Türkiye’ye ve Dünyaya Söyleyecek Sözümüz Var!

MURAT ÖZDEN

Çerkes Halkı 150 yıldan bu yana oluşturduğu kültür dernekleri ile içe dönük olarak varlığını sürdürdü. “Ne kadar asil, ne kadar kahraman, xabzesinin ne kadar önemli” olduğunu anlattı durdu kendi kendine. Soykırım travmasını atlatamamış, asimilasyoncu baskılarla bunaltılmış bir halkın yapabileceği çok fazla da bir şey yoktu. İçe kapanıp yavaş yavaş ölümü beklemekti tercih edilen.

Kültür Dernekleri Çerkes Halkının öğretilmiş çaresizliğiydi. En kolay ve en basit örgütlenme biçimi olan derneklerle yetinip, onu kutsayan bir anlayış Çerkeslere hakim olmuştu.

Dernek yedi kişinin bir araya gelip, bir tüzük hazırlayarak dernekler masasına teslim etmesiyle kuruluyor. Onun için şu anda Türkiye’de 93.500 dernek faaliyet gösteriyor. Çerkeslerin oluşturduğu dernek sayısı Türkiye’deki dernek sayısının binde  birine tekabül ediyor. Üye sayısı olarak ise çok daha az bir orana tekabül ediyor Çerkesler.

Ve Çerkeslerin  derneklerinde, hemşehri dernekçiliğinden ileri bir çalışma ortaya konamamaktadır.

Oysa dünyada yaşanmış en ağır soykırımlardan birine tabi tutulmuş, vatanından sürülmüş, ulusal varlığı, dili, kültürü yok olma tehdidi altında olan bir halkın sorunlarının çözümü dernekler aracılığıyla yürütülebilir mi?

Tabiî ki yürütülemez.

Eğer Çerkes Halkının varlık mücadelesinde dernekçiliği bir başarı olarak görürsek, kafamızı devekuşu misali kuma gömmüş, yakıcı asimilasyon sorununu ve yok oluşumuzu görmezden gelmiş oluruz.

Çerkes Halkının soykırıma uğraması, vatanından sürülmesi, sürüldüğü coğrafyada alabildiğine birbirine uzak olarak yerleştirilmesi, asimile edilip yok edilmesi tamamen siyasi nedenlere dayanmaktadır.

Siyasi nedenlerin yarattığı sorunlar yine siyasetle çözülür. Siyaset ise siyasi araçlarla yapılır. Siyasi araç örgütlenmesinin kristalize olmuş şekli siyasi partidir. Siyasi partiler halkın taleplerini kamuoyuna, dünyaya ve siyasi kurumlara anlatırlar ve çözüm yolları üretirler.

***

Çerkes Halkı da ağır sorunlarının çözümü için, 2011 yılının başında ÇHİ ile başlattığı siyasallaşma sürecini bir üst boyuta taşımayı hedefliyor. Artık Çerkesler siyasi bir mesele olan Çerkes sorununu siyasi muhataplarına, siyasi partileri aracılığıyla taşıyacaklar.

ÇHİ’nin yürüttüğü demokratik mücadele sürecinde en büyük direnç, Çerkes Kurumları ve Çerkeslik üzerinden konum elde etmiş kişilerden gelmişti. Aynı direnç ve karalama Çerkeslerin partileşme sürecinde de devam ediyor.

Güvenli ve sıcak dernek salonlarının dışına çıkıp, yaşadığımız ülkeye ve dünyaya söyleyecek sözümüzün olması

gerekiyor. Yıllar yılı kendi kendine çalıp söylemiş bir halk için bu hiç de kolay bir şey değil.

Ama Amerika’yı yeniden keşfetmek de gerekmiyor. Kurulu bir siyasi yapı içerisinde çalışmakla, yeni baştan siyaset inşa etmenin arasında dağlar kadar fark olduğunu biliyoruz.

Siyasetin ortak dilini oluşturmanın, ortak hedefini belirlemenin ve kaynaklarını yaratmanın ne kadar zor ve zahmetli olduğunu biliyoruz.

Ama haksızlığa uğrayanların mücadele ettiklerinde mutlaka başaracaklarını da biliyoruz.

Çerkes Halkı uğradığı büyük haksızlığın (soykırım ve asimilasyonun) hesabını sormak için yola çıkarken, tüm haksızlığa uğramış etnik kesimlerin de (Lazların, Pomakların, Gürcülerin, Boşnakların, Arnavutların, Ermenilerin, Yahudilerin, Türkmenlerin, Azerilerin, Süryanilerin) sesi olacaktır.

Demokratikleşme sürecinden dışlanan ve görmezden gelinen tüm kesimler kendilerini ÇDH-Çoğulcu Demokrasi Hareketi içerisinde  ifade edeceklerdir.

Partileşme sürecini hedefleyerek yola çıkan ÇDH  -Çoğulcu Demokrasi Hareketi- tüm haksızlığa uğramış etnik topluluklar için adalet arayacaktır.

Daha adil, daha renkli, daha çoğulcu ve azınlıkların bileşenlerinin çoğunluğu oluşturduğu bir dünya yaratmak için ilerlemeye devam edeceğiz.

Post Views: 4

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir