EROL KILIÇ KUTELYA
Abhazya Cumhuriyeti’nin 20. Zafer Yıldönümü Kutlamaları’na katılmak için başkent Suhum’daydık.
Özgür Abhazya’nın cadde ve sokaklarında özgürce dolaştık. Sokaktaki insanların seslerini, konuşmalarını yerinde dinledik.
Çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı Abhazya’da her halk sokaklarda kendi anadili ile konuşuyordu ve bu durum Abhazya’daki demokrasi ve insan hakları için iyi bir göstergeydi.
1915 yılındaki tehcirle denizin karşı yakasındaki Abhazya’ya gelmek zorunda bırakılan Hemşinliler kendi diyalektleriyle, Ermeniler kendi dilleri ile konuşuyorlardı.
Abhazya’da yaşıyan ”lom” çingeleri de kendi dilleri ile konuşuyor, hatta pazardaki satıcı kadınlar kendi aralarındaki ”ağız kavgaları”nı da kendi dilleri yapıyorlardı.
Türkiye diasporasından gelen Abhazlar sokaklarda bir araya gelince Türkçe; Suriye diasporasından gelen Abhazlar ise sokaklarda Arapça konuşuyorlardı.
Türkiye’den gelenler, kendi kahvehanelerini ve restaurantlarını kurmuşlar, buraların bir buluşma, dertleşme ve Türkçe sohbet mekanı haline geldiğini gördük. Keza aynı durum Suriye diasporasından gelenler için de geçerli, onlar da kendi kahvehane ve restaurantlarını açmışlar orada da hakim dil Arapçaydı.
Abhazya’da yaşayan Abhazların da cadde ve sokalarda Abhazça yerine genelde Rusçayı tercih ettiklerine şahit olduk.
Ticari işletmelerde, otel ve restaurantlarda, devlet kurum ve kuruluşlarında Abhaz dilini bilen ve konuşanların sayısının çok az olduğunu gözledik.
Abhazya’da ticari hayatta da, kültürel ve sosyal hayatta da Abhazça’nın olması gereken yeri almadığını saptadık.
Abhazya’da Abhazlar halkların anadillerine saygılıydı ama kendi anadillerine gereken saygıyı göstermediklerini tespit ettik.
Bugün Abhazya Cumhuriyeti’nde biri özel iki televizyon kanalı var her iki kanalda da Abhaz dili ile yayın çok az. Yayınlar genellikle Rusça.
Kitapçılara gidip Abhazça günlük gazete istediğin zaman satıcı yüzüne ”Bu adam ne diyor” diye bakıyor. Ama aynı gazetecide Abhazya ile ilgili Rusça günlük gazeteler bulmak mümkün.
Abhazya’da üretilen ürünlerin tanıtım etiketlerinde Abhazça bir veya iki kelime yer alırken ağırlıklı dil yine Rusça.
Cadde ve sokaklardaki tabelalarda da Abhazça’yı değil Rusça’yı görmekteyiz.
Gezimizde Abhaz öğretmen ve öğrencileri ile birebir görüştük onlara şu soruyu yöneltik:
– Abhazça dersi okullarda haftada kaç saat okutuluyor?
Aldığımız cevap hiç iç açıçı değildi. Haftada Abhazça dersi topu topuna üç saatti.
Haftada üç saat Abhazça dersi ile Abhazça öğretilemez, hatta çocuk evine dönüp evinde anne ve babası Abhazça konuşmuyor veya konuşamıyorsa hiç öğretilemez.
Tarih ve coğrafya gibi sosyal derslerin de Abhazça değil, Rusça okutulduğunu öğrendik, bu da Abhazça için bir handikap. Sosyal derslerin biran evvel Abhazça verilmesine geçilmelidir, geçilmelidir ki Abhazça öğrenimine katkısı olsun.
Bu aşamada matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi fen ağırlıklı derslerin Rusça verilmesi ama bu konuda da tedrici olarak ”B” planlarının oluşturulması gerekir kanaatine vardık.
Unutmayalım, bir halkın uluslaşma sürecinin tamamlanması için, o halkın anadilinin sadece edebiyatı değil, günümüz bilim ve teknolojisine de cevap verecek bir dil olması gerekir.
Şimdi yaşadığımız ve vatandaşı olduğumuz Türkiye’den iki örnek vermek isterim.
1- 2923 Sayılı Yabancı dil Eğitimi ve Öğretimi ile Türk vatandaşlarının farklı dil ve lehçelerinin öğrenilmesi hakkında kanun kapsamında ”Yaşayan diller ve lehçeler” seçmeli dersleri haftada iki saat verilmektedir.
2- Türkiye’de Türkçe dersi ilk 2 yıl haftada 10 saat, 3. ve 4. sınıflarda haftada 8 saat, 5. ve 6. sınıflarda haftada 6 saat, 7. ve 8. sınıflarda haftada 5 saat okutulmaktadır.
Abhazya Cumhuriyeti’nde okullarda Abhazça haftada üç saat ve tüm sosyal bilgiler dersleri de Rusça.
Abhazça, Abhazya’da bir anadil değil, adeta bir yabancı dil görümündedir.
Abhazya Cumhuriyeti egemen bir devlettir ama, Abhazça Abhazya’da henüz egemen bir dil değil.
Post Views: 5
