Barış, İnsan Aklının Yarattığı En Önemli Erdemdir

MURAT ÖZDEN

“Ölümsüz birey yoktur, ama bireyler tarafından yaratılmış ölümsüz eserler
vardır. Barış sadece ölümsüz bir eser değil, insan aklının yarattığı en önemli,
erdemli iştir.”

Yukarıdaki sözler 2007 yılında yitirdiğimiz Kürt yazar Mehmet Uzun’a ait.
İnsanı insan yapan en önemli özellik, düşünebilmesi ve erdemli işler
yapabilmesidir.
Ancak içinde yaşadığımız coğrafya insan onuruna, insanın düşünen bir varlık
olmasına ve insan erdemine yakışmayan işlerin döndüğü bir yerdir.
Türkiye ve Ortadoğu Coğrafyası hep kan, gözyaşı, yoksulluk, yolsuzluk, entrika, baskıların ve diktatörlüklerin yarıştığı bir dünya parçasıdır.
Neden Türkiye’de hiç sorunlar bitmez ?
Neden hep milli birlik ve beraberliğe hep en fazla ihtiyaç duyulur ?
Neden hep sorunlar ertelenir ?
Çünkü Türkiye Cumhuriyetini kuran anlayış yanlıştır ve sakattır.
Koskoca bir imparatorluğun bakiyesi olan bir devlet, imparatorluk geleneğinin
hoşgörü anlayışını terkederek ülkeyi tektipleştirmeye kalktı.
Bütün sorunların kaynağı budur.
İttihatçı  anlayış önce 1914-15’te  Ermenileri Anadolu Coğrafyası’ndan arındırdı.
Daha Cumhuriyet ilan edilmeden Lozan’da yapılan mübadele anlaşmasıyla Rumlar ve Hıristiyanlar Yunanistan’a gönderildi. 1milyon 250 bin Hristiyan Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.
1923 Haziran’ında Marmara Bölgesi Çerkesleri’nin sürülmesi gündeme alındı ve hayata geçirildi. Çerkes Numune Mektebi ve Çerkes Teavün Cemiyeti kapatıldı. Yüzelliliklerin üçte ikisi Çerkesler tarafından dolduruldu. Çerkes Ethem’in şahsında bütün Çerkesler hain ilan edilerek itibarsız ve etkisiz hale getirildiler.
Aleviler her daim aşağılanan ve kendini gizlemek zorunda olan bir dini cemaat olarak varlıklarını sürdürdüler.
Dindar kesimler ve tarikatlar yeraltına inerek ve takiyye yaparak yaşadılar.
Kürtler ise Şeyh Sait, Ağrı, Dersim isyanı bilinenler, ama bilinmeyenleri ile 25 kez isyan etmişler Cumhuriyet tarihi boyunca.
30 yıldır devam eden PKK hareketi Türkiye Cumhuriyetinin bir türlü bastırmayı başaramadığı bir isyan olarak devam ediyor.
Gündemde sadece Kürt meselesi tartışılıyor. 7 gün 24 saat bütün televizyonlar gazeteler sadece Kürt sorununu pişiriyorlar. Türkiye’de yaşayan diğer etnik toplulukların sorunları ise ısrarla gözden kaçırılıyor. Ancak hiç kimse meselenin özünü tartışmıyor. Çünkü çözümü istemiyorlar. PKK yok edilirse
Kürt meselesi ve diğer etnik sorunları uykuya yatırabileceklerini sanıyorlar.
Devletin inkar, imha ve asimilasyon politikalarını hayata geçirmek için uyguladığı şiddet, karşı şiddeti doğurmuştur. Bunun adına terör diyorlar. Oysa terör dedikleri şey bir sonuçtur. Kimse bu ortamı yaratan nedenleri sorgulamıyor. Dolayısıyla  çözüme, barışa ve kardeşçe bir arada yaşamaya doğru yol alamıyoruz.
Türkiyenin kendi içindeki yangını söndürmeden, Filistin’le, Mısır’la, Libya’yla, İsrail’le, Suriye’yle, İran’la, Somali’yle uğraşması beyhude çabalardır.
Bu ateş sarmalından çıkmanın yolu müzakeredir.

Konuşmaktır.
Görüşmektir.
Anlaşmaktır.
Başka bir yolu da bulanabilmiş değil bu güne kadar.
ÇHİ olarak Eskişehir mitingi için müracaat ettiğimizde Silvan’da 13 asker öldürüldüğü için mitingimiz yasaklanmıştı. Üzerine daha kaç kişinin öldüğünü artık sayamıyoruz. Mitinglerimiz sonsuza dek mi yasaklanacak
doğrusu çok merak ediyoruz.
Bizler Çerkeslerin haklarını demokratik ve barışçı yollardan talep ediyoruz. Ancak devlet, entelejansiya ve medya bizleri duymamakta inat ediyor. Zaman zaman “acaba yöntem hatası mı yapıyoruz?” diye düşünmemize neden oluyor
bu sağırlık ve körlük.
Ama herşeye inat taleplerimizi demokratik yollardan dile getirmeye devam edeceğiz.
Mitinglerimiz devam edecek.
İnsanların en temel haklarının, dillerinin, kültürlerinin yaşatılması için bu kadar kan, bu kadar gözyaşı, bu kadar üzüntüye gerek var mı?
Bu ülkenin insanları herşeye rağmen erdemli olduklarını gösterecek ve barışı tesis edeceklerdir.

Post Views: 14

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir