İngilizler Yeryüzünün Lanetlileridir!

BALKAR SELÇUK

Çünkü İngilizlerin yeryüzünde insan öldürmediği tek metre kare toprak parçası yoktur neredeyse. Belki de halk olarak “İngilizler”i, yeryüzünün en iki yüzlü devleti olan “İngiliz devleti”nden ayırmak gerekmektedir.

Her neyse…

Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk olan İngiltere, yanı başında yaşayan İrlandalılara göre, “Tanrı İngilizlere karanlıkta güvenmediği için!” bu kadar büyük bir devlet kurmalarına izin verilmiş bir ülkedir.

Ben Osmanlı ve Rus Çarlığı arasında yaşanan sonu gelmez savaşların ve Çerkes soykırımının en çok İngilizler’in işine yaradığını düşünüyorum. Sonuçta Hindistan yolunu kesebilecek iki güç olan Osmanlı ve Rus Çarlığı iki yumurta gibi birkaç kere kafa kafaya tokuşturulup durdu yüzyıllar boyunca.

İngilizler bu meşhur Hindistan yolunu açık tutma politikası nedeniyle neler yapmadılar ki. Mısırı ve Kıbrıs’ı işgal ettiler. Koskoca Napolyon bile donanması Mısır açıklarında İngiliz donanmasınca batırıldıktan sonra Mısır’dan yalnız başına kaçmak zorunda kalmadı mı?

Yeryüzünün ve insanlık tarihinin bu en aç gözlü devleti I. Dünya Savaşı’nda Filistin’i işgal ederek insanlığa Yahudilere ve Müslüman dünyasına en son ve en kalıcı kazığını atmış oldu. Filistin’de bir Yahudi devleti kurduran İngiltere, Tevrat Şeriatıyla kafayı yemiş Yahudilere bir vatan ve ülke değil bir garnizon emanet ederek bölgeden çıkmıştır.(13. Kabile adlı kitabın yazarı Arthur Koestler’in İsrail devleti kurulmadan önce Yahudileri orada bir Şeriat devleti kurmamaları konusunda uyardığı, laik bir devlet kurmalarını tavsiye ettiği söylenir. Yani vaad edilmiş topraklar masalını unutun barış içinde yaşamaya bakın, işgale yeltenmeyin demek istemiştir.)

İngilizlerin en büyük özelliği kendi sorunlarını başkalarının sorunu haline getirerek aradan sıvışmalarıdır. Irak işgali sırasında Iraktaki Şii ve Sünnileri çatıştırma fikri bir İngiliz tavsiyesidir. Ve İşe yaramıştır. Vatanları Anglo-Saksonlar tarafından işgal edilen Irak Arapları işgalciyle savaşmak yerine birbirlerini havaya uçurmaya ve yok etmeye başlayıvermişlerdir. Amerika Oryantalizm konusunda cahildir ve onun akıl babası her zaman İngiltere’dir.

İngiltere aynı oyunu Filistin’de de sahnelemiştir. Filistin topraklarında işgalci bir Yahudi devleti kurdurarak bölgeden çekilen İngiltere, insanlığa önümüzdeki yüzyıllar boyunca çözülemeyecek bir Yahudi-Arap sorunu hediye etmiş oldu. Böylece Avrupa medeniyetini tüm bu Rönesans ve Reformlara ve Aydınlanmaya rağmen birlikte yaşayamadığı ve varlığına katlanamadığı Yahudiler’den kurtarmış ve petrol bölgesi Ortadoğu’da bir kukla garnizon devlet inşa etmiştir.

Yeryüzünün bu en aşağılık devleti bir kez daha Avrupa Medeniyeti’nin kendi sorunu olan bu Yahudi probleminden, söz konusu sorunu suçsuz günahsız Filistinlilerin ve Arapların ve Müslümanların başına bir bela haline getirerek işin içinden sıyrılıvermiştir.

Oysa Avrupa medeniyeti en temelde bir Yahudi- Hıristiyan medeniyetidir. Ancak Avrupa Endülüs’e katlanamadığı gibi kendi içindeki Yahudilere de katlanmayan bir “Medeniyettir.” Avrupa’nın bu Yahudi nefretinin bedelinin Filistin halkı tarafından ödenmesi ve Filistin’in işgal edilmesi ne kadar acı.

Filistin Direnişinden Çerkesler Ders Almalıdır!

Didaktik bir alt başlık ama bu bir gerçek.

Çerkesler ya da en azından şu bir avuç var oluş kavgası veren Çerkesler, 1 milyon 800 bin Filistinli’nin abluka altında, aç, susuz, yokluk içerisinde, tepelerine bombalar yağarken, evleri başlarına yıkılırken, 10’ar 10’ar, 20’şer 20’şer ölürken işgalci Siyonist ordusuna, Amerika’ya, Almanya’ya, Fransa’ya, Birlermiş Milletler’e, SUUD’lara, kalleş Mısır’a karşı verdikleri destansı direnişten kendi var olma mücadeleleri adına ders çıkarmalıdırlar.

Varlık mücadelesi, var olma kavgası böyle veriliyormuş demek ki.

Şimdi şu anda Filistinlilerin düşmanlarına karşı var olmak için ödedikleri bedeli bir düşünelim.

Analar babalar çocuksuz, çocuklar anasız babasız kalıyor. Aynı aileden 28 kişi ölüyor. Her yer kan revan içerisinde tam 20 küsur gündür bombalanıyorlar. Dile kolay bu patlayanlar piknik tüpü değil. İleri teknoloji ürünü bombalar. Sokaklarda keskin nişancılar var, insanlar yalandan ibaret “Ateşkesler”le kandırılıp sokağa indiklerinde topluca bombalanıyor. Ve daha neler  neler.

Ama Filistin halkı ve halkının direnen güçleri tüm zorluklara rağmen İsrail ordusunu rezil etmeyi başarıyorlar. İsrail askerleri çatışmalara girmemek için kendisini yaralıyor. Filistinliler toprağı taşı delerek tünellerle İsrail karakollarını yok ediyor.

Açlık, ilaçsızlık toplu ölümler her şey var Filistin’de.

Ama değişen bir şey yok; bir halk, kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle var olmak için, vatanını savunmak için direniyor.

Savaşıyor,

Parçalanıyor,

Yok ediliyor,

Katlediliyor,

Ama direniyor.

Yahudiler sadece Varşova gettosunda Faşist Nazilerle çarpışmışlardı.

Filistinliler ise her yeri Varşova gettosuna çevirdiler, GAZZE’de topyekun savaşıyor ve bedel ödüyorlar.

Biz ise 5 milyon Türkiye Çerkesi tam 20 yıldır adına DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ denen bir kukla yapı tarafından bilerek ve isteyerek aldatılıyoruz.

Daha bir DÇB’nin hakkından gelememişiz.

Bu arada DÇB tüm Çerkes halkını İŞGALCİ ve SOYKIRIMCI Rus devletinin 5. Kolu haline getirmiş durumda. Rusya ve DÇB diaspora Çerkeslerine her türlü utanmazlığıyla ve küstahlığıyla görev biçiyor görev veriyor ve biz VAROLUŞ mücadelesi vermek durumunda olan diaspora Çerkesleri hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamayı başarıyoruz.

Bugün içimiz İsrail işgalciliğine kinle ve nefretle dolu. İnsanlık adına. Değil mi?

Aynı SOYKIRIMI ÇERKES HALKINA ÇARLIK RUSYASI yaptı.

Ve bugün içinde bulunduğumuz zillete bakın.

Daha geçen ay DÇB Türkiye Çerkeslerinin en büyük federasyonu olan KAFFED’in başkanını açıkça tehdit etti, odasının önüne FSB ajanları dikti. İmzalamadığı evraklara rağmen KAFFED adına Tüm Çerkes halkını bağlayan açıklamalar yaptı.

Bir düşünün bakalım bundan yüz yıl sonra Filistinlilerin kalkıp da “-Bize yapılan soykırım ve işgalin sorumlusu şimdiki İsrail devleti değil. Biz Filistinliler varlığımızı İsrail devletinin egemenliğine ve refahına adayacağız.” dediğini.

Böyle bir şey duysanız ne derdiniz ne düşünürdünüz?

Ama DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ başkanı HAVTİ bunların hepsini söyledi.

Gıkınız çıkmadı. Derneklerimiz açıklama yapmadı.

“Hadi oradan! Sen de kimsin!” demedi.

Hiçbir şey yapılmadı, hiçbir tepki verilmedi.

Peki, şimdi sormak lazım değil midir?

Var olmak ve var kalmak, varlığı için her türlü mücadeleyi veren yokluk çeken ve katliama uğrayan Filistin halkına mı revadır; yoksa Çerkes halkına mı?

Bu omurgasız duruşla bu sinik adam sendecilikle bir halkın yaşayabileceğini mi sanıyorsunuz?

Bu kendine halkına ve tarihine yabancılaşmış, devşirilmiş kendi SOYKIRIMCISININ 5. Kolu olmuş haliyle mi ÇERKESLER VAR OLACAK VE VAR KALACAK!

Unutmayalım ki;

YAŞAMAK SALDIRIYA UĞRAMAKTIR.

VAR KALMAK İSE ANCAK MÜCADELE ETMEKLE MÜMKÜNDÜR.

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir