Rüyasını Bile Göremeyeceğiz

MUSTAFA SAADET

İnsanların en çok gördükleri rüyalar, önceden yaşadıkları olaylar, çocukluk arkadaşları, tanıdıkları, evleri, köyleri, yurtlarıdır. Yaşayacağı veya ümit ettikleri olayları rüya olarak görmelerine pek rastlanmaz.

Kendilerinin veya atalarının vatanlarından uzak yerde yaşayanların özlemi, o yerleri görmek, mümkünse orada oturmaktır. Bu duygu, tarif edilemeyen vatan özleminin bir tezahürüdür. Bu duygu hiçbir zaman kaybolmamakta ve unutulmamaktadır. Bu özlemle vatan topraklarına kavuşanların ilk yaptığı iş de toprağını öpmek olmaktadır.

Çerkes halkı 152 senedir bu özlem içinde yaşamakta olup anavatanını bir an dahi unutmamıştır. 1990 yılından sonra Sovyetlerdeki çözülmenin ardından çok sayıda insan bu özlem ile turistik de olsa anavatanını görmeye gitmiş, bazıları da tam dönüş yapmıştır.

Şimdilerde ise, hasret giderme ziyaretleri tamamen kapanmak üzeredir. Hatta bazıları için şimdiden kapanmıştır. Adığe Respublikası’nın 25. kuruluş yılı, içinde bulunduğumuz Ekim ayında idi. Kutlamalara katılmak isteyen Türkiye’de mevcut en büyük iki federasyon başkanına R.F. tarafından kırmızı kart gösterilmiş ve anavatan topraklarına girişleri engellenerek, kutlamalara katılma sevinci yaşatılmamıştır.

Federasyon başkanlarının istenmeyen kişi ilan edilmelerinin sebebinin açıklanması gerekir. Bildiğim kadarı ile Çerkes-Fed Başkanı Sayın Dr. Nusret Baş, R.F. İstanbul Başkonsolosu ile bir görüşme yaparak sorunlarımızı ve isteklerimizi kendisine iletmişti. Bundan başka 21 Mayıs protestolarına katılıp konsolosluk önünde bildiri okumuştu. Engellenmesini gerektirecek sebep bu girişimlerinden üretilmiş olabilir. Kişilerin ve kuruluşların, isteklerini, görüşlerini, kendileri veya sözcüleri vasıtasıyla deklare etmeleri en tabii ve demokratik haklarıdır. Bu tür aktiviteleri fikir özgürlüğü perspektivinden ele almamak, karşı tarafın demokratik hak ve özgürlükler açısından nasibini almadığının kanıtıdır.

Kaffed başkanı Sayın Aslankaya’yı, R.F. ye karşı hiç sesini yükseltmeyen, bilakis Rusya kontrolündeki DÇB toplantılarına federasyonu adına heyet gönderen birisi olarak biliyorum. Onun da kutlamalara katılmasının engellenmesi hayreti mucip bir davranıştır.

Bu olay da göstermiştir ki, dernekler, federasyonlar vasıtasıyla Çerkeslerin sesinin dünyaya duyurulması hayaldir. Tek çare, politik arenaya çıkmak ve tek ses, tek vücut olmaktır.

Kama takıp poz vermekle, yükseklere zıplayıp oynamakla, şarkılarını modern dünyanın müzik enstrümanları ile seslendirmeden, Camila’yı örnek alıp bir yarışmada dereceye girmeden, çaldığın şarkının sözlerini unutmuş olmayı eksiklik kabul etmeden sadece mızıka çalmakla, dünya kamuoyunu etkileyen romanlar ve edebi eserler meydana getirmeden bizi kimse ciddiye almaz ve destek vermez.

İnsan merak ediyor, iki federasyon başkanımızın anavatanlarına kabul edilmeyişlerini hiç duymamış gibi davranan dönüş teorisyenlerinin bu probleme çözüm öneren bir görüş ve düşünceleri var mıdır acaba?

Soruyoruz ama, doğrusu “Bu olayların tecellisinde Anavatandaki soydaşlarımızın katkısı nedir?” diye düşünmeden de edemiyoruz.

Post Views: 12

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir