KUŞHA FARUK ÖZDEN
Uzun zamandır üzerinde durmak istediğim bir konu var. Aslında zaman zaman değinmeye çalıştığım, bilinmediği için yanlış uygulanan bir hususa dikkat çekmek istiyorum.
Yeni sütun komşumuz Yalçın Karabulut hoş geldin.
İçeriğini değil de, yazının başlığını eleştireceğim: Çerkesler’de aile ismi (vuneğuetse) isimden önce gelir. Bu özelliğe Sayın Hapi Cevdet ile birlikte birkaç istisna dışında dikkat eden pek yok.
Sanal ortamdaki yazıların, haberlerin kaynağı Rusya menşeli olunca soy isimlerin süzgeçten geçirmeden, kaynak yazıdaki gibi aktarıldığını görüyoruz.
Aynı hataya Yalçın Karabulut’un da düştüğünü görünce, kendisinden biraz yaşça büyük olarak ve de Çerkes Kültürünün son kırıntılarının kaldığı yörelerden birisinde yetişmiş olmam nedeniyle bu hatırlatma iş güzarlığında bulunuyorum.
Yazının başlığı “ Şehid Kuaş Timur” olsa idi daha doğru olurdu.
Bir taraftan Rus emperyalizmine karşı mücadele edeceksin, öte yandan Ruslaştırılmış aile isimlerini kullanacaksın. Bu garabete de en çok Ruslar gülüyordur her halde!…
Yukarıda da söylediğim gibi Çerkesçe aile adı yani soy adı, addan önce gelir. Ruslar addan sonra aile adını, yani soy adını ev, yev, av, yav, uv, ov gibi eklerle Ruslaştırdılar.
Yine de T.C. Soyadı Kanunu’ndan daha insaflılar, çünkü T.C. Soyadı Kanunu’nda alınacak soy adının Türkçe anlamı olması gerekmektedir. ”Özdemir, Öztürk, Tunçtürk“ gibi Türklüğü öne çıkaran soyadlar özellikle Çerkes ailelerine verilmiştir.
***
Çocukluğumuzda at ile -ki genel ulaşım aracı idi- başka köye veya ilçeye ya da civar ilçelere gidildiğinde yolluk yani ğuemıle heybede taşınırdı. Dönüşte satın alınan şeyler olursa yine heybede taşınırdı. Heybeyi açmak aynı köyde yaşayan büyük hala varsa görev onundu, yoksa görev büyük annenin/guaşenin idi. Guaşe hayatta değilse görev büyük yengenindi. Bazen de evin evlenme çağındaki büyük kızına düşerdi. Gelin heybeden çıkan şeyleri guaşenin talimatı ile kaldırma görevini üstlenirdi. Heybe boşaltıldıktan sonra silkeleyin diye geline veya çocuklara verilirdi. Heybe silkelendiğinde dökülen halğuane ve metekuey kırıntıları tavuklar tarafından kapışılırdı.
Bizim bu anlattıklarımız da heybede kalıp, silkelenen kırıntılar misali…
***
Tekrar başa dönecek olursak Yalçın Karabulut kardeşimizle birlikte aynı hataya düşen Türkiyeli Çerkeslere bir hatırlatma: Timur Kuaşev değil, doğru yazılışı Kuaş Timur.
Bu vesile ile bir kez daha Kuaş Timur’a Allah’tan rahmet diliyorum.
Çerkes halkının başı sağ olsun.
Post Views: 14
