Tekrar TRT-Çerkesçe

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Her fırsatta yinelemeli, TRT-Çerkesçe kanalının açılmasını gündemden hiç düşürmemelidir.

TRT Çerkesçe demokratik açılımın pozitif ayrımcılık ayağıdır. Hani bir laf vardır “ağlamayan bebeğe meme verilmez” diye. Çerkesler Tv kanalı için seslerini çıkartmasalar dahi Türkiye’de “demokratım” diyen her birey, STK, Parti, yani kişiden örgüte kadar her demokrat fert veya oluşumun bu olguyu savunması gerekir. Bence esas demokrat olmanın mihenk taşlarından birisidir Çerkesçe yayın yapan bir Tv’yi savunmak.

***

Özel okullarda Türkçe dışındaki dillerde eğitimin önünün açılması Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir devrimdir. Bir kaç yıl öncesine kadar Çerkes hainlikle anılır, Kürt demek bölücülüğün daniskası, Ermeni eli kanlı katil, Rum palikarya, Araplar ise İngiliz işbirlikçisi kalleş olarak nitelenirdi. Peki ne oldu da bütün bu kavramlar yerlerini gerçek anlamlarına terk etmeye başladı?

Çerkes Halkı olarak öncelikli sorunumuz anadilimizdir. Anadili koruma ve geliştirmede öncelikli şart tabii ki Anadilde eğitimdir.

Anadilde eğitimi takip eden ikinci adım da Çerkesçe Tv’dir.

Çerkesçe eğitimde ilkokullarda sınıf oluşturulamamasının sebebi, halkımızın hala taşıdığı “başıma bir şey gelir mi” çekincesidir. Biraz vurdumduymazlık, biraz da “Çerkesçe yi ben biliyorum da ne faydasını görüyorum” şeklindeki meseleye yüzeysel bakış da etkili olmaktadır.

***

Geçenlerde başımdan geçen bir olayı anlatayım: İzmir’de bir kurumda bir kelimeyi doğru kullandığım için bir genç beni takdir edince, “Türkçeyi sonradan öğrenmeme rağmen dil bilgisi kurallarına uymaya çalışırım” dedim. Genç “Türkçeyi sonradan öğrendiğimi “söylememe biraz bozulduysa da gerçek ortada. Biz Türkçeyi sonradan öğrenen fakat çoğu Türk’ten daha iyi kullanan bir kuşağız.

Köylerimizde görev yapan Köy Enstitüsü mezunu devşirilmiş Çerkes öğretmenler Çerkesçe konuşmamızı yasaklar ve konuşanlar hafta sonu sıra dayağından geçirilirdi. Tek parti yönetiminde asimilasyonun ilk temellerini devşirilen bu kendi insanlarımız atmıştı.

Merkezi yönetim Uzunyayla Çerkeslerini çok sevdiği(!) için kültürlerini geliştirmeleri için 1950 öncesi bütün köylerde okullar açtı. İlk etapta devşirdikleri ve Köy Enstitülerinde formatladıkları Çerkes çocukları Uzunyayla köylerine öğretmen olarak gönderdiler. Aynı yörenin çocuklarını asimilasyon aracı olarak kullandılar.

***

Tekrar başa dönersek…

TRT-Çerkesçe ısrarlarımın gerekçelerinden biri de kurucu iradenin Çerkeslere olan özel borcudur. Hoş, aslında Çerkesleri yok sayan, ancak “hainlikle” nitelendiren de kurucu iradenin bizatihi kendisidir ya.

Bazılarının da artık kabullenmeye başladığı, kurucu iradenin başarısının temeli Çerkeslerin cansiperane fedâkârlıklarıdır. Kurucu iradenin ve vesayetçi sistemin “ulus inşa” çalışması başarılamamasına rağmen arada kaynayan Çerkesler olmuştur.

Çerkeslerin TRT’den kanal talebini desteklemek, pozitif ayrımcılığın da bir hak olduğunu dikkate alarak, ülke demokratları açısından demokratlıklarının gerektirdiği bir görev; kurucu iradenin uygulayıcısı olan devlet içinde bir vefa borcudur.

Post Views: 14

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir