DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR

MURAT ÖZDEN

“Men-i Şekavet (eşkiyalığı önleme) Kanunu’na dayandırılarak yapılan Gönen-Manyas Sürgünü bölgede sadece Çerkesler’e uygulanmış olup, bir etnik temizlik (genocide) uygulamasının kısmi başlangıcıdır.

Halbuki o dönemde eşkiyalığa karışmamış Türk, Laz, Çerkes, Pomak, Arnavut, Kürt,… hiç bir etnik topluluk yoktur.

Birleşmiş Milletler soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına ilişkin çerçeve sözleşme şöyle demektedir :

Madde 1-) Sözleşmeci devletler ister barış zamanında, isterse savaş zamanında işlensin önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.

Madde 2-) Bu sözleşme bakımından ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir gurubu kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fillerden herhangi biri soykırım suçunu oluşturur.

A-) Guruba mensup olanların öldürülmesi

B-) Gurubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi

Ç-) Gurubun bütünüyle veya kısmen fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek

D-) Gurup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak

E-) Guruba mensup çocukları zorla başka bir guruba nakletmek.

BM “Soykırım suçunun önlenmesine ve cezalandırılmasına dair sözleşme”nin ikinci maddesinin C bendinde, “gurubun bütünüyle veya kısmen fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek” maddesi, “biz soykırım yapmadık, tehcir yaptık, sürgün yaptık, zorunlu göç yaptık” gibi sözleri, soykırım suçunu gizleme çabalarını çürütmektedir. ”Savaş zamanıydı, ne yapılabilirdi’ gibi sözlerle soykırım suçunu örtmeye çalışanlar da, BM Soykırım Önleme Sözleşmesi’nin 1. Maddesindeki ‘sözleşmeci devletler ister barış zamanında, isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder” diyerek soykırım suçunun hiçbir şart altında işlenemeyeceği ve cezalandırılması gerektiğini belirtir.

Daha devletin şekli ilan edilmeden, ırkçı ittihatçıların Çerkeslere yönelik kısmi soykırım denemesi ve peşinden gelen kültürel soykırım ve asimilasyoncu politikalar Cumhuriyet tarihi boyunca devam etti. İttihatçılığın değişen yeni versiyonu olan Kemalizm, Çerkeslerden sonra 1925 yılında başlayan Şeyh Sait isyanından günümüze kadar kesintisiz olarak inkar, imha ve asimilasyon politikalarını sürdürdü.” (Üçüncü Sürgün, Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü, Murat Özden, s: 114,115,116)

Özeleştri yapmak, günah çıkarmak veya tövbe etmek, bütün dinlerde ve tüm düşünce biçimlerinde insanı yücelten ve rahatlatıp geliştiren son derece gelişkin araçlardır. Aynı şey toplumlar içinde geçerlidir. Toplumlar yaptıkları hatalar ya da kötülüklerle yüzleşerek kendilerini düzeltebilir ve tedavi edebilirler. Türkiye Cumhuriyetinin resmî tarihi her şeyi inkar etse de gerçeğimiz acılarla doludur. Bir daha bu acıların yaşanmaması için devletin ve toplumun acılarıyla yüzleşip birbirinden özür dilemesi toplumun ruh sağlığını düzeltip gelişmeyi sağlar.

Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri  ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.

Böyle bir özür, devleti yüceltirken Türkiye’nin toplumsal barışına son derece olumlu katkılar sağlayacaktır.

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir