BALKAR SELÇUK
Biz kendi işimize bakalım.
Önümüzdeki yerel seçimlerin genel seçim havasında geçeceği anlaşıldı. Öyle görülüyor ki eski Türkiye’nin partileri (CHP ve MHP) ciddi bir varlık gösteremeyecekler ve yeni Türkiye’nin partileri (AKP ve BDP-HDP) bu seçimlerden güçlenerek ve özelikle de Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde Genel Seçimlerde de göreceğimiz gibi dişe diş mücadele edecekler.
İlginç bir şekilde bu seçim döneminde AKP, Gülen Mezhebiyle kavga ederek, ondan gelen salvoları savuşturarak, karşı ataklar yaparak, bu arada da bu mücadeleyi siyasete getirisi hayli belirgin bir girdi olarak tahvil etmeyi ve geri kalan boş zamanlarında da eski Türkiye’nin siyasi partilerini pataklayarak geçiriyor.
Örgütlü ve adam adama markajla teşkilatlanmış pragmatik bir Mezhep olan Gülen grubunun ise 30 yıl içerisinde ne kadar güçlendiğine, popülerliklerinin nasıl zirve yaptığına ve şimdi de nasıl gözden düştüklerine şahit oluyoruz. Bu mücadele sürgit devam etmeyeceğine göre bir yerde bitecek ve bu bitiş muhtemelen de Genel Seçimlerden sonra olacaktır.
İyi yönetilebilseydi Türkiye’nin dış dünyadaki etkin bir yumuşak gücü olabilecek olan Gülen mezhebinin kendisini bir çeşit Kamikaze operasyonlarıyla yok etmesi üzücüdür. Ve bunun tek ve yegâne sorumlusu hırsını ve yönetme arzusunu frenleyemeyen Fethullah Gülen’dir.
Yine de var olan hiçbir şey yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Gülen mezhebi de buhar olup uçmayacağına göre varlığını devam ettirecektir. Üstelik artık bu kadar beynelmilel bir hal alan bu yapının öyle hükümetle ters düştüğü için dağılacağını düşünmek saflık olur. Hem Gülenciler, hem de AKP karşılaştıkları sorunlarla baş edebilecek kadrolara imkan ve lojistiğe sahiptirler. Dolayısıyla Çerkesler olarak bizi bu kavga bir yerden sonra hiç ilgilendirmemektedir.
Ne AKP, ne de Gülen Mezhebi’nin Çerkeslerle ilgili kayda değer bir bağı ve olumlu duruşu olmadığına göre bu kavga bizi neden ilgilendirsin? Bu bir II. Kurtuluş Savaşı ise Başkumandan Erdoğan’dır ve bu savaş onu ilgilendirir. Yok eğer bu bir İman Mücadelesi ise artık İSA’nın misyonuna soyunan Fethullah Gülen ve inananları buyursunlar kendi davalarının kavgasını versinler, bizi ilgilendirmez. Böylece biz de, bugüne kadar hiçbir mücadele vermeden hep etrafından dolanarak işlerini yürüten Gülen Mezhebi’nin iş başa düştüğünde nasıl mücadele vereceğini görmüş oluruz. Bu ülkede her kes mücadele ederek var oldu sadece onlar kenardan dolaştı. Ama artık bu taktik işe yaramıyor. Bakalım haklı olduğuna inandıkları yolda ne kadar daha kendi devletleri ve o devletin seçilmiş hükümetiyle mücadele edecekler?
Yeni Türkiye’de HDP Türkiye Partisi Olmak İstiyorsa…
Bunun yolu marjinal Türk soluyla birleşmek değil, Türkiye’deki halklara yakınlaşmaktan geçer. AKP’de Başbakan’ın Çerkeslere koyduğu rezervin kalkacağına dair bir emare olmadığına göre ve Çerkesler hala Açılım ve Demokratikleşme Sürecinin ısrarla dışında tutulduğuna göre Türkiye Çerkeslerinin genel seçimlerden önce kendi siyasi partilerini kurmaları ve kendi adayları ile seçimlere katılmaları en doğrusu olacaktır. Bunu yaparken de ana dil, kimlik ve haklar üst başlıkları konusunda her halde Çerkeslerin hiç zorlanmadan anlaşabilecekleri ve seçimlere belki de birlikte katılabilecekleri en güçlü yapı şüphesiz HDP’dir.
Sağ ve muhafazakar partilere Çerkeslerin yaşadığı asimilasyon sorununu, yaşadıkları soykırımı ve ihtiyaç duyulan politikaları anlatana kadar köprülerin altından daha çok suların akacağı kesindir.
Kendi imge dünyasında “Şamilin Torunları”, “Çırpınırdı Karadeniz” ve “Hain Çerkes Ethem” dışında Çerkesleri çağrıştıracak neredeyse hiçbir şey bulunmayan AKP-MHP ve CHP’ye laf anlatana kadar Çerkesler, tüm sorunlarını kendi kuracakları siyasi partiyle dile getirmeli ve genel seçimlerde mümkünse HDP ile birlikte hareket etmelidir.
Buna kentli orta sınıf Çerkeslerden bolca itiraz geleceği açıktır. Onlar HDP ile birlikte seçimlere girmektense bir 85 yıl daha “Hain Çerkes Ethem’in Çocukları” olarak kalmayı tercih edeceklerdir. Ama bizim artık bu kadar dışlanmaya ve yok sayılmaya tahammülümüz kalmamıştır. Türkiye Çerkeslerinin sorunları her ne ise o sorunları Millet Meclisine taşıyacak kadrolara ihtiyaç vardır. Ve bu durumu aşacak tek opsiyon kimlik ve dil siyaseti de yapan HDP ile ittifak yapmaktan geçmektedir. Çerkesler sağ ve muhafazakar partilere harcayacakları enerjinin çok azını kendilerini ve sorunlarını HDP ile müzakere ederek meclis çatısı altına taşıyabileceklerdir.
Post Views: 17
