KUŞHA FARUK ÖZDEN
Çocukluğumuzun Uzunyaylası’nda bir oyun oynardık yaz geceleri. Toplanma işaretimiz olan ıslığın duyulması ile evlerden fırlar, koşarken ayakkabılarımızdan çıkan “pata” “pata” sesleriyle yankılandırırdık köy sokaklarını. Ve oyun için hemen iki gruba ayrılırdık. İki grubun da birer lideri veya öncüsü olurdu. Taktikleri o verir, stratejiyi o geliştirirdi. Oyunun adı “khafi”, yani “ıslık çal”dı. Grubun birisi saklanır, ikinci grubun kendilerini bulması için ıslık çalardı. İkinci gurup ise hareket merkezinde birini bırakarak, grup halinde diğerlerini aramaya çıkardı.
Saklananların lideri grubu bir yöne gönderir, “filan yerde buluşacağız, sessizce gidin” der, kendi ters yöne giderek ıslıkla takip edenleri yanlış yöne yönlendirmeye çalışırdı. Saklananlar bu uygulamayı birkaç defa tekrar ederek takip edenleri şaşırtır ve onlardan önce hareket merkezlerine ulaşarak oyunu kazanırlardı. Oyunda strateji ve kurnazlık çok önemli idi.
***
Bu günlerde tekrar çocukluk günlerime döndüm sanki ve sürekli ”Khafi” oynuyoruz adeta.
Aslında oyuna gerek yok. Ben düşündüklerimi direkt söylüyorum.
“En iyisini ben bilirim” jakobenizmi bir kesimimizin bütün hücrelerini sarmış vaziyette. Bazı olumlu eylemlerini takdir etsek dahi, genel olarak “benim kesmediğim mundar” zihniyeti hakim bu kesimde. Sürekli “düşünülecekse biz düşünürüz”, ”eylem konulacaksa biz koyarız” modundalar. Hani Cumhuriyet Halk Fırkalılar’ın meşhur sözü var ya, “Komünist Partisi kurulacaksa da biz kurarız” diye, aynı öyleler. Bunun adı jakobenizm; halk adını dilinden düşürmeden, halkçı görünüp, aslında halkı küçük görmek…
***
Uzunyayla da gitmediğim 5 köy var: Kavak, Çukuryurt, E. Yassıpınar, Y. Boran ve Kırkgeçit.
Bunlardan Kavak, E. Yassıpınar, Y. Boran ve Kırkgeçit’te bildiğim kadarı ile Çerkes kalmadı.
Bütün Uzunyayla köylerinin sokaklarında veya düğün yapılan ağıllarında ayak izlerim vardır. Her köyde tavanı daha yüksek olan, sonbahar ve kış gecelerinde düğün yapılan ağıllar.
Uzunyayla dışında Sivas ve Göksun köylerinde de sonbahar ve kış düğünleri ağıllarda yapılırdı iklim şartları gereği.
Artık köy düğünleri pek yapılmıyor maalesef. Bilenler bilir, oralardaki düğünlerin tadı bir başka olurdu.
Mızıkacı kız tek ise hapı yutmuştu. En az 2-3 gece düğün yapılır, o da mızıka çalardı. Buna ne can dayanırdı, ne de bilek. Arada bir dinlendirmek için arkada duran eskiden çalmış kadınlardan birisine verilirdi mızıka da ancak istirahat edebilirdi.
Derken kızlar mızıka yerine akordeon öğrendiler. Daha sonra güçlü delikanlılar devraldı görevi.
Sabaha karşı terk ettiğimiz düğünlerin yapıldığı köylerde oturan ve o günleri hatırlayanlar veya onların çocukları sizlere sesleniyorum:
Buruk, tadı damağımızda kalan ağıl düğünlerini belki bir daha hiç göremeyeceğiz. Ama onun ruhunun doğduğu kültürü yaşatabiliriz. Eğer “Çerkes kalmak istiyorum” diyorsanız 29 Nisan’da mutlaka Kayseri Fuarönü Miting Meydanı’na gelin.
Gelin ki hep birlikte umudumuzu büyütelim.
Bizim umudumuz çocuklarımızdır.
Onların geleceğinin daha güzel olması için,
Çerkes olarak kalabilmeleri için,
Uzunyayla’nın tek yürek olduğunu göstermek için…
Haydi 29 Nisan’da Kayseri Fuarönü’nde Çerkes Hakları Mitingi’nde buluşalım.
Ha Marje!
Post Views: 12
