7 Haziran Seçimlerinin Gerçek Galibi Ermenilerdir

MURAT ÖZDEN

Sevgili okuyucularım,

Yazının başlığına bakıp da, Murat Özden şimdi bu Ermenilere giydirecek, ya da saydıracak gibi bir sonucu asla çıkarmayın.

Bu yazı, bir durum tespiti ve kıssadan hisse çıkarma makalesidir.

Öncelikle belirteyim ki,kendisi de soykırıma uğramış Çerkes Halkının bir evladı olarak, Ermeni halkının yaşadığı tüm acıları paylaşan ve onlarla dayanışma duyguları içerisinde olan bir kişiyim.

 Televizyonlar ve gazeteler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en renkli meclisi diye manşetler attılar 7 Haziran sonrası. Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Romanlar, Süryaniler, Yezidiler sıralandı renklerin bazıları diye. Ama o renklerin içerisinde Çerkesler, Lazlar, Pomaklar, Boşnaklar, Arnavutlar, Gürcüler yoktular. Biyolojik olarak bir etnisiteye mensup ama etnik kimlik olarak kendini ifade edemeyen seçilmişler asla temsilcilerimiz değildirler ve olamazlar. Yine de Türkiye’nin bugüne kadarki en renkli meclisi olmakla birlikte, bir hayli renkleri eksik olduğu için, bizce soluk kalmış bir meclistir 7 Haziran’da oluşan meclis.

Bu mecliste çok sayıda Kürt ve Alevi, bir roman, bir Süryani, bir Yezidi, üç de Ermeni vekil etnik ve dini kimlikleri ile seçilmişlerdir.

Sayıları son derece az olan Ermeniler nasıl üç ayrı partiden, üç ayrı vekil seçtirebilmişlerdir? Biraz bunun üstüne kafa yorarak ders çıkaralım istiyorum.

Bildiğiniz gibi HDP’den Garo Paylan, CHP’den Selina Doğan, AKP’den Markar Eseyan Ermeni kimliği ile vekil seçilmişlerdir. Seçilen her üç vekili de kutluyor ve Ermeni Halkının sorunlarıyla birlikte Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmalarını bekliyoruz.

Bildiğiniz gibi Türkiye’de 60 bin civarında Ermeni kalmıştır. Bu 60 bin kişinin üçte biri 18 yaş altındadır. Geriye 40 bin seçmeni kalıyor Ermenilerin. Bu 40 bin seçmenin yüzde 15’inin çeşitli nedenlerle sandığa gitmediğini varsayarsak, geriye 33 bin seçmen kalıyor. Yani her 11 bin oyla 1 milletvekili seçtirmeyi başarmışlardır Ermeniler. Bu gerçekten Ermeni Halkı adına büyük bir başarıdır. Seçilmiş olan her üç Ermeni Milletvekili, Ermeni Kimliği bilincine sahip ve Ermeni mücadelesinin içinden gelmektedirler. HDP’den seçilmiş olan Garo Paylan Ermeni okulları vakfının mütevelli heyeti başkanıdır ve Agos Gazetesinden yetişmiştir. CHP’den seçilmiş olan Selina Doğan Hrant Dink’in avukatıdır ve Agos Gazetesinden yetişmiştir. AKP’den seçilmiş olan Yazar Markar Eseyan’da yine Agos Gazetesinden yetişmiştir.

Bu sonuçlara en çok sevinen ve gurur duyan herhalde rahmetli Hrant Dink olmuştur. Bu değerli mücadele adamını rahmetle bir kez daha anıyorum.

***

Elli yıl arayla soykırıma uğramış olan Çerkesler ve Ermeniler arasında kıyaslamalar yaparak, 7 Haziranda Ermenilerin başarmasının, Çerkeslerin başaramamasının nedenlerine çok kısa bir projeksiyon tutmaya çalışacağız.

Ermeniler kentli ve bilinçli bir toplumdur.

Çerkesler köylü ve bilinçsiz bir toplumdur.

Kentlerde rekabet, başarı ve mücadele esastır. Başaran kimseler ve yetenekli olanlar takdir ve kabul görür etraflarında birleşilir.

Köyler ise herkesin birbirini tanıdığı, üretim yerine dedikodu üretiminin esas olduğu yapılardır. Üretime ve başarıya odaklanmak yerine, dedikodu yapmak, farklı olanı çekiştirmek aşağıya çekmek esastır.

Kentler üst düzeyde entellektüel üretimin, sanatın, mimarinin alıcı bulduğu alanlardır.

Köyler ise ilkel üretimin olduğu, sanatın ve estetiğin kabul görmediği yerlerdir.

Ermeniler Türkiye ve dünya Çapında entellektüeller, yazarlar, mimarlar, ressamlar, sinemacılar, şarkıcılar yetiştirmişlerdir.

Çerkeslerin ne ulusal bazda, ne de evrensel bazda üretebildikleri tek bir entellektüeli ve sanatçısı yoktur maalesef.

Ermeniler ilk siyasi partileri olan Hınçaksyun’u 1887 yılında kurdular.

Çerkesler ise tarihlerinde ilk siyasi partileri olan Çoğulcu Demokrasi Partisi-ÇDP’yi 2014 yılında kurdular.

 Ermenilerin siyasi parti ve siyaset tecrübeleri 128 yıla ulaşmıştır.

Çerkeslerin siyasi parti ve siyaset tecrübeleri henüz bir yılını doldurmamıştır.

Ermeni kurumları adaylarının arkasında son derece saygın biçimde durmuş ve bu başarıda pay sahibi olmuşlardır.

Çerkes kurumları Çerkes adayların arkasında durma cesaretini gösterememiş, köylülerin yaptığı gibi, dedikodu üretme ve farklı birşeyler yapmaya çalışanları aşağıya çekmeye çalışmak dışında birşey yapmamıştır.

Türkiye’de  6 milyon Çerkes var diye şişinerek gezen Çerkes Kurumlarının yöneticileri, 60 bin nüfuslu bir halkın başardığını başaramamış olmanın utancını acaba içlerinde hissediyorlar mı?

Hiç sanmıyorum.

Çerkes Halkı, başkalarının kümesine yumurtlama yarışı yapan, başkaları için gıdaklayan, başkaları için kendilerini heder edenlerin yanında durmak yerine, kendi halkının politikalarını üretmeye çalışan evlatlarının yanında durmayı ve desteklemeyi öğrenmelidir.

 7 Haziran seçimlerinden Çerkes Halkının çıkarması gereken hisse budur.

Post Views: 8

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir