MURAT ÖZDEN
Sevgili Kardeşim Hatko Tarık Topçu,
Bu yazıyı hâlâ sana her şeye rağmen çok değer verdiğim için yazıyorum. Taraftarlara oynamak için beni “köpek” yapmaya çalışman hiçbir önem arz etmiyor. “Angajmanların gereği” bunu demek zorunda olduğunu düşünüyorum.
Bana cevap yetiştirebilmek için google’da alıntı yapmadığın yer kalmamış. Hem okuyucularını, hem de bizi lüzumsuz tekrarlarla boş yere yorma. Bir kamyon dolusu keçiboynuzunu önümüze döküp “içinde bal var” diye kimseyi kandırmaya çalışma. Bir kamyon keçiboynuzundan farkı olmayan yazından bir dirhem bal çıkmıyor; ama içine gizlediğin zehirler gani.
Diyorsun ki; “Putin… diasporada yaşayan insanlarımızın anavatanlarına dönebilmeleri için maddi ve manevi destek verirse, vatanımızda egemen bir halk olarak gelecek kaygısı olmadan yaşamamızı desteklerse, biz her şeyi unutmaya, RF içinde ve bugün vatanımız Çerkesya’daki halklarla birlikte barış ve huzur içerisinde yaşamaya,onların insan ve toplum olarak sahip oldukları haklara saygı duymaya hazırız. Bizim gelecek vizyonumuz budur!” demişsin (!)
İşte sevgili kardeşim, Halkımıza içirilmek istenen teslimiyet zehrini gelecek vizyonu olarak önüne koymuşsun.
Katilinden,soykırımcısından medet uman, Putin’in biryerlerini öperek bir yere varılabileceğini zanneden bir zavallılığa düşmüşsün.
Dünya halklarının mücadele tarihinde, hangi dava mücadele edilmeden kazanılmış? Bu tavır Stockholm Sendromundan daha berbat bir durumdur. Bu halkımızı, katillerinin ve soykırımcılarının merhametine terk etmektir.
Uzuuun yazında geçmişte yaptıklarını ve yazdıklarını tekrarlayıp durmuşsun. Ama bunların artık hiçbirisinin bir hükmü yok. Asıl önemli olan bugün nerde durduğun ve yarın nerede olacağındır. Biz senin bugün durduğun yerden, yarın nerede olacağını çok net olarak görebiliyoruz.
Malesef Kardeşim, sen artık Rusya işbirlikçileri ile birlikte saf tutmuş ve bir Putinsever olmuşsun. Gerçek Yurtseverlere ve Çerkes Devrimcilerine saldıranlarla birlikte hareket ediyorsun.
Ama bilirsin, “Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele” dediği gibi büyük şairin, halkımızın teslim alınmasına asla müsade etmeyeceğiz. Bunu birlikte saf tuttuğun Rusya’nın ve işbirlikçilerinin aklına mıh gibi kazıyacağız.
Sevgili kardeşim, “Murat Abim bana küfretti, zaten en iyi bildiği iş odur” demişsin. Yazımı tekrar gözden geçirdim. Ama küfür sayılabilecek bir ifadeye rastlayamadım. Ama benim kötü bir huyum var. Lafı hiç eğip bükmeyi beceremem. “İşbirlikçiye işbirlikçi, haine hain, alçağa da alçak” derim. Onun için bu vasıflardan birine haiz olanlar, beni hiç sevmezler. Ama onların sevgisine ihtiyacım olmadığı için buna hiç aldırmam. “Çukurlaşmada sınır tanımama” ifadesini ise senin düştüğün durumu anlaman için kullandım. Senin düştüğün bu çukurdan kurtulmana yardımcı olabilirim.
Bu arada, Musa Anter (Ape Musa) tanımaktan onur duyduğum ender insanlardan biridir. Rahmetli Ape Musa, halkı dışında hiçbir güce bel bağlamamak gerektiğini bilen insanlardandı. Ankara’da İnsan Hakları Derneği’nin düzenlediği bir konferansa birlikte katılmıştık. O konferansta yaptığım konuşmadan dolayı Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bir Çerkes Bölücüsü olarak yargılanırken, sen Filistinliler için hapiste yatıyordun.
Bende tıpkı rahmetli Ape Musa gibi halkımdan başka hiçbir güce güvenmemeyi öğrendim. Ne Rusya’ya, ne Türkiye’ye, ne A.B.D.’ye ne de başka bir dış güce güvenirim.
Sadece ve sadece halkıma güvenirim ve inanırım. Zannederim Ape Musa havlama lafını halkına inananlar için değil, tam da senin gibi Rusya ve Putin için havlayanlar için söylemiş. Allah Rahmet eylesin, nur içinde yatsın.
“Putin’i görüşme masasına nasıl oturtacaksın Murat Abi” diye sormuşsun. Ama ondan önceki cümlemi atlamışsın. “Onları önce katil ve soykırımcı olarak, insan hakları mahkemesinde yargılayacağız, sonra da görüşme masasına oturtacağız” demiştim. Tabi bu süreci anlatmak bu yazının boyutlarını aşar. Ama Rusya’yı İnsan hakları mahkemesinde yargılamadan önce, işbirlikçilerini yargılayarak işe başlayacağız. Senin de bu işbirlikçiler içinde yargılanmana gönlüm elvermiyor. Çünkü halkımızın düşündüğünü yazmaya çalışan insanı o kadar az ki. seni o alçaklara kaptırmış olmamızı hazmedemiyorum.
Senin durduğun yer, Putin’in, DÇB nin, Hafıtse Muhammedlerin, Necdet Hatamların durduğu yer olamaz.
Senin durduğun yer, Hatejuko Valerilerin, Yağan İbrahimlerin, İmdat Kiplerin, Khuade Adnanların yanı olmalıdır.
Diasporada ise durabileceğin tek yer bizim yanımızdır.
Kim sana ne vaad etti, kim ne dedi teferruatını bilemem. Ama bir Putinsever olarak bu alemde yaşıyor olmak sana hiç yakışmıyor.
Ben sana bir telefon mesafesi uzaklıktayım. Tıpkı Tiflis’te birlikte aynı sofrada yaptığımız uzun sohbetler gibi yine oturabilir, dostça konuşabiliriz. Bu sohbetimizde sen de özeleştiri yapıp yanlış kanala girdiğini kabul edersen, hem sen, hem de halkımız kazançlı çıkar.
Gözlerinden öpüyor, cevabını bekliyorum.
Post Views: 3
