MURAT ÖZDEN
1944 yılında Polonya Yahudisi olan Raphael Lemkin tarafından Yunanca “Irk, soy” anlamına gelen “Genos” ve Latince ve Fransızca Cidium kökünden gelen “Cide” sözcüklerinin birleştirilmesiyle elde edilmiştir.
Soykırım ya da Genocide “Irk, canlı türü, siyasal görüş, Din, sosyal durum veya ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya topluluk bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylemler ve sonuçlar bütünü anlamına gelmektedir.”
9 Aralık 1948’de BM Genel Kurulunda oylanarak kabul edilmiş ve Ocak 1951’de yürürlüğe konmuş “Birleşmiş Milletler Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin sözleşme” şöyle demektedir:
Madde 1-) Sözleşmeci devletler ister barış zamanında isterse savaş işlensin önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın, uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.
Madde 2-) Bu sözleşme bakımından ulusal, etnik veya dinsel bir gurubu kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri soykırım suçunu oluşturur.
- A) Guruba mensup olanların öldürülmesi
- B) Gurup mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi
Ç)Gurubun bütünüyle veya kısmen fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanan yaşam şartlarını kasten değiştirmek.
- D) Gurup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak
- E) Guruba mensup çocukları zorla başka guruba nakletmek.
***
Sevgili okuyucularım,
Çerkes Soykırımının yıldönümü olan 21 Mayıs tarihine bir kaç gün kaldı.
Yaslıyız.
Ama bu insanlık suçunu işlemiş olanlara karşı hınç ve nefret doluyuz. Hıncımızı ve nefretimizi azaltırsak soykırımcıların önünü açmış oluruz. Hıncımız sadece Çerkeslere karşı insanlık suçu işlemiş olan Rus Çarlık yönetimine değil bütün soykırımcılara karşıdır. Soykırım mirasını sahiplenip türlü yalanlar uydurarak devam eden yönetimlere karşıdır.
Soykırım bir insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı yoktur. Soykırım suçunu işlemiş olanlar er ya da geç bu suçun cezasını tarih önünde çekecekler ve işlemiş oldukları ağır suçun tazminatını mutlaka ödeyeceklerdir.
Bu cezaya çarpmamak İçin soykırımcılar sonuna kadar yalan söyleyecek tarihçiler, siyasi analistler ve işbirlikçiler bulurlar. Bu yalanları yazdırabilecek ve çarpıtabilecek paraları ve imkanları vardır.
Ancak gerçeklerin de er ya da geç ortaya çıkma gibi bir özellikleri vardır.
21 Mayıs bizim için Soykırımı Lanetme günüdür. Ama aynı zamanda dirilişimizin ve var olduğumuzu ve yok olmayacağımızı bütün dünyaya haykırma günüdür.
Fakaaat, içimizden birileri soykırımcıyı kızdırmamak ve onun suçunu hafifletmek için sadece sürgün kelimesini kullanacaktır. Ama o kadar cahiller ki, BM soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi “topluluğun kısmen ya da tamamen yok olacağını hesaplayarak yaşam koşullarını kasten değiştirmek “ diyerek zorla sürgünü de soykırım olarak kabul etmektedir.
Birileri de çıkarak Kafkas-Rus savaşlarında ölenleri anma günü, hatta birileri de Kafkas savaşlarında ölenleri anma günü gibi saçmalıkları yapabileceklerdir.
Bir savaş olabilmesi için, iki devletin ordularının karşı karşıya gelmesi gerekir. Ancak ortada iki ordu ve iki devlet yoktur. Dünyanın en devasa ordusu olan Rus ordusuna karşı sivil milis Çerkes güçlerinin vatanlarını, köylerini, evlerini, canlarını savundukları bir direniş vardır. Yüz yılı aşan bu direniş büyük bir insan ve doğa katliamıyla sonlandırılmıştır.
Ve Çerkes Halkı diasporik bir halk haline getirilmiştir.
Kim ki,”Çerkes Soykırımı”na göç, sürgün, savaşta ölenler gibi kavramları kullanıyorsa, bilerek ya da bilmeyerek Rusya’nın işbirlikçiliğini yapıyor. Öncelikli mücadelemiz halkımızın kafasını karıştıran bu işbirlikçilere karşı olacaktır.
Asıl mücadelemiz, dünyanın ve muhatabın soykırımı kabul etmesi, tazminat ödenmesi ve topraklarımızın iadesi için olacaktır.
YAŞASIN 21 MAYIS’IN DİRENİŞ RUHU!
YAŞASIN ÇERKES KALMA MÜCADELEMİZ!
Post Views: 11
