KUŞHA FARUK ÖZDEN
Geçen hafta günlük gazetelerin birinde, “Seçmeli Adigece ve Abhazca dersleri başlıyor. Derslerde Atatürk’ün Hayatı ve Atatürk ilkeleri Adigece ve Abhazca anlatılacak” diye bir haber vardı. Hani Devletçilik veya Halkçılık Çerkesçe anlatılır da, Türk Milliyetçiliğinin Çerkesçe anlatılması nasıl olurdu merak ettim ve öğrenmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın sitesine girdim. Adigece ve Abhazca ile ilgili yönetmeliği buldum ve gördüm ki, orada sadece Atatürk’ün hayatı, okuduğu okullar, annesi, babası ve katıldığı savaşların Çerkesçe anlatılacağı belirtiliyordu.
Haberi hazırlayan muhabir mi böyle yazdı, yoksa haber kaynağından mı böyle çıktı bilemiyorum, ancak ortada nahoş bir durum var. Programda olmadığı halde, Atatürk ilkelerinin Çerkesçe, Lazca ve yahut Kürtçe işleneceğini söylemek bana maksatlı geldi. “Ne yapsanız da Atatürkçülükten kurtulamazsınız” veya “Kendi dilinizin öğretildiği programda da Atatürk ilkelerinden olan Türk milliyetçiliğinden kurtulamayacaksınız” mesajı verilmeye çalışılıyor sanki.
Eğer ki kasıt yok da eksik bilgilenme ve eksik yansıtma var ise bu sefer de habercilik açısından vahim bir durum var demektir ortada.
Her neyse…
***
Seçmeli dersler ile ilgili başvuruların sıralaması haberinde Diyarbakır’da Kürtçe tercihinin 4. sırada olduğu, Türkiye genelinde Çerkesçeyi seçenlerin sayısının da fazla olmadığı belirtilmiş.
Biz her zaman olduğu gibi bu işe de hazırlıksız yakalandık. Halbuki uzun uzun vunafe yapmalıydık.
Genel kurulunu yüz kişi ile yapıyor olsa da elli küsur dernekten oluşan federasyonumuzun başarılı bir öncülük yapması gerekirdi.
Bir yanda Cumhuriyet değerlerini can siperane savunan ve elinden gelse Atatürk ilkelerini de gocunmadan Çerkesçe savunacak devşirilenler,
Öte yanda çocuğum “Çerkesçeyi öğrenirse ne faydasını görecek?” diyenler,
Ve diğer tarafta “Ben biliyorum da ne oluyor sanki?” diyenler….
Hepsi bir araya gelince işte bu olumsuz tablo ortaya çıktı.
***
Yıllar önceydi…
İlkokula yeni başlayan kızımın bir müddet sonra “Atatürk’ün annesi Zübeyde, babası Ali Rıza Efendi…” diye ezber yapmaya çalışması dikkatimi çekti. Yanıma çağırdım ve sordum:
– “ Kızım büyük dedenin ve büyükannenin adlarını söyler misin?”
Maalesef bilemedi. O an ilk işim oturup kendisine büyüklerinin adlarını öğretmek oldu.
Seçmeli ders olarak Çerkesçeyi seçen öğrenci velileri de çocukları -Çerkesçe dersinde- Atatürk’ün anne ve babasının ismini öğrenirken, bu arada kendi anne, baba ve sülale isimlerini öğretmeyi de sakın unutmasınlar.
***
Kaffed’in açıklamalarına göre Kayseri ve K. Maraş’ta 3-4 okulda Çerkesçe sınıf oluşturulacakmış.
Öte yandan Düzce Üniversitesinde Kafkas Dilleri bölümü açılacakmış.
Açıklamayı yapan Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği Başkanı…
Peki o zaman soralım sayın Başkana, Düzce’de Çerkesçe seçmeli dersi kaç öğrenci seçti, kaç okulda kaç Çerkesçe öğretim sınıfı açıldı?
Bunu niçin soruyorum?
2009 yılı idi yine yanlış hatırlamıyorsam… O zaman ki CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen Düzce’nin Köylerinde alâyı valâ ile ağırlanmıştı. Ağırlayanlar arasında şimdiki Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği yöneticileri de var mıydı bilemiyorum ama yine de kendilerine soruyorum: Onur Öymen’i ağırlamak için gösterilen çabanın yarısını Çerkesçe’nin seçmeli ders olarak tercih edilmesi için gösterilmiş midir acaba?
Düzce’nin elli civarında Çerkes Köyü var. Köylerde hiç kimse kalmamış olsa dahi Düzce’de ciddi bir Çerkes nüfus olduğu kesin.
Üniversitede Kafkas dilleri bölümünden önce o bölümde okuyacak bireylerin yetiştirilmesi gerekmez mi?
Gerekir.
O da çocukluktan başlar. Çocuklar orta okulda Çerkesçe eğitime seçmeli dahi olsa başlamaları gerekir ki, üniversiteden mezun olanlar için iş imkanı açılsın.
Doğru değilmi?
***
Yazımıza vesayet sisteminin etkisiyle kaleme alınmış bir haberle başladık, aynı haberle sonuçlandıralım: Çerkesçe işlenecekse eğer, Atatürk ilkelerinin anlatılmasında da bence bir sakınca yoktur.
Post Views: 17
