Bu Oyundan Çıkış Yok!

BALKAR SELÇUK

Yani küreselleşmeden.

Ulus devlete hazırlıksız yakalanan bu toprakların neler çektiğini biliyoruz. Dün ulus devletleri kurarken Osmanlıyı hazırlıksız yakalayan ve onu paramparça eden Tüccar-Medeniyeti bu gün küreselleşme çağında Türkiye’yi yeniden hazırlıksız yakalamak istiyor olabilir.

Dün, Osmanlı moderniteye hazırlıksız yakalanmış olsa da bugün Türkiye küreselleşmeyi kuralına göre oynuyor. Bu oyundan çıkış yok kuralına göre oynamak var.

Küreselleşmeyi matah bir şeymiş gibi bize pazarlayan Tüccar-Medeniyeti aynı sahtekarlığı daha önce moderniteyi pazarlarken de yapmıştı. Şimdi modern ulus devletin yetiştirdiği kuşakların küreselleşme karşıtı olmaları ne garip değil mi? Hâlbuki modern-ulus devletleri yaratan güçle küreselleşmeyi dayatan güç aynı. Üstelik de ilki kadar kural tanımaz ve çıkarcı.

Şimdi dört tarafı savaşlar ve çatışmalarla ve ekonomik bunalımlarla çevrili bu ülkede birileri İstanbul’un orta yerinde “Başbakan istifa etsin ortalık şenlensin!” diyorsa buna ne demeli? Ortada muhafazakarla diktatörü ayırt edemeyen bir yığın hödük var.

Türkiye hızla küreselleşecek ve küresel tetikçilerin istediği gibi değil, Türk devleti’nin istediği gibi olacak bu. Küreselleşme devletin kendisini imha etmesi değil ağırlıklarını atmasıdır. Ulus devlete engel olmayanlar küreselleşmeye de engel olamayacaklar. Ancak şimdi sıkıntı Türkiye’nin küreselleşme çağına parçalanmadan ve ekonomik olarak çökmemiş bir şekilde girmesidir. Bu oyunun adı ne kadar değişse de asıl olan moderniteyi başlatan güçlerin küreselleşmeyi de başlatmasıdır. Dolayısıyla sömüren ve sömürülen arasında değişen bir şeyin olmaması esastır.

Akdeniz Havzasındaki Bu Çatışma Hiç Bitmeyecek…

Gerçi devleti ve dini yaratan ve insanlığın başına saran havza Mezopotamyadır. Ancak Mezopotamya ve Ortadoğu’nun bu alandaki belirleyiciliği modernizm başlamadan çok önce bitmiştir. Modernizm ve Tüccar-Medeniyeti 1200’lerden itibaren bu kez Kıta Avrupası’nda şekillenmeye başladı ve daha ilk yüzyıldan itibaren Osmanoğullarıyla savaşan ve çatışan bir coğrafyada şekillendi. Sonunda kendisine ayak bağı olan diğer kurumlarla birlikte bir İmparatorluk olan Osmanoğulları da yok edildi. Ne var ki imparatorluk merkezi Balkanlardan gelen Türkler ve Kafkasyalı kadroların da olağan üstü katkılarıyla işgal altına alınamadan kendisini yeniden ve radikal bir şekilde ulus devlet olarak kurtardı.

        Anadolu’nun bu kurtuluş savaşında Mustafa Kemal ile Çerkes Ethem’in kökenleri bile bu savaşta Balkan-Kafkas hattının ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.

        Şimdilerde yaşanan temel çatışma ise Türkiye’nin sanıldığı gibi yeni Osmanlıcı bir politika izliyor olması değildir. Çünkü an itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı devletinin hinterlandından çok daha uzak bölgelerde fiilen, ekonomik ve operasyonel anlamda faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Osmanlıyı modern çağlara parçalayarak sokan Tüccar-Medeniyeti’nin kurucuları için bu durum kabul edilemezdir.

Küreselleşmeciler çok güçlü olabilirler, teknolojik dönüşüm nedeniyle küreselleşme kaçınılmaz da olabilir. Ancak şunu fark etmek gerekiyor ki Ulus Devletler buhar olup uçmayacaktır. En az 800 yıl süren kuruluş aşamasıyla ulus devlet hala güçlüdür. Üstelik demokrasi ile kendisini koruyadabilir. Dahası küreselleşmeci Tüccarlar çok güçlü olabilirler ancak hala vergi toplayan ve insanları askere alan ve yasaları yapan ulus devletlerdir.

Özele inersek Türkiye’de demokrasi son 15 gündür yaşanan krizi kaldıracak güçtedir. Kuzey Afrika’da başlayan ve Türkiye’ye Kürtler üzerinden girmesi istenen BAHAR yaşanamamıştır. Bunun yaşattığı hayal kırıklığı ve Kürtlerle devletin barışma ihtimali kürselleşmecileri acele ve iyi etüt edilmemiş provakasyonlara itmiştir.

Şimdi Taksim’de ve Gezi’de direnen solcular, “Biz Solcuyuz ancak oyuna gelmeyiz” diyorlarsa yanılıyorlar. Bal gibi de oyuna geldiler. Muhafazakar ancak demokrat bir Başbakan’dan diktatör yaratmak için Taksim-Gezi hattı çatışmasından çok daha fazla şeye ihtiyaçları var.

***

Taksim –Gezi ve Bazı Çerkes’lere Dair:

–  Jıneps gazetesi Ş harfinden orak-çekiçli sloganlarla Gezi’de çadır kurmuş…

Bravo!

Gazete misiniz, sivil toplum kuruluşu mu? Yeraltı örgütü mü, aktivist mi?

–    Cem Boyner tarafından tam gaz desteklenen Gezi parkı olaylarına katılan ve kendilerine “Sosyalist-Çerkesler” diyen bir grup varmış… Bir açıklamalarında Kapitalizmle sonuna kadar mücadele edeceklerini söylemişler….

Kutlarım…

Marx mezarında ters dönmüştür herhalde…

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir