Rusya’nın Hamlelerine, Türkiye ‘Çerkes Soykırımı’ Kartı ile Cevap Verir mi?

MURAT ÖZDEN

Sovyetler Birliği çöktüğünde, Çerkes dünyasının o güne kadar ürettiği Çerkes davasına ilişkin bütün düşünce ve hayaller de çökmüştü.

1960’lı, 70’li ve 80’li yıllarda Sovyetler Birliği’nin çökeceği ve bu çöküşün içerisinden “Bağımsız Birleşik Kafkasya”nın doğacağını düşünenler ve hayal edenler fena halde çuvalladılar. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Sovyetler Birliğine bağlı birlik cumhuriyetleri nispeten bağımsızlaştılar. Daha sonra Rusya’nın uydusu olmayı seve seve kabul ettiler. Rusya’nın uydusu olmayı kabul etmeyen Ukrayna ve Gürcistan toprak kaybederek ve bölünerek bunun bedelini ödediler.

Bu dağılmanın ardından, Abhazya’nın bağımsızlığını kazanması Çerkes dünyasının en büyük kazancı oldu. Çeçenistan alt etmesi mümkün olmayan Rusya’ya karşı giriştiği savaşı bir soykırıma uğrayarak kaybetti.

Adığey Özerk Bölgesi, Carım Aslan gibi dirayetli bir insanı sayesinde federal cumhuriyet oldu. Yine bu dağılmadan sonra kurulan DÇB (Dünya Çerkes Birliği) çok önemli bir girişimdi. Ama maalesef Rusya tarafından rehin alındı.

Sovyetler Birliğinin dağılışı bu küçük kazanımlarla kaçırıldı. Maalesef “Bağımsız Birleşik Kafkasya” tezi hayata geçemedi ve çöktü.

70’li yılların  başından itibaren ortaya çıkan “Dönüş” düşüncesi, “anavatan kollarını açmış bizi bekliyor” diyordu. Aradaki demir perde yıkıldığında anavatana dönmeye çok az kişi ilgi gösterdi. Kimlik bilincini kaybetmiş bir halkı, “anavatan kollarını açmış bizi bekliyor” diyerek harekete geçirmek mümkün değildi. Dönen az sayıdaki anavatan sevdalısının başına da olmadık işler geldi. Ortaya ciddi bir dönüş projesi konamadığı için dönenler de büyük hayal kırıklıklarına uğradılar. 125 yıl birbirinden ayrı, farklı sistemlerde yaşamış iki ayrı halk haline gelmiş halkımızın siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik ve güvenlik anlamındaki sorunlarını giderecek projeleri olmalıydı dönüşçülerin ama maalesef bunların hiçbiri yoktu. Kısaca Sovyetler Birliğinin çöküşü ile birlikte, yeni bir dönüş projesi ortaya konuncaya kadar dönüş düşüncesi de çökmüştü.

Türkiye’de devrim yapalım, o zaman anavatanımızdaki kazanımları Türkiye’de de elde ederiz. Onun için tüm gücümüzü devrim yapmaya odaklayalım diyenler de tam bir hayal kırıklığına uğradılar. Kabeleri olan Rusya’dan sonra Çin, Orta Avrupa ve dünyadaki tüm sosyalist ülkeler kapitalist sistem tarafından birer birer teslim alındı.

Artık dünyada yeniden sosyalist bir sistemin nasıl oluşabileceğine dair hiç kimsenin bir fikri yoktu. Dolayısıyla Türkiye’de devrim yaparak, anavatandaki hakları elde etmek şöyle dursun, anavatandaki haklar da birer birer budanmaya devam ediyor.

Çerkeslerin dünyada, anavatanda ve diasporalarda gelişecek siyasal ve sosyal gelişmelere karşı hiçbir öngörüleri ve örgütlülükleri olmadığı için karşılarına çıkabilecek fırsatları ıskalamaları da son derece doğaldır.

***

Türkiye’nin Rus uçağını Suriye’de düşürmesi sonucu ortaya çıkan siyasi kriz, Çerkesler açısından bir fırsata dönüşebilir mi?

Bunu sorgulamaya çalışacağız.

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum. Her türlü savaşa ve savaşlar yoluyla insanların öldürülmesine karşıyım. Ayrıca halkımıza soykırım uygulamış olan Rusya’ya ve kültürel soykırım uygulamış olan Türkiye’nin anti demokratik yapısına da karşıyım.

Neden düşürüldüğünü bilemediğimiz bu uçağın, ne gibi sonuçlara yol açacağını yaşayarak göreceğiz. Bu krizin gerek Türkiye, gerek Rusya, gerek Suriye açısından bir silahlı çatışmaya ve savaşa yol açmadan atlatılmasını temenni ediyoruz.

Tarihte Rusya ile girdiği bütün savaşları kaybetmiş olan Türkiye, bu krizde inanılmaz derecede alttan alan bir tutum içerisindedir. Rusya peş peşe ekonomik, siyasi, kültürel ve propogandif anlamda hücum üstüne hücum ediyor.

Ekonomik yaptırımlar bir biçimde telafi edilir. Ancak siyasi yaptırımlar konusunda Türkiye’nin de mütekabiliyet esasına uygu hareket etmesini bekliyoruz.

Ermeni Soykırımını Rusya iki kez kabul etmişti. Ermeni soykırımının 100. yılında, Erdoğan’ın Çanakkale’ye davet ettiği Putin, 24 Nisan’da Erivan’a gitmişti. Uçak krizinden sonra ise Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı olan Duma’ya “Ermeni soykırımı yoktur” demeyi yasaklayan bir kanun tasarısı sevk edildi.

Türkiye eğer diplomasi kurallarını bilen, egemen bir devlet gibi hareket edecekse, Rusya’nın Ermeni soykırımı restine karşı “Çerkes Soykırımı” ile cevap vermesi gerekir.

Biz, Türkiye’nin, Rusya’nın bu çıkışına karşı, “Çerkes Soykırımını” TBMM’ye taşıyarak kabul etmesini bekliyoruz. Türkiye Devleti’nin Gürcistan’ın gösterdiği devlet refleksini göstererek “Çerkes Soykırımı”nı gündemine alması gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye devletinin böyle bir meseleyi düşünüp, gündeme alabilecek bir devlet aklına sahip olmadığını düşünüyoruz. Onun için böyle bir talep Çerkeslerden gelmelidir. Mevcut kurumlarımızdan Kaffed ve Abhaz-Fed’in Rusya yanlısı tutumları nedeniyle böyle bir girişimi başlatması mümkün değildir.

Onun için bu görev de Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP), Çerkes-Fed ve ÇHİ’ye düşmektedir. Vakit kaybetmeden harekete geçerek Dışişleri Bakanlığı ve TBMM nezdinde gerekli girişimler başlatılmalıdır.

Krizi fırsata çevirebilecek “siyasi aklı” Çerkesler de ortaya koyabilmelidir.

Post Views: 18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir