Birkaç Söz de Benden Bardakçı…

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Murat Bardakçı;

Ben sizin özel hayatınızı  veya ailenizin  geçmişini irdeleyecek değilim.

Bir yerde yarı Çerkes olduğunuzu söylemişsiniz, Çerkesliğinizi de irdelemiyorum.

Sizin dedeniz Ankara’da zaptiye zabiti olarak görev yaptığı yıllarda -ki bildiğim kadarı ile zaptiyeler cepheye, yani savaşa gitmezdi-, benim dedem Kuşha Yahya Sarıkamış kış cehenneminden kurtulan birkaç bin kişiden biri idi. Ardından Suriye cephesi, sonra mütareke olsa bile terhis edilmeden kendi tabiri ile “Yunan Harbi”… Yine dedemin tabiri ile Seferberliğin, yani Cihan Harbi’nin yanında Yunan Harbi neydi ki?

O küçümsediği Yunan Harbi’nde 1922 yazında yediği Yunan kurşunu gazisi olarak Afyon’da Hastanede yatarken “Büyük Taaruz” yapılmış ve sonuca ulaşılmıştı. Dedem Kuşha Yahya’ya çok firar ettiği için bir “İstiklal Madalyası” çok görülmüştü. Halbuki Sarıkamış Cephesinden Osmanlı nişanı vardı.

Dedemin dayıları Karden sülalesinden 7 kişi Seferberlikte silah altına alınmış, 6’sı şehit olmuş, bir tanesi dönmüşse de birkaç ay sonra o da vefat etmiş ve hiç erkek kalmadığı için bir sülale ortadan kalkmıştı.

Çevremden daha birçok örnek verebilirim.

***

Ben çocukluğumda Uzunyayla’nın bütün köylerindeki Çerkes Çocukları gibi Türkçe bilmezdim. Türkçe’yi okuldan önceki kış Pınarbaşı’nda kaldığımda öğrendim. Köylerimizdeki çocukların çoğu Türkçeyi okulda öğrenirdi. Çocukluk yıllarımızda Uzunyayla köylerinde Türkçeyi okullardaki çocuklar, çobanlar ve satıcılar konuşurdu. Okullar tatil olunca da sadece çobanlar ve satıcılar Türkçe konuşurdu.

Ne hikmetse Uzunyayla’nın köylerinde 1950 öncesi okullar açıldı. Pazarören Köy Enstitüsünden mezun olan Çerkes Çocukları köylerimize öğretmen olarak atandı. Hepsi birer Türk milliyetçisi olarak formatlanmış olarak köylere dönmüştüler. Çerkesçe konuşmayı terk eden, Atatürk Milliyetçisi olarak devşirilen bu gençler büyüklerle bile Türkçe konuşurlardı ki, Çerkes töresine göre seninle Çerkesçe konuşan bir büyükle Çerkesçe konuşmak gerekirdi.

Devşirilmiş bu Çerkes asıllı öğretmenler, atandıkları Çerkes köylerindeki okullarda bazı öğrencileri görevlendirir, evlerde Çerkesçe konuşan çocuklar ispiyonlanır, öğretmen tarafından Cumartesi günleri sıra dayağına çekilirdik. Her hafta neredeyse okulun yarısı bu uygulamadan payına düşeni alırdı.

Rahmetli babaannem derdini anlatacak kadar Türkçe bilmezdi. Bütün yaşlı kadınlar gibi satıcılarla alışveriş yaparken biz çocuklardan yardım alırdı.

Biraz da kendimden bahsedeyim…

Köyümde ve evimde konuşulan anadilim Çerkesçe’nin yanında biraz da metazori öğrendiğim Türkçeyi bilir, her iki dilde de okur yazarım. Benim çocuklarım şehirde doğup büyüdükleri için, anadillerinde de eğitim alamadıkları için Çerkesçeyi rahat konuşamazlar.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Çerkes olarak soruyorum, yeni nesillerimizin anadilleri olan Çerkesçe eğitim almalarını istemek niçin vatan hainliği olsun?

Şuna da vurgu yapmak istiyorum: Hiçbir zaman Türk olduğumu söylemedim, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı bir Çerkesim. Türk olmadığımı söylemekle niçin hain oluyor muşum?

Çoğunluğu Çerkeslerden oluşan bir gurup T.C. vatandaşının “Çoğulcu Demokrasi Partisi”  ismiyle Çerkeslerin ve sesini duyuramayan halkların haklarını savunmak için bir parti kurmasını nankörlük olarak nitelemektesiniz. Çerkeslerin Kafkasya’dan sürülüşleri veya Osmanlının Çerkesleri kabul etmesi üzerine de bir şey söylemeyeceğim.

Mazlumdan yana olmak bir İslam geleneğidir. Mazlumu koruyup kollamak yanında, mazluma yapılan iyiliği başına kakmamak da İslam’ın istediği ve övdüğü bir davranıştır.

Buna benzer bir davranış da sizin pek haberiniz olmayan, demokrat bir duruş olarak pozitif ayırımcılıktır. Pozitif ayırımcılık kendi hakkını koruyamayanların yanında, böyle bir hakkının olduğunun bilincinde olmayanların hakkını korumaktır.

Bilgisayardan Türkiye’deki siyasi partiler listesine baktığımda gördüğüm Büyük Turan Hareketi Partisi, Gezi Partisi, Türk Birliği Partisi, Milliyetçi Türkiye Partisi veya Ergenekon Partisi’ni kurmak -bunlara tepki göstermediğinize göre- sizce mübah.

Kurucuların çoğu Çerkeslerden oluşan, Çerkeslerle birlikte sesini duyurmaya çalışanların sözcüsü olmaya aday bir siyasi partiyi ve kurucularını ihanetle suçlamak vesayetin hakim olduğu geçmiş yıllarda kaldı Bardakçı; geçmiş ola. Siz ise hala “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” saptamasından yola çıkıyorsunuz.

Yine kendimden söz edeceğim. Anadilim Türkçe değil, Çerkesçe. Kişiliğim oluşmaya başladığı lise yıllarımdan beri kendimi Çerkes olarak isimlendirmekteyim. T.C. Vatandaşı bir Çerkes olarak hiçbir etnisiteyi diğerinden üstün görmem. Etnisiteler arasında ancak nicel farklılıklar olduğunu kabul ederim.

Uzatmadan sorarsam: Sizce ben hain miyim?

Post Views: 18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir