MURAT ÖZDEN
Sevgili Okuyucularım,
“Bağımsız Çerkesya” idealini, davasını, mücadelesini savunmak ayıp mıdır, günah mıdır, yasak mıdır yoksa suç mudur diye sorarak başlamak istiyorum yazımıza.
Son günlerde Çerkes aktivizmi yeni bir hareketlilik yaşıyor, Rusya’daki gelişmelere paralel olarak. Çünkü tarih milletlerin önüne zaman zaman fırsatlar ya da talihsizlikler sunar. Çerkeslerin de en büyük talihsizliği Rusya gibi bir komşuya sahip olmaktı. Ancak büyük gibi görünen ama içi çürümüş yapıların, bir gün nasıl kendiliğinden yıkılıverdiklerinin de tarihte çok sık görülen örnekleri mevcuttur. Tarihteki bir çok imparatorluk nasıl yıkılıp dağılmışsa, Rusya da öyle yıkılıp dağılacaktır. Ukrayna işgali Rusya’daki sistemin nasıl döküldüğünü ve çürüdüğünü göstermiştir. Bir haftada Ukrayna’nın işini bitirir denen Putin, patinaj yapmaktadır. İleri gidemiyor, eli boş geriye dönse Rusya’da madara olup iktidarını kaybetme durumuyla karşı karşıyadır.
Tüm bunların üzerine paramiliter güç olan Wagner isyanı da, devasa askeri güç denen Rus ordusunun kofluğunu ortaya çıkarmıştır. Yirmibeşbin kişilik bir silahlı güç Rusya’yı ve Putin’i rehin almıştır. Araya giren Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko kimbilir hangi rüşvetler ve tavizler karşılığı Wagner’in patronu Prigojin’i durdurduğunu bilemiyoruz. İsyancıları en ağır şekilde cezalandıracağını söyleyen Putin kuyruğunu apış arasına alıp üstüne oturmak zorunda kalmıştır.
Gürcistan ile Rusya’nın ilişkilerinin bozulması Çerkeslere tarihsel bir fırsat sunmuştur. Gürcistan-Rusya gerginliği Çerkes soykırımının dünyada ilk defa bir devlet tarafından tanınmasını sağlamıştır.
Ukrayna-Rusya savaşı da Çerkesler için çok önemli fırsatları içinde barındırmaktadır.
***
Çerkes ülkesine yaptığı gibi haksız bir biçimde Ukrayna’yı da işgal eden Rusya bütün dünyayı karşısına almıştır. Rusya’nın ne ekonomik, ne de askeri gücü böyle bir savaşı ve ambargoyu taşıyabilecek kapasitede değildir. Bu ekonomik abluka adım adım Putin rejiminin sonunu hazırlamaktadır. Putin sonrası Rusya ya demokratikleşecek ya da dağılacaktır. Her iki durumdan da Çerkesler ve Rusya’nın esareti altında bulunan halklar için hayırlı sonuçlar çıkar.
Ancak, Ukrayna Savaşı sonrası Çerkes aktivizmindeki hareketlenme ve ortaya çıkabilecek “Bağımsız Çerkesya” yolundaki fırsatların kollanması, Rusya’yı ve bütün Rusyaseverleri telaşlandırmıştır. Çerkesleri pasifize etmek ve bağımsızlık yolundaki uyanışı engellemek için tarihte atalarımızın kahramanca direnişini hataymış gibi gösterme çabalarına giren kalemşörler peydah olmuştur.
“Bağımsız Çerkesya “yı savunmak ne ayıptır, ne günahtır ne de yasaktır. Bağımsız Çerkesya’yı önce savunmak sonra da bunun koşullarını hazırlamak için var gücüyle çalışmak her Çerkes için farzdır. Tabi bir takım köle ruhlu, tırsık Rus uşakları adeta öğretilmiş çaresizliği dayatarak “biz ne yapabiliriz ki biat etmekten başka” yalanını ortaya atmaktadırlar.
Kim ki Rusya’nın dostudur, bilin ki Çerkes Halkının düşmanıdır. Bunun Çerkes, Türk, Abhaz, Oset, Çeçen olması fark etmez.
Kim ki Rusya’nın düşmanıdır, Çerkes Halkının dostudur. Nasıl ki Rusya ile sorunu olan Gürcistan Çerkes Soykırımını tanımışsa, aynı şekilde Ukrayna, Polonya, Litvanya, Estonya, Finlandiya’nın da tanıması işten bile değildir. Yeter ki doğru diplomatik atakları yapabilme becerisini gösterebilsin.
KAHROLSUN RUSYA VE DOSTLARI!
YAŞASIN RUSYA’YA KARŞI DİRENENLER!
Post Views: 18
