hem de “yeme, içme, wored, dans” konusunda oldukça antrenmanlı olan sevgili halkımız koşa koşa meydanları doldurur.

***

Şaka bir tarafa dostlar, söylemek istediğimiz şu ki başkentte yeni bir şey yok.

Ankaralılar bildiğiniz gibi.

***

Son bir not…

Hepsi bir tarafa da en azından o rezil andı bu sene okutmasalar bari.

Hani her 21 Mayısta inatla kitlelere okuttukları ant var ya:

 “21 Mayısı
ulusal-kültürel dirilişimizin
günü yapacağımıza…

yaşadığımız tüm ülkelerde
Anavatanımız Kafkasya’da
ve tüm dünyada
barışı savunacağımıza…

Atalarımızın
manevi huzurunda
and içeriz…”

diye biten şu ant.

Çerkeslerin bu dünyaya “barışı savunmak” gibi “etkisiz eleman” olduğu konularda bol keseden taahhütlerde bulunmaya değil; faili masaya oturmaya cebredip, geçmişiyle yüzleşmesini sağlamaya ve 150 yıldır kanayan yaralarımızın kabuk bağlaması için sorumluluklarını yerine getirmeye zorlamaya ihtiyacı var.

Boşboğazlıkla geçirecek zamanı ise hiç yok.

Post Views: 3

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir