MURAT ÖZDEN
Analistler, Rusya’yı süper güç,dünyanın en önemli güç merkezlerinden biri, askeri gücü tartışılmaz olarak değerlendiriyor ve bir çok kesim buna inanıyordu.
Dünyanın en büyük topraklarına sahip olması, petrol, doğalgaz ve zengin maden yataklarına sahip olması bu görüşü güçlendiriyordu.
Ancak korku, baskı, yolsuzluklar ve adaletsizlikler üzerine kurulmuş diktatoryal rejimler çok güçlü gibi görünseler de, içten içe çürürler ve bir zaman sonra çatır çatır yıkılıverir ve dağılırlar.
Ekim Devrimi öncesi yönetilemez hale gelen Rusya’da, Bolşeviklerin bir darbe yaparak yönetime el koymaları ve yarattıkları korku imparatorluğunun yetmiş yıl sonra kendiliğinden dağılması süreci gibi bir olguyla karşı karşıyayız.
Bu anlamda yaşanan Wagner krizi Rusya’nın ne kadar kof bir devlet olduğunu göstermesi anlamında bir ayna vazifesi görmüştür.
***
Özellikle bizim Çerkes camiasında Rusya için korkuları körükleyenler ve onunla mutlaka iyi geçinilmesi ve ona şirinlikler yapılması gerektiğini halkımıza empoze eden zevatın da ders çıkarması gereken bir süreç yaşıyoruz.
Bir anda bütün dünyanın objektiflerini çevirdiği Wagner krizi ile ilgili binlerce yorum yapıldı. Kremlin Sarayı’nın çevresindeki iki askeri gücün kapışması gibi ortaya çıkan kriz, Kremlin’i ve Putin’i hedef alınca ilginç bir hal almıştır.
Ancak görülen manzara, yirmi beş bin kişilik bir askeri gücün Rusya’yı teslim alma kapasitesinin olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Wagner’in Patronu Yevgeni Prigojin açtığı restoranda Putin’le, daha Moskova Belediye Başkan yardımcısı iken dostluk kurmuş ve onun aşçısı olmuştur. Daha sonra devletin ve ordunun yiyecek ihtiyacını karşılayan en büyük müteahhitlerden biri haline gelmiştir. Bu ilişki Putin’in desteğiyle Wagner’in kuruluşunu getirmiştir.
Başlangıçta isyan, Genelkurmay Başkanı Gerasimov ve Milli Savunma Bakanı Şoygu’yu hedef alıyordu. Putin’in isyanı ve Prigojin’i “vatan hainliğ” ile suçlaması ve en ağır şekilde cezalandırılacaklarını açıklaması, isyancıların Kremlin’i ve Putin’i hedef almalarını beraberinde getirmiştir.
Rostov şehrini ele geçiren isyancılar Moskova’ya doğru bir adalet yürüyüşü başlattıklarını açıklamışlardır. 400 kilometrelik Rostov-Moskova arasının ikiyüz kilometrelik bölümünde hiçbir engelle karşılaşmadan yol almışlardır. Putin’in ve Genelkurmay’ın emirlerine rağmen Rus Ordusu Wagner güçlerine ateş açmamıştır. Yani araya Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko girip bir anlaşma ve taviz zemini yaratmasa Wagner güçlerinin Moskova’ya girip Putin’i indirmesi işten bile değilmiş. Wagner güçlerinin Rostov Şehrinden kışlalarına çekilme anında halk tarafından alkışlanmaları, başarılı olmaları durumunda halkın desteğini alacaklarının bir göstergesidir. Bu da Putin yönetiminin ne kadar kof, ne kadar desteksiz ve ne kadar halktan kopuk olduğunun ispatıdır.
Bu anlamda Wagner Rusya’ya ve Dünya’ya bir ayna tutmuştur.
***
Bu arada zeka özürlü Fatih Altaylı Prigojin’i Çerkes Ethem’e benzetmiş.
Analiz yeteneği olmadan teneke gibi boş ses çıkaranlar ancak böyle laflar edebilir.
1919 yılında Türkiye işgal altındaydı ve Ethem Yunanlılarla savaşıyordu. Ve hiç bir zaman silahını Türkiye’ye çevirtmemişti.
2023 yılında Rusya Ukrayna’yı işgal etmiş, Prigojin silahını Rusya’ya çevirmiştir.
Aradaki farkı göremeyecek derecedeki gazeteci geçinen papağanlar bu tür yorumlar yapabilirler. Ciddiye almamak lazım.
Post Views: 16
